18 Kasım 2017 Cumartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 11°C
Yağmur
YAZAR DETAYI
Nedim MENEKŞE
1.AYDINLANMA BULUŞMASI
Yazı Tarihi: 25 Ekim 2017 Çarşamba 07:42

 Lüleburgaz’da Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Genel Merkez ve tüm şubelerinin katılımıyla gerçekleştirilen 1. Aydınlanma Buluşmasının açılışında Lüleburgaz Şube Başkanı Günsel Solak, büyük beğeni toplayan bir konuşma yaptı

Bu güzel konuşmayı yararlı bulduğum için okuyucularımla paylaşıyorum

Günsel Solak konukları, konuşmacıları ve katılımcıları selamlayarak, ‘hoş geldiniz’ dedikten sonra sözlerine şöyle başladı ve devam etti;

 “Bugün, yerel yönetimlerin halkın eğitimine yönelik başarılı projelerini ve örgün eğitimde yaşananları konuşacağız.

Cumhuriyetin kuruluşundan sonraki süreçte devrimlerin kazanımlarının hızla yaşama geçirilmesi gerekiyordu. Bu düşünceyle yapılan çalışmalarda da eğitim ön sırada yer alıyordu. Aydınlanma sürecine ivme kazandırma çalışmalarının 1932 yılında Halk evleri ve halk odalarının kurulmasıyla, halkın eğitimiyle başladığını görüyoruz. 1938 yılında ise Köy enstitülerinin temelleri atılmıştı, örgün eğitimle köylerin canlandırılması hedefleniyordu. Böylece ülke aydınlık, çağdaş, uygar bir ülke olma yolunda hızla ilerleyecekti. Bugün bu süreç Cumhuriyet döneminin en başarılı uygulamaları olarak tarihte yerini almıştır.

Bugün ürettikleri başarılı projelerle tanıdığımız ve uygulamalarını az sonra kendilerinden dinleyeceğimiz belediye başkanlarımız bizimle. Başkanlarımızın bu çalışmalarının 80 yıl önce konuyla ilgili düşüncelerini açıklayan İsmail Hakkı Tonguç’la örtüştüğünü görüyorum. Tonguç; …Felsefe, sanat, bilim, teknik; hayattan korkmayanlarla, onu seven, kayıtsız şartsız bir tutkuyla bağlanabilen insanlarla yaratılır. Yeni kültür hayatı; Yeni dünya görüşlerine göre örgütlenmiş yeni insanlarla beslenir. Özleyeceğiniz, kavuşmak isteyeceğiniz ortam bu olmalı… Onun için bu olanakları içinde saklayan halka dönün. O tükenmez kaynaktan güç ve esin alın…” İşte bunun için başarılı ve verimli çalışmaların kaynağında bu düşüncenin yattığına inanıyorum.

Günümüzde yerel yönetimler halkın aydınlanmasına, bilinçlenmesine, doğanın korunmasına, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına yönelik kültür, sanat, bilgi ve güçlü bir ekonomi üretmelidir. Halkın yaşamaktan mutlu olacağı, geleceğe umutla ve güvenle bakabileceği kentlerin oluşmasının yolu buradan geçer.

Değerli konuklar, cumhuriyet tarihimize baktığımızda örgün eğitimin en güzel örneğini köy enstitülerinde görüyoruz. Köy enstitüleri bugün aynı yapılanma ile geri dönüşü sağlanacak kurumlar değil elbette, ancak; günümüzde uygulayabileceğimiz, gerçekleşmesiyle özlediğimiz başarıları yakalayabileceğimiz değerlerle dolu bir sistem.

Bugün eğitim tarihimizde görülmemiş bir sistemsizlik yaşıyoruz. Alt yapısı oluşturulmadan, araştırılıp incelenmeden gündeme getirilen, günlük uygulamalarla gittikçe gerileyen bir eğitim yapılanmasıyla karşı karşıyayız.

Köy Enstitülerinin başarısındaki temel anlayışa tamamen zıt olan bu işleyiş PISA değerlendirmeleri sonuçlarındaki başarısızlıkla kendini göstermektedir. 1932 yılında bir değerlendirmesinde Nafi Atuf Kansu “Ülke gerçekten bilinmeyince, yani ülkede yaşayan insanların güçleri ve yapılanmalarıyla bu insanların işlemeye zorunlu oldukları doğa ve varlıkların ilişkileri yeterince kavranmadıkça, ülkeye uygun bir eğitim düzenlemesi yapabilmek olanağı yoktur. Eğitim ve öğretim planı yapmak isteyen bir sentezcinin önce bu konularda edinilmiş sağlam bilgilere gereksinimi vardır. Bu tür bilgi azlığındandır ki, eğitim alanında bir hareket yapmaya girişenlerin tek yönlü ve çoğu kez kısır kaldıklarını görüyoruz” diyerek çağdaş bir eğitim düzeninin ancak sosyal pedagoglarca yapılabileceği inancını ortaya koyuyordu.

Bu söylemlerden 5-6 yıl sonra köy enstitülerine hazırlık döneminin başladığını biliyoruz. Dönemin İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç on binden fazla köyü gezerek gereksinimleri saptamış, koşullarını gözlemlemiş,

Enstitü kurulması gereken yerleri bu çalışmalarının ışığında belirlemiş ve bunları rapor haline getirerek konunun uzmanlarıyla paylaşıp yol haritasını oluşturmuştur. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel bakanlığı döneminde açtığı tercüme bürosu ile yedi yılda 496 eseri Türk diline kazandırmıştır. Bu eserlerle batı ve doğu kültürlerini halkın tanımasını sağlamış, toplumun ufkunun açılmasına katkı sunmuştur. Bunlar o dönemde yapılan çalışmalardan sadece birer örnektir.

Bugün bu çalışmalar yerini, konunun uzmanı olmayan kişilerce, masa başında alınan kararlarla ve günlük uygulamalarla eğitim sistemini çökertenlere bırakmıştır. Bir televizyon konuşmasıyla değiştirilen sistemin yerine getirilen 4+4+4 uygulaması, kendi uygulamaları olduğu halde kısa sürede sıkıldıkları TEOG sınavları, Üniversite sınavları, ana sınıfından üniversiteye her aşama için hazırlanan programlar bu duruma çarpıcı örneklerdir.

Bugün siyasi erkin ülkeyi ileri götürme, kalkınma, aydınlanma düşüncesinde olmadığını hepimiz biliyoruz. Yoksa eğitimde yapılan gerici uygulamalar, bilime, sanata, kültüre, felsefeye düşmanlık, bunları üreten bilim insanlarımıza yönelik kıyımlar yaşanır mıydı? Bugün akıl ve bilimin ışığında yol alan akademisyenlerin yerini, kimlik sorununu çözememiş, kişilik sorunlarını kendi çıkarlarının üzerinden kurgulayan akademisyenler almıştır.

Köy enstitüleri bugün demokratik, bilimsel, laik, karma, parasız ve üreten eğitime en güzel örnek olmayı sürdürüyor. Bu özgün eğitim sistemi, bugüne aktarmamız gereken birçok değeri içinde barındırıyor. Bu sistemi iyi tanımalı ve sahiplenmeliyiz.

Unutmamalıyız ki yaşama sıkıca tutunmanın yolu sevgiden, üretmekten, sanattan, çalışmaktan hem de çok çalışmaktan geçiyor. Bunu sağlayacak tek kaynağımız eğitimdir diyorum.

Çağımızda konunun uzmanları ister yetişkin eğitiminde olsun, ister örgün eğitimde olsun düşünce üretmeyi, hayal kurmayı ve harekete geçmeyi birinci sıraya almışlardır. Bu konuya önem veren ülkeler başarılarıyla ön sıralardadır.

Bugün gelişmiş ülkeler sürücüsü olmadan çalışan taşıt araçları üretirken, idrar tahlili yapabilecek klozet üretirken bugünkü eğitim sistemimizle biz neler yapıyoruz veya neler yapabiliriz. Son dönemlerde en çok konuştuğumuz konuların başında kadına ve çocuklara yönelik taciz ve şiddet gelmiyor mu? Çocuklarda suç işleme oranının 1994-2014 aralığında % 400 artması rastlantı mıdır?

Örgün eğitim siyasi erkin güdümündedir. Bize düşen görev yapılan yanlışları her ortamda anlatmak, düzeltilmesi için gerekli mücadeleyi vermek, yapılması gerekenleri ortaya koymak ve gereğini yapmaktır. Yerel yönetimlerde ise köy enstitülerinin en değerli ilkesi olan söz üreten değil iş üreten olma başarının kaynağı olacaktır.

Bugün 1. Aydınlanma Buluşmasında bizimle olduğunuz için, katkı sunduğunuz için mutluluğumu belirtmek istiyorum. Etkinliğimize emek verenlere çok teşekkür ediyorum.

Eğitim çalışmalarına emeğini sunan tüm güzel insanları sevgimle ve saygılarımla selamlıyorum.

 

Bu yazı 121 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» YENİ KUŞAK KÖY ENSTİTÜLERİ DERNEĞİ MANDOLİN GRUBU VE KOROLARI
» 1.AYDINLANMA BULUŞMASI
» 21 KÖY ENSTİTÜSÜ 21 KÖY ENSTİTÜLÜ
» KÖY ENSTİTÜLÜLER (21)
» KÖY ENSTİTÜLÜLER (20)
» KÖY ENSTİTÜLÜLER (19)
» KÖY ENSTİTÜLÜLER (17)
» KÖY ENSTİTÜLÜLER-(16)
» KÖY ENSTİTÜLÜLER (15)
» KÖY ENSTİTÜLÜLER  (14)                   
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter