22 Ekim 2017 Pazar
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 20°C
Açık
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
SİSTEM
Yazı Tarihi: 11 Ekim 2017 Çarşamba 07:34

İki ahbap çavuş yolda giderken bir tanesi çakı ile parmağını kesti. Arkadaşına dönerek;

‘Az ileride bir klinik var hadi hemen oraya gidelim de şu parmağına bir pansuman yaptıralım’ dedi.

Kliniğe vardıklarında çakı ile parmağını kesen içeriye girdi, öteki ise kapıda arkadaşını beklemeye başladı.

Klinikten içeriye giren adam, ortalarda kimseyi göremedi. Ancak karşısına iki kapı çıktı. Birinin üzerinde ‘Hastalıklar’ ötekinin üzerinde ise ‘Yaralılar’ yazılıydı. Adam ‘Yaralılar’ yazan kapıdan içeri girdi. Fakat yine ortalarda kimse yoktu. Ve karşısına yine iki kapı çıktı.

Kapılardan birinin üzerinde ‘Et’ ötekinin üzerinde ‘Kemik’ yazılıydı.

Serçe parmağını kesen adam ‘Et’ yazan kapıdan içeriye girdi. Ancak bu kapının arkasında da kimseler olmadığı gibi adamın karşısına yine iki kapı çıkmıştı.

Kapılardan birinin üzerinde ‘Önemli’ ötekinin üzerinde ise ‘Önemsiz’ yazılıydı.

Adam parmağındaki kesiğe şöyle bir baktı ve ‘Önemsiz’ yazan kapıdan içeriye girdi ve kendini sokakta buldu.

Bir anda arkadaşını yanında gören diğeri sordu;

‘Nasıl sana iyi baktılar mı?’

Öteki cevap verdi;
‘Hayır ama süper bir sistemleri var’!

 

BİR CADI HİKAYESİ

Efsanevi İngiliz Kralı Arthur, bir harp esnasında Kara Şövalye’ye esir düşer. Kara Şövalye Arthur’a ‘Bak’ der. ‘Sen büyük bir kralsın. Seni öldürmek benim işime yaramaz. Sana bir sual soracağım, eğer doğru cevabı verebilirsen seni serbest bırakacağım. Sana bir müddet veriyorum bu esnada oğlun benim elimde rehin kalacak’

Arthur; ‘Sor bakalım’ der ve şövalye de sualini sorar; ‘Kadınlar ne ister?’

Arthur, oğlunu şövalyenin yanında bırakıp İngiltere’yi dolaşıp suale cevap bulmaya çalışır. Alimlere, papazlara, asillere danışır ama kimse bu suale cevap veremez. Yaşlı bir papaz ‘Bunun cevabını bilse bilse ‘Cadı  Mary bilir’ der.

Arthur kalkar, Cadı Mary’ye gider ve sualin cevabını öğrenmek ister. Cadı Mary, korkunç çirkin bir kadındır.

İnsanın tüylerini ürperten bir ses ile ‘Ben’ der ‘Ezelden beri senin yakışıklı arkadaşın John’a aşığım. Eğer beni onunla evlendirebilirsen sana istediğin cevabı veririm’

Arthur dünyanın en çirkin cadısı ile en yakışıklı erkeği John’un evleneceğinden ümitsiz oradan ayrılır. John kralın başına gelenleri duyunca ‘Bizim için mühim olan sizin krallığınızın devam etmesidir’ der ve Cadı’ya giden sualin cevabını öğrenir.

Cevap; ‘Kadınlar daima serbest iradeleri ile karar almak isterler’ dir.

Arthur bu cevap sayesinde oğlunu Kara Şövalye’nin elinden kurtarır.

John ise artık çirkin ve iğrenç Cadı’nın elindedir. Ancak zifaf gecesi John’u bir sürpriz beklemektedir. Düğünden sonra odalarına çekildiklerinde iğrenç cadı birden şahane güzel bir kadın oluverir.

John şaşkınlıktan dilini yutmuş gibi dururken Cadı izah eder ‘Ben ya geceleri ya da gündüzleri çok güzel olabilirim. Şimdi söyle bakalım geceleri mi yoksa gündüzleri mi yanında güzel bir karın olsun istersin?’

John biraz düşündükten sonra ‘Buna senin kendi serbest iraden ile karar vermen lazım’ der.

Cadı ‘Aferin’ der. ‘Sen kararı bana bırakmak ile doğru yolu seçtin. Bundan sonra her zaman güzel olacağım’

Bu hikayeden çıkan sonuç şudur;

‘Kadınlar ister çok güzel, ister çok çirkin olsunlar onlar her zaman birer cadıdırlar’

Bence yazar gerçekten haklı mı? Bütün kadınlar cadı mı?

Asla ve yine asla! Tüm kadınlar melektir!

 

DİNLEME: Başkalarını inandırmanın en iyi yolu onları dinlemektir. Neden iki kulağımıza karşılık bir dilimiz var biliyor musunuz? Çok dinleyelim az konuşalım diye. (Diyojen)

Kulağınla dinlersen duyarsın, kalbinle dinlersen anlarsın.

*O kadar konuşmayın o kadar yorulmayın, şu yerin altında çırak ne olmuşsa usta da o olmuştur.

 

AVRUPA YEREL DEMOKRASİ HAFTASI

Lüleburgaz Belediyesi Avrupa Yerel Demokrasi Haftası dolayısıyla Kırklareli’de bulunan tüm basın mensuplarına Pazartesi günü sabah 09:30’da ‘Yaygın bir yerel demokrasi için vatandaşların katılımı, dayanışma ve taahhütleri’ temalı etkinlik çerçevesinde bir program sundu.

Aslında bu program 9-15 Ekim 2017 tarihleri arasında devam edecek.

Yarın ise Kent Önderleri ile buluşulup hafta hakkında görüşlerini bildirecek.

Başkanımız sayın Emin Halebak bazı köşe yazarlarına sitemde bulundu;

‘Bir bakıyorum köşesinde ‘Neden kredi almıyorsun? Al ki ilçemize daha güzel kalıcı eserler bırak’ derken, ben ise ‘Hayır borçlanıp kredi almayacağım’ dediğimde aynı köşe yazarı ‘Krediyi ne yapacaksın bizden sonra gelecek nesillerimizi borç batağında mı bırakacaksın?’ deyip duruyor. Evet, Türkiye’de borcu olmayan birkaç belediyeden biriyiz’ dedi.

Emin bey, çok güzel konuştu, sorulan sorulara cevap verdi.

İşte sorulardan biri; ‘Lüleburgaz’ın çevre yolu olacak mı?’

‘Tabi olacak, çevre yolunu kim istemez ki..:’

Ama;
‘Babaeski’nin, Edirne’nin, Necatiye köyünün, Tekirdağ’ın, Çorlu’nun çevre yollarını belediyeler mi yaptı? Devlet yaptı tabii ki… Devlet bana Lüleburgaz’ın çevre yolunu sen yap diyor…  Neden? Herkesin çevre yolunu yapıyorsun da Lüleburgaz’ın çevre yolunu neden yapmıyorsun?’ dedi.

İşte sorulardan başka biri daha;

‘Kırklareli-Lüleburgaz bütün şehir olacak mı?’

‘Kırklareli’de kaynaktan bol bir şey yok. Altı da üstü de zenginlik. Kısmet olursa tüm şehir ve ilçelerin yapılacak olan plan ve mali kaynakları hazır. Hepsi koltuğumun altında… O zaman görüşürüz’ dedi.

 

MİLLİ TAKIMIMIZ

Fenerbahçe’de takımda oynayan iki-üç Türk futbolcusu…

Galatasaray’da takımda oynayan iki-üç Türk futbolcusu…

Beşiktaş’ta takımda oynayan  iki-üç Türk futbolcusu…

Keza diğer tüm takımlarda aynı uygulama…

Sayın federasyon başkanımız ve Milli Takımlar eski Sorumlusu Fatih Terim, Türk futboluna bu uygulamayı getirdi.

Birinci-ikinci-üçüncü lig- BAL ligi-Süper Ligler’de yabancı futbolcu furyası var.

Federasyonun buna bir sayı sınırlaması getirmesi lazım.

Avrupa’dan nerede yaşlı-kart futbolcu varsa hepsi Türkiye’de…

Avrupa’dan kimi alırsan al, şampiyon olsan ne yazar, ne kazandırır Türkiye’ye…

Kulüplerin hepsi ağzına kadar borç batağında. Gelin biz kendi ligimizde oynayalım!

300 bin nüfuslu İzlanda’yı yenemiyorsan bu işi bırakın.

Uzun yıllar alacak bir programa ihtiyacımız var. Bir kere Türk futbolunda bir sistem yok. Söyleyin Allah aşkına hangi takım sistemle oynuyor?

Küçücük İzlanda’ya yenildik. Ama federasyon ve futbolumuza yön verenler hala yerlerinde…

 

 

Bu yazı 139 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» ANNE SEVGİSİ
» AL BUNU PAYLAŞ
» BİZİ TELEVİZYON VE İNTERNET ŞİŞİRİYOR!
» SİSTEM
» BU DEVLET NASIL YIKILIR?
» DOKTOR SEMMELWEİS
» DOKTOR TAVSİYESİ
» POLDEVİ FELAKETZEDELERİNE YARDIM
» TEDAVİNİN EN UCUZU
» EN ÜSTÜN RÜTBE
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter