21 Kasım 2017 Salı
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 7°C
Açık
YAZAR DETAYI
Mesut SARIOĞLU
AMAN DERİM KARDEŞLER
Yazı Tarihi: 14 Ekim 2017 Cumartesi 07:51

Cam işçilerinin tuhaf ve gayet sübjektif tercihlerle işten atılması ve bu tuhaflığın önümüzdeki günlerde biraz daha hız kazanarak devam edecek olması can sıkıcı bir durum.
Geçtiğimiz yıl, milyonlarca lira (eski parayla trilyonlarca) kar ettiğini açıklayan bir iş yerinde, tasarruf tedbiri bahanesiyle yüzlerce insanın işinden ekmeğinden edilmesi günlerdir lanetle kınanıp sendika binasının önünde protesto ediliyor.

Siyasilerin kimisi kahvaltı gönderiyor, kimisi de aşure, çorba ya da çadır. Soruna ilişkin açıklama yapan ve çözüm öneren tek siyasi yok.

"İşçi kardeşlerimizin kahvaltı sorunu ile aşure mevzularını çözdük, ayrıca kötü de olsa ortalık yerde gaz niyetine Nazım şiiri bile okuttuk özel şairimize" havası hakim ortalıkta. Çorbacılar aşureciler, çadırcılar, Nazım gazcıları "ki biz iyiliksever yöneticileriz " fotoğrafları vermekle meşguller.

Sanki işçilerin tek sorunu kahvaltı ya da aşure. İşin kötüsü işçilerden de bu tuhaf gösteriye tepki yok. "Siz ne ayaksınız bilader" diyen tek işçi duymadım.
Varsa yoksa tu kaka sendika ve onun bu aralar fena halde tırsık Bilal oğlanı.
Birkaç istisna dışında herkes "sendika işçiyi sattı" diyor başka bir şey demiyor.
Kristal İş'te iktidarını sonsuza dek sürdürmek için, işçinin iradesini hiçe sayıp, Mahkeme kararlarını tanımayan Bilal oğlandan ne bekleniyordu anlayamadım. Bu arkadaşın işçiyi ilk ezişi değil ki. Arkadaşın ruhunda işveren vekilliği var.
İşverene gelince, hesabını yapmış dayılar. İşe iade tazminatı diye ödeyecekleri 8 ila 12 maaşın toplamından daha büyük para kazanacaklar bu operasyondan. Bonusu da Bilal oğlanın önüne geçebilecek kadrolar tek tek temizlenip, iki üç dönem sorunsuz sözleşme imzalayacaklar. Böylece, yıllardır hayalini kurdukları "cam işçisi eşittir tekstil kölesi" denkliğini hayata geçirecekler.
Kızmaca darılmaca yok, hem sendika yönetimi hem de işveren rollerini gayet iyi oynuyorlar. Görevleri hedef şaşırtmak ve başarıyorlar. Patronlar kendi askerlerini işçinin önüne atıp; "Sizin komutan yaptı" derken, Bilal oğlan ve ekibi de "Ben yapmadım Miki yaptı" diyerek olayı gargaraya getiriyorlar.
Peki çözüm ne?
Çözüm bu cambazlara bakmaktan vazgeçmekten ibaret.
Cam işçisi cambazlara bakarken, alttan atı alan Üsküdar'ı bıngıllıyor.
Sevgili arkadaşlar bırakın bu cambazları kendi aranızda çekiştirmeyi. Buradan varacağınız yer vardırıldığınız yoksulluktan daha beter yoksulluk olacak.
Yüzünüzü önce kasaba sonra ülke en nihayetinde de dünya insanlarına dönmek.
Çözüm kasabayı, ülkeyi ve tüm dünyayı Paşabahçe ürünlerinin kullanımını boykota davet etmek.
Cambazları ipten alaşağı etmenin yolu onları can evleri olan paraları ile vurmaktan geçiyor. Biz tüketmez isek onlar bu işin sabahında Kafka'nın böceği gibi uyanırlar.
"Üreten biziz yöneten de biz olacağız" güzel slogan. Amma ve lakin, ürettiklerini tüketen de biz olduğumuz sürece, bu yoksulluk sarmalından kurtulmanın imkanı yok. Kapitalizmin ve onun uygulayıcıları ile sapsarı kuyruklarının en büyük korkusu ürettiklerinin satılmamasıdır. Onların filmi tam orada kopar kardeşler.
Üç beş bardaktan ne olur demek, üç beş işçiden ne olur demekle aynı kapıya çıkar. Şiir okuyup, slogan atmakla ve filmin ip cambazlarına bağırıp çağırmakla çözülecek bir iş değil ortada duran vahşet.
Size naçizane bir iki eylem önerim var.
Herkesi paşabahçe damgalı cam bir eşyayı eylem alanınıza getirip bırakmaya davet edin. Terk edilmiş paşabahçe camlarından bir dağ, yerel, ulusal ve uluslararası basının dikkatini çeker ve Bilal oğlanın malikanesine dönen sendikayı gündeme taşır.
Yarından tezi yok el ilanları, afişler, gazeteler, radyolar ve sosyal medya ile tüm ülkeyi ve dünyayı paşabahçe ürünlerini boykot etmeye çağırın.
Bu ürünleri satan işyerlerini, marketleri, uluslararası tüketim zinciri mağazaları da boykot edin. Almamak yetmez, raftan indirmek gerek.
Bu eyleme dünyayı ortak etmek için sosyal medyayı ve tüm iletişim ağlarını kullanın.
Onlar sizin sloganlarınızdan ya da öfkenizden zerre kadar korkmazlar.
Onların tek korkusu gün sonu raporlarının boktan çıkması ile ilgilidir.
Ve bunu ancak halk ile birlikte başarabilirsiniz.
Unutmayın: " Slogan, içinizdeki öfkenin hançerenizden sıyrılıp sizi terk etmesidir." Öfkenizi beyninize yönlendirin. O zaman, bu dayanılmaz öfkenin fena halde işe yarayacağını göreceksiniz.
Cambazlar mı?
Onları kendi hallerine bırakın , siz oturma organlarınızı sağlama alıp yüzünüzü halka dönerseniz ve aklınızla çözüme odaklanırsanız,, onlar sizin yorulmadığınızı görünce yorulup korkuyla inerler ipten
İndiklerinde yanınıza gelecekler, gerisi size kalmış

Dipnot : Bir de, size Nazım şiiri eşliğinde kahvaltı ve çorba getirenlere ; " Evimiz yanıyor, git saçlarını başka yerde tara " deyiverin benim hatırıma…

 

Bu yazı 561 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» BİZ NE ARA BÖYLE OLDUK Kİ !!!
» TRAKYA YANARKEN SAÇLARINI TARAYAN BİZDEN DEĞİLDİR
» NABER MUTLU ORTA SINIF
» AMAN DERİM KARDEŞLER
» ŞAPŞALLIK SÖZLÜĞÜ
» PİŞT KAYNANA SEN BANA Bİ BAKSANA
» AFFET BENİ KASABAM
» O İSTİFA BURAYA GELECEK O KAAA 5 GÜNAAYYYDIIIIIN LÜÜÜLLEEBBUUUUUURRRGZZZZZZZZ!
» YAŞA BE İNTERNAŞYONEL PİNOKYO PAŞA!
» FANTASTİK HİKAYELER SON
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter