17 Aralık 2017 Pazar
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 8°C
Yağmur
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
HERKESİN NEFRET ETTİĞİ ÇOCUK (1)
Yazı Tarihi: 21 Eylül 2017 Perşembe 07:48

Bir kış gecesiydi. Nebraska’nın bütün dünyada “Çocuklar Kasabası” veya “Boys Town” adıyla tanınan köyde, Flannagan Baba’nın masasının üzerindeki telefon çaldı.

Telefon eden polis müdürüydü. Telaş içinde Flannagan’a:

-Boş bir yeriniz var mı? diye sordu.

Boys Town’da bir çocuk için her zaman yer bulunabilirdi.

Flannagan Baba’nın çocuğun nerede olduğunu sorması üzerine konuşma devam etti.

-Şimdilik hapishanede. Bu çocuk korkunç bir mahkum. Bugüne kadar bir bankayı bastı ve üç dükkan soydu.”

-Kaç yaşında?

-Sekiz buçuk.

Telefon başındaki rahip hayretten dona kalmıştı.

-Kaç yaşında dediniz? diye bağırdı.

Aldığı cevap şu oldu:

-Yaşı sizi aldatmasın! Benim size tarif ettiğimden daha berbat bir mahkum. Bizi ondan kurtarmayı kabul ediyor musunuz?

Rahip Edvard Joseph Flannagan, senelerden beri toplumun istemediği her türlü din, ırk ve yaşlara mensup çocukları Boys Town’da koruması altına almaktaydı. Polis Müdürüne:

-Sekiz buçuk yaşındaki bir çocukla başa çıkamazsam görevimden istifa edeyim daha iyi! dedi. Onu bana gönderin!

Üç gün sonra oldukça soluk yüzlü bir çocuk koltuğunun altında bir bohça olduğu halde, rahip Flannagan’ın çalışma odasındaydı. Kısacık bir boyu, yüzüne düşen karmakarışık kestane rengi saçları ve uzun kirpikleri arasında yarı kapalı duran hain bakışlı kara gözleri vardı.

Dudaklarının arasından bir sigara sarkıyordu. Adı, Eddie’ydi.

Rahip Flannagan’ın kalbi, bütün çocuklara karşı derin bir sevgi hissiyle doluydu. Eddie’ye bir sandalyeye oturmasını işaret ettikten sonra, onun hakkındaki raporu gözden geçirdi.

Hiç kimse soyadını bilmediğinden, çocuk sadece Eddie diye çağırılıyordu. Şehrin varoşlarında perişan bir mahallede dünyaya gelmişti. Dört yaşına gelemden annesini, babasını kaybettiğinden, kendisine ara sıra yiyecek verme lütfunda bulunan fakir ailelerin yanında sefil bir hayat sürüyordu. (Devamı Yarın)

Kaynak: Yaşanmış Öyküler

Yazar: Selim Gündüzalp

Sahife: 64-65

VİCTOR HUGO VE NOTRE DAME DE PARİS’İN YAZILIŞI

1802-1885 yılları arasında yaşamış Victor Hugo, Dünya Edebiyatına önemli yapıtlar kazandırmış Fransız romancıdır. Bu büyük eserlerden bir olan “Notre Dame de Paris” adlı kitabını yazmaya başladığında, bütün giyeceklerini bir sandığa koyarak yakın bir dostuna verir.

Eserine yoğunlaşıp onu tamamlayabilmek için böyle bir yönete başvuran Hugo, dostuna kitap bitmeden elbiselerini getirmemesi için sıkı sıkıya uyarıda bulunmayı da ihmal etmez.

 

TÜRK’ÜN DOSTU VAR MI?

28 Haziran 1923’te Ankara Erkek Lisesi’nde sınava giren çocuklardan biri sorulan bir soruya şöyle karşılık vermişti:

-Fransa ile geleneksel dostluğumuzun gereği…

Atatürk, sözünü keserek sordu:

-Hangi geleneksel dostluk? Bu nereden çıktı? Kim söyledi bunu?

O zaman coğrafya hocası ayağa kalkarak:

“Ben söyledim, paşam!” diye onun öfkesini azaltmaya çalıştı.

Bana dönerek:

“Sen söyle tarih hocası!” deyince hemen ayağa kalkarak yanıt verdim:

“Paşam ortada geleneksel dostluk diye bir şey yoktur. Yalnız ortak hareketlere, Fransız yazarları geleneksel dostluk niteliği vermişlerdir.

Örneğin; Kırım Savaşı’nda olduğu gibi…”

“Aferin! Bu gerçekten böyledir. Acınarak söylüyorum:

Türk’ün geleneksel dostu yoktur. Çıkarlar ortak olunca, Avrupalılar bunu hemen geleneksel dostluk adını vermişlerdir” dedi.

 

YİNE Mİ?

Kalabalık bir aile, bir kış günü arabalarına dolup yola çıktılar. Yollar hem çok karlı hem de çok kaygandı. Evlerinin birkaç yüz metre ilerisindeki tepeyi aşmak üzereyken, araba kaydı ve yarım metre bir daire çizerek geldikleri yöne geri döndü.

Biraz sağır olan büyükanneden başka herkes korkudan tir tir korkuyordu.

Büyükanne ise oturduğu yerden sabırsızlıkla sızlandı:

“Yine mi bir şey unuttunuz?”…”

 

HAYVAN HAKLARI EVRENSEL BİLGİRGESİ (1)

Fethiye’de kaldığımız sitede bulunan 52 ev sahibinin çoğu evlerinde kedi, köpek besliyorlar. Fethiye’de hemen hemen tüm sokaklarda su kapları ve hazır yiyecek kapları var.

Cuma günü nerelere gittiğimizi sizlere bundan evvelki günlerde anlatmıştım.

PATARA’dan Fethiye’ye dönerken arabayı kullanan oğlum İlkem birden frene bastı. “Ne oluyor, derken hemen durduk” “Oğlum ne oldu? Neden durdun? diye sorduktan sonra:

“Baba bir köpek gördüm kıyıda. Bir bakmam lazım” dedi.

Hemen indik arabadan ve oğlum bir şişe su aldı ve zor nefes alan köpeğin yanında oldu. Su ile ilk evvela ağzına eliyle biraz su verdi. Daha sonra bir kap aldı arabadan. Suyu kabın içine döktü ve zor nefes alan köpeğe doğru kabı uzattı.

İnanın köpeğin su içişini görünce hepimiz üzüldük. Öyle bir içiyor ki bir şişe su hemen bitti. Oysa hayvan daha su istiyordu.

Hemen arabaya atlayıp bir benzinliğe kadar gittik ve 1,5 litre su aldık. Köpeğe hemen verdik suyu. İnanın hepsini içti. Eşim de soğuk suyu ayaklarına ve başına su döktü.

Orada bırakamazdık onu. Oğlum hemen arabaya götürdü ve oradan hemen veterinere götürdük. İki iğne vurdu veteriner.

Oğlum, bu köpeği burada bırakamam, eve götürüp bir iki gün bakalım, dedi. Köpeği kucaklayıp ikinci katta bir odaya bıraktı.

Sabah kalktığımızda köpeği mamasını yemiş, suyunu içmiş olarak gördük ve ölmediğine sevindik. Yavaş sesle havlamaya başladı. Bir-iki gün daha evde tutacağız.

Zaten evde 3 köpek 4 kedisi vardı oğlumun…

X         x          x         

Sevgili hayvan severler, sizlere “Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesini” yazıyorum. Lütfen okuyun!

1.Bütün hayvanlar yaşam önünde eşit doğarlar ve aynı var olma hakkına sahiptirler.

2.Bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir. Bir hayvan türü olan insan, öbür hayvanları yok edemez. Bu hakkı çiğneyerek onları öldüremez sömüremez. Bilgilerini hayvanların hizmetine sunakla görevlidir. Bütün hayvanların insanca gözetilme, bakılma ve korunma hakkı vardır.

3.Hiçbir hayvana kötü davranılmaz, acımasız ve zalimce eylem, yapılamaz. Bir hayvanın öldürülmesi zorunlu olursa, bu bir anda acı çektirmeden ve korkutmadan yapılmalıdır.

4.Yabani türden olan bütün hayvanlar, kendi özel doğal çevrelerinde karada, havada ve suda yaşama ve üreme hakkında sahiptir. Eğitim amaçlı olsa bile özgürlükten yoksu kılmanın her çeşidi bu hakka aykırıdır.

5.Geleneksel olarak insanların çevresinde yaşayan bir türden olan bütün hayvanlar uyumlu bir biçimde türüne özgü yaşam koşulları ve özgürlük içinde yaşama ve üreme hakkına sahiptir.

6.İnsanların yanlarına aldıkları bütün hayvanlar doğal ömür uzunluklarına uygun sürece yaşama hakkına sahiptir. Bir hayvanı terk etmek acımasız ve aşağılık bir davranıştır.

(Devamı Yarın)

Not: Bu maddeler 14 adettir. Devamını yarın yayınlayacağım.

 

 

 

Bu yazı 305 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» ANNE SEVGİSİ
» AL BUNU PAYLAŞ
» BİZİ TELEVİZYON VE İNTERNET ŞİŞİRİYOR!
» SİSTEM
» BU DEVLET NASIL YIKILIR?
» DOKTOR SEMMELWEİS
» DOKTOR TAVSİYESİ
» POLDEVİ FELAKETZEDELERİNE YARDIM
» TEDAVİNİN EN UCUZU
» EN ÜSTÜN RÜTBE
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter