20 Kasım 2017 Pazartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 7°C
Yağmur
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
BİZİ TELEVİZYON VE İNTERNET ŞİŞİRİYOR!
Yazı Tarihi: 12 Ekim 2017 Perşembe 07:38

Bundan 200 sene önce Avrupalıların boyu bugünkünden 30 santim daha kısaymış. Zaman içinde bu boy uzaması biraz durmuş ama son 20 senedir başka bir değişiklik başlamış. 1980 senesinde İngiltere’de erkeklerin vasati ağırlığı 73 kilo 700 gram, kadınlarınsa 62 kilo 200 grammış. Bu rakamlar 20 sene içinde çok artmış. Bugün İngiliz erkeklerin vasati ağırlığı 81 kilo 600 gram, İngiliz kadınlarının ise 68 kilo 800 gram olmuş. Yüzde 10’un üzerinde bir şişmanlama var.

Bugün bir çok memlekette insanların yüzde 20’si aşırı şişman, yüzde 50’si de şişman olarak kabul ediliyor.

Bu şişmanlığın ana sebebi değişken yemek tarzı ile otomobil tutkusu, internet çılgınlığı, bilgisayarda sabahla tahammülü ve televizyon seyretme alışkanlığı ve hareketsizlik.

Nerede olursanız olun. Oturduğunuz her 20 dakika için mutlaka ayağa kalkıp evinizde biraz yürüyün. Şunu unutmayın bir daima 0’dan büyüktür. Yürüyüş yaparken elinizi kolunuzu havaya kaldırın bildiğiniz hareketlerden bir kere bile yapsanız siz karlı çıkarsınız.

Hareketsizlik konusunda araştırma yapan ilim adamları ‘İnsanlar son 20 sene içinde çevrelerini o kadar değiştirdiler ki bu değişiklik onların metabolizmalarının da değişmesine neden oldu. Bunun neticesinde şişmanlamaya başladılar. Bunun sonucunda nefes darlığı, damar ve kalp hastalıkları, şeker rahatsızlıkları ortaya çıkmaya başladı.

Artık verem, veba gibi hastalıklar ortadan kalktı ama şişmanlığın sebep olduğu hastalıkların daha tehlikelileri sizleri bekliyor.

Sayın okurlarım size şu öneriyi yapabilirim:

‘Hareket! Hareket! Hareket!’

İnanın bilhassa genç kızlar ve evli bayanlar aynaya baktığınızda nasıl bir insan görüyorsunuz? Kendinizi beğeniyor musunuz?

Dikkatli olun! Ve iradenizi bu konuda kullanın!

Az yeyin çok hareket edin!

Bu sözüm sizin için yaşam koçunuz olsun!

 

PASAKLI

Yeni evli bir çift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine taşınmışlar.

İlk sabah onlar kahvaltı ederlerken komşu da çamaşırlarını aşıyormuş.

Kadın kocasına ‘Bak çamaşırlar yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmıyor’ demiş.

Kocası da bir kadına bir de karşı balkondaki çamaşırlara bakmış hiçbir şey söylemeden kahvaltısına devam etmiş.

Kadın, komşusunun çamaşır astığını gördüğü her sabah aynı sözleri söylemeye devam etmiş.

‘Bak çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmıyor’

Bir ay sonra, bir sabah komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmış ‘Bak’ demiş kocasına, pasaklı komşu kadın nihayet çamaşır yıkamayı öğrendi, merak ediyorum kim öğretti acaba?’

Kocası; ‘Ben bu sabah biraz erken kalktım bizim pencereyi sildim’ cevabını vermiş.

 

CEVİZ

Ceviz tüketimi artıyor. Üretim yetişmiyor. İthalat yapıyoruz. Tüketici aldığı cevizin Türk malı mı yoksa ithal mi olduğunu anlamakta zorluk çekiyor. Şimdilerde Moldova’dan, Ukrayna’dan  ithal edilen cevizin kilosunu 10 TL’ye alıyormuşuz. Bu fiyat kabuklu ceviz için. İç cevizin kilosunu 22-32 lira arasından alıyoruz. Marketlerde 40-50 hatta 70 TL’ye satılıyor.

2015 yılında 190 bin ton ceviz üretildi. Talep karşılanamadı. 40 bin tona yakın ceviz ithal edildi.

Türkiye bir çok meyve türünde olduğu gibi cevizin üretiminde ABD ve Çin’den sonra üçüncü sırada.

Ben, Lüleburgaz’da ceviz fidanı dikilmesi için 20 yıldan beri belki 10-15 tane yazı yazdım. Ceviz yetiştiren zengin olur diye yazıp durdum.

Turgutbey köyüne Doğru Yol Partisi olarak bin tane ceviz fidanı getirmiştik. Köy ikiye ayrıldı… Dikelim mi dikmeyelim mi diye. Eğer 1996’da dikseydiniz, çevrenin en zengin köyü olacaktınız. Ceviz fidanı dikin!

 

SEN DE YARDIM ET

Bundan 52 yıl evvel başıma gelen bir olayı anlatayım sizlere…

İlk öğretmen çıktığım yıl Aksaray ilinin büyük bir köyüne tayin oldum.

4-5 ay öğretmenliğim süresince köyün bakkalı ile konuşuyoruz sık sık. İki samimi dost gibiydik.

Yanında 30-35 yaşlarında olan bir adam çalıştırıyordu. Adamın evinde rahatsız bir annesi, eşi ve dört çocuğuyla beraber oturuyordu. Belli ki aldığı maaş ev kirasına ve evinin ihtiyaçlarına yetmiyordu.

Köyün bakkalı bir gün sohbet ederken bana:

‘Yanımda çalışan çocuk hırsızlık yapıyor. Kovamıyorum da. Evinin durumunu da biliyor hem acıyorum hem de kendime kızıyorum. Ne olur buna bir çözüm bulalım beraber’ dedi.

Ben biraz daha sohbet ettikten sonra bakkala:

‘Madem ki bunun hırsızlığını biliyordun ki ailesini geçindirmek için yaptığını da biliyorsun, peki neden yanındaki adama geçinecek kadar maaş vermiyorsun? Buna rağmen aklı başındaysa bir daha hırsızlık yapmaz. Ama yaparsa kovulmayı hak etmiş olur’ dedim.

Yüce Rabbim sana bakkal olarak bol bol para verip, seni memnun etmiş… Öyleyse sen de o muhtacı memnun et. Tavsiyemi yerine getir. Bu sayede ben de memnun olurum sen de… Göreceksin Allah sana bol kazançlar verecek. Nitekim benim dediğimi yaptı.

 

KİLİTLENELİM

Türkiye bugünlerde tam bir dar boğazın içinde. Suriye’ye askerlerini sokup sınır boyunca kendini güven altına almakla haklı olarak mücadelesini politik-askeri sürdürmek istemektedir.

Diğer tarafta da yine Suriye’de PKK ve onun uzantısı olan PYD ile savaşarak kendi sınırlarını korumak için tüm  risklere karşı koymaktadır.

Güvenlik güçlerimiz ayrıca Güneydoğu’da dağınık olarak gezen PKK belasını yok etmek için uğraşmakta.

3-4 cephede savaşa girmek için saatleri bekleyen ve bu arada PKK ile her bölgede ölümüne mücadele eden Türkiye, terör mücadelesinden sıyrılmak  istemekte ve bunu sonuçlandırmak için mücadele etmektedir.

Televizyonlarda gerek bu mücadeleyi yapan silahlı kuvvetlere sahip çıkmak, tüm partilerin ağız birliği edercesine birlik ve beraberlik içinde olmaları memnuniyet vericidir.

Ayrıca ABD’nin Türk insanına ülkeye giriş vizesi vermemesi kararına karşılık Türkiye’nin de cevaben Amerika’ya vize vermeme işlemini başlatmasını Türk halkı olarak takdirle karşılıyoruz.

Türkiye Amerika’nın restini görmüş ve Türk milletinin siyasi kanadını bir çember içine almış görünüyor.

Sevgili Türk milleti, Kavgayı, ağız dalaşını bırakın. Zaman birleşme zamanıdır. Cumhurbaşkanımızın dediği gibi;

‘Türkiye kabile devleti değildir’ ‘Ben yaptım oldu’ devirleri bitti artık. Şimdi dik durma zamanıdır. Bayrağımızın gölgesinde tüm partilerin çekiçle aynı yere vurma zamanıdır ki televizyonlarda bunun sevincini gururla yaşıyoruz.

Bundan evvel yaşanan siyasi kavramları bir kenara bırakıp bugünkü durumun tehlikesini görmeliyiz.

Allah vere de Suriye-Irak bataklığında hiç ummadığımız belalara ve tuzaklara milletçe gelmemeliyiz.

Savaştayız. Savaş demek para demek. Konuşulan o ki devlet, maaşlarımızdan savaş parası kesecekmiş.

Asgari ücretliler hariç, diğer tüm kesimlerden azar azar da olsa kesilmesine razıyım.

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı 188 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» ANNE SEVGİSİ
» AL BUNU PAYLAŞ
» BİZİ TELEVİZYON VE İNTERNET ŞİŞİRİYOR!
» SİSTEM
» BU DEVLET NASIL YIKILIR?
» DOKTOR SEMMELWEİS
» DOKTOR TAVSİYESİ
» POLDEVİ FELAKETZEDELERİNE YARDIM
» TEDAVİNİN EN UCUZU
» EN ÜSTÜN RÜTBE
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter