23 Nisan 2018 Pazartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 15°C
Açık
YAZAR DETAYI
Ali ÇEVİK
KONGRELERİN ARDINDAN
Yazı Tarihi: 24 Ocak 2018 Çarşamba 07:51

Bu güne kadar yazdıklarımın her kelimesinin, söylediklerimin her cümlesinin arkasında durdum. Elimde belge olmadan kimse hakkında bir şey yazmadım da söylemedim de. Bu yüzden bu güne kadar tekzip almadım, iftira ettiğimi kimse söyleyemedi, söyledikleri yalandır, iftiradır diyerek yargıya götüremedi. Bu sebeple gazeteyi de zor duruma sokmadım.

Yazdıklarım doğrudur, belgelerini de koydum. Bunları sadece ben değil bütün kooperatifçiler biliyor ve hayret ediyorlar. Meclis, yani yasama kanun çıkarır, ilgili bakanlıklar tebliği yayınlar. Meclis, kanunları uygulansın, toplum düzeni sağlansın, kaos, kargaşa yaşanmasın, halkı, kurumları düzen içinde hak adalet ölçüleri içerisinde yaşamını devam ettirmesi için çıkarır.

 Kanunlar uygulanırsa kaba kuvvete, bindirilmiş kıtalara yer olmaz.

Kanun önünde bey, paşa, ağa olmaz herkes eşit olur.

Kanun önünde eşitlik bozulursa o devlet, devlet olmaktan çıkar kabile yönetimi olur. 

Benim işim uyarmaktır, ortaya belge bilgi koyarak deneyimlerimi tecrübemi aktarmak, ortada bir usulsüzlük varsa eleştirel yaklaşmaktır.

Kanunları ben uygulayamam, uygulayacak olan devletin kolluk gücüdür, devletin savcısı, hakimidir. Takdir onlarındır.

Bugüne kadar susmadım, bundan sonra da susmam. Üç beş çakalın havlaması beni bırakın korkutmayı ürkütemez bile. Bindirilmiş kıtaların arasında havlamak kolay, bu gazete sütunları herkese açık, mahkemeler herkese açık buyurun şikayetinizi yapın.

Böyle günlerde ata sözleri aklıma gelir; ‘Namuslular da namussuzlar kadar cesur olmalıdır’. Keşke olabilsek.

Gelelim sana, gelinine doğrudan teminci teyze. Keşke seni ilgilendirmeyen birini savunma içinde olmasaydın. Aklın sıra beni karalamaya yönelik yorum yapmasaydın.

Benim para ile işim olmayacağını en iyi sen ve filozof amcan bilir.

Bizim zamanımızda huzur hakkı yirmi, yirmi beş liraydı. Bizim başkanımızın maaşı iki yüz elli, üç yüz liraydı.

Bugünkü gibi maaşların on sekiz, yirmi bin, huzur hakkının birkaç yüz TL olduğu günler yoktu.

Bizim zamanımızda gelinine ihale verdiren kaynanalar da yoktu.

Bizim zamanımızda sekiz, on bin TL maaş alan, makama şiirleri ile oturan gelinine ihaleci başkan yardımcısı, hakkı huzur alan meclis üyeleri, yolluk ve oturum ücreti alan komisyon üyeleri yoktu. Senin şiirlerine pohpohlanma ihtiyacı olan başkan da yoktu. Bunu en iyi sen bilirsin.

Biz bu görevleri halk için halk adına bilabedel yaparak tamamladık ve huzuru kalb ile veda ettik.

Şimdi bilgimizi, deneyimimizi aktarmaya, yanlışları düzeltmeye, yalanları, yalancıları deşifre etmeye çalışıyoruz.

Geçimimizi sağlamak için birinin arkasına yapışmaya, methiyeler düzmeye, şiirler yazmaya ihtiyacımız da yok, yapımız, karakterimiz bunu zaten kaldırmaz.

 

Bu yazı 2046 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» EV SAHİBİ KİMDİ?
» PANCAR BAHANE RANT ŞAHANE
» KONGRELERİN ARDINDAN
» Kasabanın kötü adamları
» DEĞERLERİNİZE SAHİP ÇIKIN!
» BAŞKANA SORUŞTURMA
» ÇÖP KASABA
» Unutmadım ki?
» YILAN HİKAYESİ SEMT PAZARI VE CENAZE HİZMETLERİ
» ZEHİR Mİ İÇİYORUZ
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter