21 Kasım 2017 Salı
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 7°C
Açık
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
ANNE SEVGİSİ
Yazı Tarihi: 14 Ekim 2017 Cumartesi 07:36

Avustralya’da o güne kadar kayıtlara geçmiş en şiddetli kuraklık günleri yaşanıyordu. Ormanda yaşayan vahşi hayvanlar, susuzluktan kırılıyordu. O kadar ki, kasaba ve köylere inip normal şartlarda yanlarına bile yaklaşmayacakları evlerin yakınında bir yudum olsun içecek su arıyorlardı.

Oysa çiftliklerde yaşayanların durumları onlardan daha iyi değildi. Sığırlar ve koyunlar zayıf düşmüşlerdi ve teker teker ölüyorlardı. Çiftçiler ise ellerinde kalan azıcık su ile hem kendilerinin hem de sahip oldukları hayvanların ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyorlardı. Bu yüzden o çok kıymetli suyu, vahşi hayvanlara kaptırmaya hiç niyetleri yoktu. Pek çok çiftçi ellerinde tüfekler ile su yalaklarının ve depolarının önünde nöbet tutmaktaydı.

O kuraklık günlerinden birinde elinde silah nöbet bekleyen bir çiftçi, çalılıkların arasında bir kıpırtı hissetti.

‘Bu mutlaka vahşi hayvanlardan biri olmalıdır’ diye düşündü.

Ağır ve sessiz adımlarla sesin geldiği hedefe doğru ilerlerken, tüfeğini çoktan ateş etmeye hazır hale getirmişti bile. Yeterince yaklaştığını düşündüğü anda nişan aldı ve hayvanın ortaya çıkmasını beklemeye başladı.

Kısa bir süre sonra çalılıkların arasından kesesinde yavrusu ile bir kanguru çıktı.

Her halinden susuz olduğu anlaşılan kanguru, kahverengi gözleriyle çiftçiye adeta yalvarıyordu.

Çiftçi elini tetikten çekti. Bir anne kanguruyu öldüremezdi. Hele yavruya kıymak asla onun yapabileceği bir iş değildi.

Kanguru ağır adımlarla inekler için bırakılan su kovasının yanına gitti. Çiftçi hala onlara bakıyordu. Kanguru da gözlerini çiftçiden ayırmıyordu. Kovanın yanına gelen anne kanguru yavrusunu suya doğru yaklaştırdı. Zavallı küçük kanguru öyle susamıştı ki, az daha kovanın içine düşecekti. Anne kanguru ise aynı yalvaran gözlerle çiftçiye bakmaya devam ediyordu. Yavru kanguru doya doya suyunu içip kafasını kovadan çıkarınca annesi onu ortaya çıktıkları çalılıklara doğru götürdü ve kısa bir süre sonra da gözden kayboldular.

Onları seyreden çiftçi ise tüfeğini bir kenara koymuştu ve sessizce ağlıyordu. Çünkü anne kanguru tek bir yudum su içmemişti. Bütün o yalvaran bakışlar ‘Lütfen sadece yavrum için’ demekti.

 

 

GÜNÜN SÖZÜ: Ego, sana başkalarını sevmeni söyler. İçindeki kutsal ses ise önce kendini sevgiyle doldurmanı, sonra da bunu başkalarıyla paylaşmayı öğütler.

Unutma ki ancak senden olanı başkasına verebilirsin!

GÜNÜN İNCİSİ: Hiç kimse beklenti içinde olduğu sürece gerçekten iyilik etmiş sayılmaz.

LAFA BAK: İyilik, karşılık beklenmeden verilen hizmet ve yardımdır.

DİLİMİN UCU: Hastalığın en büyük ilacı, rahmanı düşünerek hayata gülen gözlerle bakmaktır…

 

KOSKOCAMAN SÖZLER

Beş şeyden evvel beş şeyi ganimet bil;

Ölmeden evvel hayatını, hastalıktan evvel sıhhatini,

Meşguliyetten evvel boş geçirdiğin vaktini,

İhtiyarlığından evvel gençliğini ve ihtiyaca düşmeden zenginliği…

 

SUNİ TENEFFÜS

Sonradan görme bir adam karısı ile birlikte plaja gitmişti. Bir süre sonra denize giren kadın boğulmaktan son anda kurtarıldı ve sahile getirildi. Orada bulunan bir doktor, yaşama döndürmek için suni teneffüs yaptırmaya başladı.

O sırada kadının kocası kalabalığı yararak olay yerine geldi ve manzarayı görünce hırsla yanındakilere sordu;

‘Bu adam ne yapıyor böyle?’

‘Suni teneffüs yaptırıyor kadına’

‘Bıraksınlar efendim suni teneffüsü, hakikisini yapsınlar, ben masraftan mı kaçıyorum Allah aşkına?’

 

OT YİYEN HAYVAN

Öğretmen ders anlatıyordu;

-Bugün ot yiyen hayvanları öğreneceğiz. Kalk bakalım Temel. Bize ot yiyen bir hayvan söyle.

-Keçi öğretmenim.

-Aferin oğlum bir tane daha söyle.

-Bir keçi daha.

 

BULGARİSTAN’DAYIZ!

Sizler bu yazıyı okurken Lüleburgaz Veteran Futbol Takımımız Bulgaristan’ın önemli ve güzel şehirlerinden Stara Zagora veteran futbol takımı ile maç yapmak üzere Bulgaristan’da olacak.

Uluslar arası Futbol Turnuvası’na Lüleburgaz Veteran Futbol Takımını davet ettiler. Bizden başka Yunanistan’dan 2 takım, Romanya, Sırbistan ve Bulgaristan veteran takımı ile 6 takım oluşacak ve maçlar Cuma, Cumartesi ve Pazar sabahı oynanacak.

11 seneden beri Bulgaristan’a onlarca, Yunanistan’a 2 defa, Makedonya’ya ve Romanya’ya birer defa gittik. Bir çok uluslar arası veteran futbol turnuvasına katıldık ama hiçbir kere bu kadar kuvvetli bir takımla gitmemiştik.

İddialıyız ve bu turnuvadan derece alarak çıkacağımıza da eminim.

Aslında her ülkenin yüzlerce veteran takımı var. Ama bu ülkelerde en fazla tanınan bizim takımımız. Şimdiye kadar dışarıda ve içeride maçlarda bir kere olsun kavgamız olmadı.

Onlar Lüleburgaz’a geldiklerinde en güzel otellerde konaklıyorlar, en güzel yemekleri önlerine sunuyoruz. Baklava ve helvamıza bayılıyorlar. Hepsine 1 kilo hediye ediyoruz.

Veteran Futbol Takımımız sayesinde Trakya’nın en çok  tanınan şehri olduk.

Tabii belediye başkanımız sayın Emin Halebak da teşekkürü fazlasıyla hak ediyor.

Bizim takımımız dışarıda maaç yaparken tüm otel, yemek masraflarını karşılıyorlar. Kendi arabalarımızla gidiyoruz.

Onlar da Türkiye’ye gelince bizim futbolcularımız ve yöneticiler karşılıyorlar. Bunu böyle bilin.

 

KORKULARINIZDAN SIYRILIP CESUR OLMAYI SEÇİN

*Pek çok kimse kaçmaktan korktuğu için cesur zannedilmiştir.

*İnsan tehlikeyle karşılaşmadan cesur olup olmadığını anlayamaz.

*Cesaret hiç korkmamak değil, korkuya rağmen bir şeyler yapabilmektir.

*Cesurun bakışı korkağın kılıcından keskindir.

*Bir kervan çölde Bağdat yolunda ilerlerken aynı şehre doğru koşarak giden ‘veba’ya rastladı.

Kervanbaşı ‘Veba’ya; Neden sen de Bağdat’a gitmek istiyorsun? diye sordu.

Veba; ‘5000 kişinin canını almaya gidiyorum’ demiş.

Bir müddet sonra Bağdat’tan dönen kervan yine ‘Veba’ya rastladı.

Kervan reisi, ‘Veba’ya ‘Beni aldattın!’ diye bağırdı. ‘5000’ yerine 50 bin cana kıydın’

‘Hayır’ diye cevap verdi Veba; ‘Ben 5000 kişi öldürdüm, geri kalanı korkudan öldü’

**          **          **         

Sihirbaz bakar ki, korkusunu yenmeye imkan yok. Şu ibretli nasihatte bulunur;

‘Sen cesaretsiz, korkak birisin, tekrar aslına dön. Sende sadece kendi yüreğin var. Bu sebeple ben sana yardım edemem’ demiş.

 

RİES COLLECTİON

Okullar Caddesi Kocasinan Mahallesi Derman Hastanesi karşısında hem giyim, hem de spor malzemelerinden ne ararsanız hepsi bu mağazada var.

Oradan geçen gün bir bordo ceket alıp üzerime giyince eve gelinceye kadar en az dört kişi sordu ‘Ceketi nereden aldın?’ diye. Çok yakıştığını ve renginin de güzel olduğunu söylediler. Söylemez olaydılar. Evimizin köpeği elimde bulunan cekete bir saldırdı, az daha tüm ceketi yırtacaktı koca ağzıyla. Zor aldım ağzından.

Neyse astarından hafifçe yırtılmış da mağazaya gidince durumu anlattım ve yeni bir ceket verdiler bana…

Bu sefer de eve gelince eşim, bu yaşında kolları yamalı gibi olan bu ceketi giyemezsin demedi mi!

Eh bakacağız ikna edeceğiz.

 

 

 

Bu yazı 797 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» ANNE SEVGİSİ
» AL BUNU PAYLAŞ
» BİZİ TELEVİZYON VE İNTERNET ŞİŞİRİYOR!
» SİSTEM
» BU DEVLET NASIL YIKILIR?
» DOKTOR SEMMELWEİS
» DOKTOR TAVSİYESİ
» POLDEVİ FELAKETZEDELERİNE YARDIM
» TEDAVİNİN EN UCUZU
» EN ÜSTÜN RÜTBE
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter