17 Kasım 2018 Cumartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 1°C
Kapalı
YAZAR DETAYI
Ahmet GÜDÜCÜOĞLU
Yalnızca insan olabilmek
Yazı Tarihi: 13 Mart 2018 Salı 07:42

 Geçen günlerde kadınların mücadele dolu yaşamlarını andığımız, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü geride bıraktık. Yaşam tarihini incelediğimizde Kadınların örnek alınacak bir sürü yiğitliklere sahip olduğu olaylara tanık oluyoruz. Bunlardan biriside Rachel Corrie. Filistinlilerin evlerini yıkmak isteyen buldozerin önüne geçerek, yıkımı önlemek isteyen Rachel Corrie maalesef bu buldozer tarafından ezilerek öldürüldü.16 Mart 2003 tarihinde öldürülen bu cesur yürekli kızın ailesine yazdığı mektup, insanı oldukça etkileyecek bir duyarlılıkta:

“Ben şimdi bambaşka bir dünyadayım.

Dünyada bu kadar büyük bir acı ve çaresizlik olabileceğine yaşamadan asla inanamazdım. Yüz binlerce kadın, erkek ve çocuk uçsuz bucaksız bir yoksulluğun içinde, var olmaya çalışıyorlar.

Dün iki küçük çocuğuyla tankların, bir keskin nişancının önünden geçen bir babayı seyrettim. Hepsinin birden vurulacaklarından endişe ettiğim için tankla onların arasında durdum.

Bir zamanlar ‘Ben dünyanın bir izleyicisi değil gerçek bir parçası olacağım’ dediğimde bunları yaşayacağımı tahmin bile etmemiştim. Ben, evimde rahat ve huzurlu bir hayat sürdürürken hiç farkında olmadan destekçisi olduğum bir soykırımla yüzleştim.

Geri döndüğümde biliyorum ki Filistin’de kalamadığım için suçluluk içinde kıvranacağım.

Belki de geri döndüğümde çıldırmış olacağım.

Şunu bilmelisiniz:

Hepimizin bir şekilde onayladığı, desteklediği ve hükümetimin büyük oranda sorumlusu, planlayıcısı olduğu bir soykırımın göbeğindeyim.

Ben, ölümlerden, feda edilen gencecik bedenlerden fışkıran bambaşka bir hayat öğrendim.

En ağır koşullarda bile hayata inanmak, direnmek ve insan kalabilmek mümkünmüş ki bunu daha önce bilmezdim.

Cesur, onurlu ve vicdanlı olabilmek…

Yalnızca ve yalnızca insan olabilmek…

Galiba aslolan budur...”

  Uluslararası barış gönüllüsü Rachel Corrie bu mektubu Gazze’den, Washington’da yaşayan ailesine yazmıştı. 23 yaşındaydı ve 5 haftadır Refah mülteci kampındaydı. Mektubundan sonra yalnızca 5 gün daha yaşayabildi. Rachel tıpkı mektubunda yazdığı gibi, bir doktorun evini yıkmak üzere ilerleyen bir askeri buldozerin önüne geçmişti. Çünkü İsrail ordusunun silahsız bir Amerikan vatandaşını öldüremeyeceğini düşünmüştü. Oysa öyle olmadı. Ve Rachel’ı insanlık düşmanı buldozer şoförü acımadan bedeninin üzerinden iki kez geçti. O’ndan geriye sadece iki fotoğraf kaldı. İlki dalgın bakışlı, sarışın bir kız, ikincisi bir buldozerin önünde kollarını sallayan incecik bir beden. Ezilen insanlık için yaşamını feda eden Rachel Corrie’nin, Dünya’da yaşayan bir sürü insanın mutsuz olduğu bir hayatta, bireysel olarak mutlu olması mümkün değildi. Kendisi refah içinde yaşam olanaklarına sahipken bile ezilen insanlara karşı sorumluluğunu hiç unutmadı. Çoğumuzun yabancısı olduğu bu sorumluluk, insan olmanın bizlere getirdiği sorumluk idi. Yeniden insan olduğumuzu hatırlamanın güzel duygularıydı bunlar. İnsanlık tarihi, barbarlara kafa tutan bu barış gönüllüsünü hiçbir zaman unutmayacaktır. Çünkü Dünya’nın resmi tarihi dışında, tek tek insanlarla yazılmış bir vicdan tarihi var. Yaşamın her alanında, en zor koşullarda bile direnmek ve insan kalabilmek mümkün. Corrie ailesi Hayfa’da İsrail hükümetinin olayla ilgili güvenilir bir soruşturma açmadığı hakkında dava açtı.

Mahkeme 28 Ağustos 2012’de açıkladığı kararda olayı sadece ‘üzücü bir kaza’ olarak nitelendirmiştir.

  Çevremizde bir sürü haksızlık, olumsuzluk yaşar, görür ama bencilliğimizin getirdiği vurdumduymazlıkla hepsine tepkisiz kalırız. Yaşadığımız yerde bir sürü kötü davranışları görür sadece seyrederiz. Beni ısırmayan anlayışıyla sesimizi çıkarmayız. Tepki vermek aklına gelir belki ama yaşam çarkının dayattığı umutsuzlukla kendi başımıza kalırız. Hayal etmiş olduğu yaşama katılmak ister, tercih yapmak ister, fakat kendisine ne dayatılırsa onu seçmek zorunda bırakılır. Hep erteler korkularını. Ertelendikçe de insanların mutlu, neşeli, sevgi dolu olması da ertelenir. Rachel diye bir kız geçti bu Dünya’dan. Olmamız gereken yerde olan, mücadele etmemiz gereken yerde mücadelesini yapan, cesur bir kız geçti bu Dünya’dan. 23 yaşında, Filistinlileri savunurken İsrail buldozerleri tarafından ezilerek öldürülen, Amerikalı Rachel Corrie. O mazlumların “Altın Saçlı Kızı''.

Bundan dolayıdır ki her toplumun Rachel gibi kendisini insanlık için feda edebilen bireylere ihtiyacı vardır. Rachel zulüm sizdense, ben sizden değilim demiştir. Hayranlık uyandıran yaşamıyla yine son sözü Rachel söylemiştir:

Cesur, onurlu ve vicdanlı olabilmek…

Yalnızca ve yalnızca insan olabilmek…

Galiba aslolan budur...”

 

Bu yazı 508 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» Müzeler
» Hayvan Hakları
» Güzelliğin Adı İğneada
» Karıncanın yükü
» Yaşamı Anlatabilmek
» Kendin için
» İyilik ve tebessüm
» Yaşlılıklar
» Eski Mutluluklar
» Görkemli Zeytin Ağacı 
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter