18 Ağustos 2018 Cumartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 24°C
Açık
YAZAR DETAYI
Ahmet GÜDÜCÜOĞLU
Çok Eskiden Biz de Çocuktuk
Yazı Tarihi: 06 Şubat 2018 Salı 07:29

  Her zaman özlemle andığım çocukluk günlerimizin maceraları, yaşamın bize sunduğu en güzel bir armağan olarak yüreğimde yer almaktadır. Benim gibi düşünenlerin usunda yer alan bu hikâyeler, hayatımızı bir havai fişekler gibi renklendirmektedir. Bizler şimdiki çocuklar gibi çabuk büyümedik, oyuncağımızı, umutlarımızı çabuk tüketmedik. Çocukluğumuzda televizyon yoktu ama her gününü heyecanla beklediğimiz arkası yarın tiyatrolarının sunulduğu radyomuz vardı. Futbolun henüz makineleşmediği, paranın değil estetiğin, centilmenliğin prim yaptığı o güzel dönemler vardı. Futbol sahalarında Vefa’nın, Beyoğluspor’un, Feriköy’ün, Eskişehirspor’un, Göztepe’nin, PTT’nin, Hacettepe’nin birinci futbol liginde adlarından fırtına gibi estirdikleri zamanlar.

Futbol tarihimizin unutulmazlarından Lefter vardı.25 yıllık futbol yaşamında ne centilmenliğe aykırı bir hareket yaptı nede bir sakatlık yaşadı. Bu kadar kendisine dikkat eder, sporcu sorumluluğu ile tüm özveriyi gösterirdi. Günde bine yakın şut çalışarak büyük futbolcu olmanın uzun ve zorlu yollardan geçmesi gerektiğini anlatan bir Metin Oktay vardı. Hakkı Yeten, Gündüz Kılıç ve daha nice beyefendi futbolcular. Bunların yanın da insan sevgisini, takım sevgisinin önünde tutan taraftarlar vardı. Her iki rakip takımın taraftarının bir arada maç izlediği, kötü sözlerin yer almadığı, düğüne gider gibi takım elbiseli, kravatlı seyircilerin yaşattığı şölenler vardı. Dostluk sevgisinin her şeyin önünde olduğu güzel günler. Bizlerin mahalle maçları vardı. Bakkaldan zorlukla toplanılmış paralarla alınan plastik top, patladığında içine kâğıt konan vurulduğunda rüzgârdan uçan ama yaşama sevincimizi iki katına çıkaran naylon toplarımız. Adımlayarak ölçtüğümüz taştan kalelerimiz vardı, kimsenin kaleci olmak istemediği, kaybedenin ısmarladığı Şifa gazozunun lezzeti hala damaklarımızda. Üç korner bir penaltı sayılır, topun sahibi arkadaşımız mutlaka takımda kendisine yer bulurdu. Penaltı dediğin teknik atılır, abanmak ayıp sayılırdı.

Gelişimimizde büyük faydası olan sokak kültürümüzün bize kattıkları şeyler oldukça çoktur. Çocukluğumuzu bacaklarımızdaki müthiş enerjiyle yaşadık. Şimdi ise çocuklarımız enerjilerini parmak uçlarıyla dokunduğu klavyede boşaltabiliyorlar.

  Anlatılan hikâyesini yaşayarak büyük bir keyifle izlediğimiz sinemalarımız vardı. Kendimizi hayranlık duyduğumuz oyuncuların yerine koyar, maceraları aynen yaşardık. Bizlere ailemiz kadar yakın oyuncular ile birlikte olmanın sıcaklığını hep yaşadık. Çocuklarımız Adile Naşit’in masallarıyla büyüdü. Hababam sınıfındaki Hafize Ana’nın anaçlığını, Mahmut Hoca’nın tatlı sert babacanlığını severek, unutulmayan anılarımız arasında yerlerini aldılar. Adile Naşit, Münir Özkul hep kalbimizdeydi. Günümüzde tüketim toplumunun olumsuzluklarıyla, her şeyi çabuk tüketiyoruz. Modern Dünyada bir sürü film üretiliyor ve onları çabucak unutuyoruz. Ayrıca onlarda eski sinemalardaki şefkati bulamıyoruz. Çocuk başımızı okşayacak şefkatli elleri bir bir kaybediyoruz. Yaşamımızda yer etmiş bu değerli oyuncular, aramızdan ayrıldıkça sanki babamızı kaybetmiş gibi yüreğimiz sıkışıyor. Kirlenmemiş bu gençlik anılarını aramamak mümkün değil. Bu özlem duygularıyla karaladığım dizelerimi sizlerle paylaşmak istedim.

Umudumuz Hatıralar

 

Çocukluğumuzda çelik çomak oyunuyla

Uzaklara atmaya çalıştığımız, hala

Özlemle aradığımız mutluluk.

Umudun peşinden koşar gibi

Kovaladığımız bezden futbol topumuz.

Vücudumuzdaki yaraların madalya olduğu,

Unuttuğumuz sevginin sarmaladığı oyunlarımız.

Ne güzel sevinçtiler, ömrümüzün en güzel armağanı olan

Çocukluğumuzda yaşanılanlar.

 

Biz o dönemde yaşadık Turist Ömer’in fiyakalı

Ve asalet kokan selamının güzelliğini.

Paranın gücünün yetmediğini Ayhan Işık’ın,

Kemal Sunal’ın filmlerinde gördük.

Hulusi Kent men’le burma bıyığın zarafetini,

Adile Naşit’ ile de gülmenin sihrini, ayni şekilde

Yüreğimizi kaplayan mutlulukla ve özlemle izledik.

Kaybettiğimiz bu sevgi Dünyasına, bir gün mutlaka kavuşacağız.

 

 

Bu yazı 697 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» Aşırı Tüketim
» Fareler ve İnsanlar
» Yaşamı Sevmek
» Pişmanlıklarımız
» Her şey zamanında güzeldir
» Godot'yu Beklerken
» Çevresel Isınma
» Yaşamımız
» Tatilde Kitap Okumak
» Yalnızlığın Hüznü  
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter
xx