16 Aralık 2017 Cumartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 12°C
Parçalı Bulutlu
YAZAR DETAYI
Mesut SARIOĞLU
GÖZLERİNİ KASABAYA ADAYAN ADAM ÖZCAN ÇELTİKLİ’YE…
Yazı Tarihi: 04 Aralık 2017 Pazartesi 17:38

“Güzel insanlar kasabalara ara sıra uğrarlar, büyük şehirlerde ise sessizce kaybolurlar”
Doksanların başıydı. Okul bitmiş ve hayata dair karar zamanı gelmişti. Serseri bir mayın gibi dolaşıyordum kasabanın sokaklarında. Yine sakallı ve yine sessizdi, gözlerime bakıp;
“Bitirmeseydin keşke be, arada ben de gelip gidiyordum sizin Kemalpaşa’daki fakirhaneye!”
Serseriliğimi 1980’lerin ortasından beri ezbere bilirdi de, mayın oluşumu bir çırpıda anlamasından ürkmüştüm nedense. Şaşkınlığıma gülümseyip;
“Senin akla değil, fena halde şaraba ve güneşin doğuşuna ihtiyacın var” deyip muhtemelen cebindeki son para ile bir galon şarap ve yetecek kadar leblebi alıp;
“Yürü tepeye gidiyoz” dedi.
Yürüdük. Bir galonu şarapsız ve manasız bırakmaya bir fırt kaldığında, kasabanın üzerine güneş doğuyordu. Konuşmayı çok sevmezdi. Ara sıra adamın aklını falçata ile yarar gibi yaran cümleler kurar, sonra kenara çekilirdi.
Ben fena halde sarhoştum ve beynim parçalanmış halde ayak ucumdaydı;
“Kal lan bu kasabada belki de sana ihtiyacımız var! Ne biliyon” deyip galonun dibini bulup avucunda kalan son leblebileri bana uzatarak; “Sen karar verecen, çok içme!” diye gülerek gecenin finalini yaptı. Edirne bayırından attığım kahkahamın sabahın köründe Yaman Otel’den duyulduğuna kalıbımı basarım;
“Bu kadar mı bütün diyeceğim. Kalayım ulan o zaman! Belki bi işe yararım”
Edirne bayırına bir galon kötü şarabı gömdüğümüz geceye kadar bir yığın iş yapmıştık beraber, sonrasında da bir yığın iş yaptık birlikte. Bir yığın işte kavga ettik. Hem öyle böyle değil, yumruk yumruğa. Sonra yeniden barıştık. Çünkü kavgamız birbirimize değil işe ve kasabaya dairdi!
Yanılmıştı, kasabanın bana hiç ihtiyacı olmadı.
Ve birlikte öğrendik, hayat denilen saçma salak oyunda “ekmek” şarabı her daim yeniyordu!
Ben ekmeğe olan saygımdan uzak durdum, o da arayıp sormadı son yıllarda…
Her şey çürüyerek büyüdü ve kasaba gitgide körleşip sağırlaştı.
Yine de her karşılaşmamızda kasabayı, sanatı ve kahredici yoksullaşmayı konuşurduk inatla ve sessizce…
O kasabaya gözlerini bağışlayan adamdı. Hem de karın tokluğuna.
O kasaba insanlarına gözleriyle dokunan adamdı.
Deklanşör diyorlar ya, değil öyle o!
Aslolan gözlerdir.
Sokak fotoğrafçısı diyorlar ya ona, yalandır o!
O iflah olmaz bir sokak çocuğuydu!
Bu yüzden yüzyıllar sonra bizim kasabanın sokaklarını merak edenler, onun gözlerine bakacaklar yeniden ve "O" yeniden gururla dolaşacak yüzyıllar sonraki kasaba sokaklarını!
Güle güle sevgili arkadaşım, güle güle göz ustası...
Seni bisikletlerle ve fotoğraf makineleri ile uğurladı ya genç kardeşlerin, bu emanetinin emin ellerde olduğuna işarettir.

VE SON NOT:
Beni bağışla sana verdiğim sözü tutamadım. Ve inan ki bundandır bir kürek de olsa toprak atamadım üstüne... Kim önce giderse Vikinglerin töreni ile uğurlayacaktı ya ötekisini. Ama çok acele ettin be dayı! Daha vakit vardı…
Ama söz, bu gece sabaha kadar denizin kıyısında oturup birlikte yaptıklarımızı, kavgalarımızı, sevinçlerimizi ve illa da o 200 gram leblebiye kanaat getirip ufkumuzu kasabaya adayan bir galon şarabı düşüneceğim… Ve gün ağarmadan az önce ucu ateşe bulanmış okumu açıkta sallanan sandalına atacağım…

Bu yazı 474 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» KERTİLEN KENTLİLERİN SESSİZLİĞİ!
» GÖZLERİNİ KASABAYA ADAYAN ADAM ÖZCAN ÇELTİKLİ’YE…
» YOL MU SALAK YOKSA BİZ Mİ ŞEYDEMEDİM KARDEŞLERİM
» BİZ NE ARA BÖYLE OLDUK Kİ !!!
» TRAKYA YANARKEN SAÇLARINI TARAYAN BİZDEN DEĞİLDİR
» NABER MUTLU ORTA SINIF
» AMAN DERİM KARDEŞLER
» ŞAPŞALLIK SÖZLÜĞÜ
» PİŞT KAYNANA SEN BANA Bİ BAKSANA
» AFFET BENİ KASABAM
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter