22 Ekim 2017 Pazar
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 20°C
Açık
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
DOKTOR SEMMELWEİS
Yazı Tarihi: 07 Ekim 2017 Cumartesi 07:24

1850’li yıllardı. Viyana Hastanesi’nde işler hiç iyi gitmiyordu. Hastanede, iki doğum bölümü vardı ve bunlardan birinde doğum yapan her yüz kadından en az ellisi ‘Loğusa Humması’ denen hastalıktan ölüyordu.

Henüz kimse mikroplardan, virüslerden, bakterilerden haberdar değildi. Pasteur’un hastalık taşıyan mikroorganizmaları keşfetmesine neredeyse elli yıl vardı.

Hastanede görev yapan profesörlerin hemen hepsi, bu işi elbiselerin ve asistanların uğursuzluğuna bağlıyordu.

Ancak Dr. Semmelweis onlarla aynı fikirde değildi. O, tıp öğrencilerinin kadavraları kesip biçtikten sonra ellerini hiç yıkamadan doğumhanelere girip çıktıklarını fark etmişti ve kendi yönettiği bölümde tüm doktor ve doktor adaylarının doğumhanelere girip çıktıklarında ellerini kireçli su ile yıkamalarını istemişti.

Yirmi sekiz yaşındaki Dr. Semmelweis’in  bu küçük isteği, kısa zamanda etkisini gösterdi. Loğusa hummasından ölüm oranları çok aşağılara düştü.

Ancak hastanenin ileri gelenleri, Dr. Semmelweis’in bu küçük değişikliğini hiç hoş karşılamadılar. Onu hastaneden kovdular, doktorluk yapmasına engel oldular. Semmelweis’in bir doktordan çok bir şarlatan olduğunu ortalığa yaydılar. Bir doktora ellerini  yıkamasını teklif etmenin, meslek onuru ile bağdaşmayacağını öne sürdüler.

Ve günümüzden çok değil 150 yıl evvel sadece ama sadece doktorların ameliyat ve doğumlara girmeden önce ellerini yıkamalarını tavsiye eden bu ileri görüşlü adam 47 yaşında yalnızlıktan ve açlıktan çıldırarak hayata gözlerini yumdu.

Not: Sevgili okurlarım bilhassa kahvelerde oynadığımız kağıtlar, okey taşları, tavladan sonra yemeklerden önce ve sonra ellerinizi mutlaka sabunla yıkayın.

Ellerinizdeki mikroplar o kadar küçük ki onları gözlerimizle görmemize imkan yok. Mikroplar ancak mikroskopla görülebilir. Meyve-sebzeleri yıkamadan sakın yemeyin.

Kaynak: Şifa ÖYKÜLERİ Yazan: Selim Gündüzalp Sahife: 15-16

 

KIYMETİ BİLİNMEYEN BİR NİMET

Sonradan sahip olduğunuz her şey bir nimettir. Önemli olan kazanmak, elde etmek değil kıymetini bilmek ve elde tutmaya devam etmektir.

Gençlik işte öyle bir nimettir ki ihtiyar olanlar daha iyi anlıyorlar. Gençler yarınlarının hayal ve umutlarıyla, ihtiyarlar da gençliklerindeki hatıralarla yaşarlar.

Genç olduğu halde, ihtiyar gibi akıllı ve olgun davranırlar. Peygamberimiz tarafından öğütlenmiş müjdelere nail olmuşlardır.

Gençlik bir mevsim gibidir, içinde yazı da kışı da soğuk ve sıcağı yağmur ve bembeyaz kar tanelerini içinde taşırlar.

Geçip gider ve dönüşü de bir daha olmaz. İnsan çok şeye sahip olur, kaybeder. Allah dilerse daha iyilerini nasip eder ama gençlik öyle değil. Kendi nefsi ile uğraşan, hespalaşan, yaptıklarını hesap eden yarınlara ümitle bakan, yapıcı, seven, üretken, faydalı ve Allah’tan gerçekten korkan gençlere ihtiyacımız pek çoktur.

İyiyi kötüyü bilen, hayırlıyı şer olandan ayırmasını bilen, kırıcı olmayan gençler elbette vardır. Onları bulmak ve onların kıymetini bilmek bizlere çok gerekli. Etrafını dikenlerle sardığın gençlikten bol verim bekleme. Bahçenin güzelliği bahçıvana yeter.

 

ANLAŞMA

Yeni evli bir karı koca bir akşam evlerinde oturup oradan buradan konuşurlarken nereden ve nasıl açıldığını bile hatırlamadıkları önemsiz bir mesele yüzünden tartışmaya başlamışlardı.

Kadın tartışmadan çok sıkılmıştı ve bu işi daha fazla uzatmak istemiyordu:

‘Haksız olduğumu kabul etmeye hazırım’ dedi. ‘Ancak bir şartım var. Sen de benim haklı olduğumu kabul edeceksin’!

Adam: ‘Hay hay’ dedi. ‘Kibar bir erkek olarak ilk söz hakkını sana veriyorum hadi itiraf et!’

Kadın: ‘Senden özür dilerim. Az önceki tartışmada ben haksızdım’ dedi.

Adam yaptıkları anlaşma gereği cevabı yapıştırdı:

‘Haklısın karıcığım!’

 

LÜLEBURGAZSPOR 3 PUANI ALMALI

Bu hafta sonu ilçemizin 50 yıllık kulübü Lüleburgazspor 8 Kasım Stadyumu’nda İstanbul Sultangazispor ile çok önemli bir maça çıkacak.

Geçen hafta Uzunköprüspor’dan bir puan çıkaran Lüleburgazspor’un yapacağı maçın sonucunu tüm sporseverler merak edip duruyordu.

Eğer Lüleburgazspor BAL Ligi’nde kalıcı olmak istiyorsa bu maçtan mutlaka üç puan alıp puan cetvelinde bir çıkış yakalamalıdır. Ve bundan sonraki yapacağı maçlarda da bu çıkışını devam ettirmelidir.

Sporseverlerin bu maça ilgi göstermeleri neticesinde takımımızın motivasyonu çoğalacak ve bunun sonucunda takımımız hırslı oyunu ile puan aramalıdır.

İleride Yasin’den çok şeyler beklemekteyim. Yasin, çabuk hırslı ve gol yollarında çok becerikli. 18 çizgisi içinde olduğu müddetçe gol atacaktır. Buna inanıyorum.

İlk 15-20 dakika Lüleburgazspor gerek savunmada gerekse orta sahada boşluk vermemeli, karşı takımın orta ve forvetinde baskı yapmalı ve bu arada da karşı takımın gücünü iyi izlemelidir.

Hadi bakalım hayırlısı olsun.

 

 

YAYA KALDIRIM ÇİZGİSİNİ ÇİZİN

Bilhassa Derman Hastanesi’nin önünde bulunan yaya geçidinin çizgileri iyice silinmiş. Vatandaşlarımız çizgilerin olmamasından şikayetçi.

Çizgi olmaması veya silinmesi ile taksi şoförleri çizgilerin silik olmasından dolayı normal yoldaki hızlarını muhafaza ederek yayalara geçiş izni vermekte biraz insafsız davranıyorlarmış.

Maşallah şoför kardeşlerimiz yaya geçitlerinde lütfen biraz daha anlayışlı davranmalı kurallara uymalı diyorlar.

Ama yalnız şoförler, vatandaşlarımızın dikkati bence yeterli değil. Burada belediyemize de iş düşüyor. Gerekli olan yaya çizgilerini çizerek vatandaşlara ve şoförlere yardımcı olmalıdır. Herkes görevini yapmalı.

 

İNSANLARIMIZA NE OLDU?

Aman aman, ne sinirlilik bu ne şiddet, ne bu celal! Kavgasız, motorlu taşıtlara binemiyoruz. Yolculardan biri yumruklarıyla neden onu istediği durakta indirmedi dite vuruyor en acımasız yumruklarıyla. Vuruyor, vuruyor şoföre…

Geçen akşam adamın biri vuruyor yumruğu zavallı kadına… İki devlet memuru kadının birini tekme tokat yumru ve sopa ile dövüyor.

Maşallah kavgasız gürültüsüz ne otobüse, ne minibüse ne de taksilere binebiliyoruz. Birbirine yol vermediği için kavga edenler hem de ne kavga

Türiye Amerika gibi oldu. Silah taşımak serbest mi Türkiye’de… Baksanıza herkeste silah var.

Televizyonlarda bir sinirlilik, bir kavga emareleri.

İnanın televizyonlarımızı açmak istemiyoruz artık.

Ne olacak bu halkın sonu.

Hani güzel günler yakındı.

 

Bu yazı 154 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» ANNE SEVGİSİ
» AL BUNU PAYLAŞ
» BİZİ TELEVİZYON VE İNTERNET ŞİŞİRİYOR!
» SİSTEM
» BU DEVLET NASIL YIKILIR?
» DOKTOR SEMMELWEİS
» DOKTOR TAVSİYESİ
» POLDEVİ FELAKETZEDELERİNE YARDIM
» TEDAVİNİN EN UCUZU
» EN ÜSTÜN RÜTBE
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter