23 Temmuz 2018 Pazartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 28°C
Yağmur
YAZAR DETAYI
Ahmet GÜDÜCÜOĞLU
Türkülerimizin Zarafeti
Yazı Tarihi: 20 Mart 2018 Salı 07:22

  İnsanlarımızı tanımanın en kolay yollarından birisi, türkülerimizi dinlemektir. Türkülerimiz halkımızın dertlerini, üzüntülerini, sevinçlerini, neşelerini en güzel şekilde anlatan yapıtlardır. Tarihe ışık tutan, halkın nasıl yaşadığını anlatan, bunları dizelere döken türkülerimizdir. Yıllar öncesinden bizlerin dramını, sevinçlerini anlatan hep onlardır. Halkın içinden çıkmışlardır ve hep yaşayacaklardır. Zira türkülerimiz şimdiki hemen parlayıp sönen saman alevi şarkıları gibi değil, içtenlikleriyle, samimiyetleriyle hep var olacaklardır. Şairim, zifiri karanlıkta gelse şiirin hası ayak sesinden tanırım / Ne zaman bir köy türküsü duysam, şairliğimden utanırım" der Bedri Rahmi Eyüboğlu, "Türküler Dolusu" adlı şiirinde. Türküler yaşamın gerçeğini anlatır, bazen neşelendirir, coşturur.   Ahmet Hamdi Tanpınar "Türk insanının yazılamayan romanı, türkülerde saklıdır" diyerek insan faktörünün türkülerdeki önemini çok güzel anlatmıştır. Türkülerde insanın duyguları, samimiyeti, sıcaklığı, içtenliği, sevgisinin asaleti ve en önemlisi yüreği vardır. Türkülerin oluşması, yakılması için gerçek yaşanmışlık gereklidir. Düğün, derneklerde neşeli, hüzünlerin yaşandığı olaylarda da ağıtları bulabilirsiniz. Türkülerimiz berraktır, pırıl pırıldır, samimidir. İçinde insan vardır, yaşamı vardır, öyküleri vardır.

  Bizim yörelerimizin türkülerinde ayrı bir zarafet vardır. Belki de bize daha bir ait olmaktan gelmektedir bu incelik. Balkan türküsü duyunca bizlerin yüzüne bir gülümseme oturur. O gülümsemeler hem sevdayı, hem sevinci, hem hüznü, hem de acıyı aynı anda, sizleri hiç yormadan zarif bir incelikle anlatır. Balkan türküleri bilir ki, sevdalar, ayrılıklar, acılar ve ölümler hepsi hayatın kendisidir. Balkan türküleri sözlerinde seçicidir. Laf olsun diye laf etmez. ”Yağmur yağar taş üstüne” derken, neden toprağa, çatıya, ağaca değil de taşa yağdırır? Çünkü taş üstüne yağan yağmurun yarattığı görsel estetik hepsinden daha belirgindir. Arda boylarında kandiller yanar/kandilin şavkında şahinler oynar. Hiç karanlıkta bir kandilin isinin ve ışığının, çevrede yarattığı görselliğin güzelliğini düşünebiliyor musunuz? Sevdanın, yoksulluğun, ekonomik çelişkilerinin, bireysel farklılıkların ve en önemlisi de göçlerin yaşandığı her toplumda kaçınılmaz olarak hüzün de vardır. Balkanlarda yaşayan Türkler de son 150 yıldır yoğun göçler ve toplumsal travmalar yaşadılar. Bu durum türkülere hüzünlü bir şekilde yansıdı. Selanik’te yaşayan esnaf Rüstem Ağa kızı Fitnat’ı yanında çalışan Mehmet’e verir. Birbirlerini çok seven bu ikilinin düğün günü yaklaştığı sırada Selanik’te kolera salgını başlar. Düğüne bir hafta kala Fitnat yataklara düşer. Öleceğini bilen Fitnat acılarını, hüznünü, duygularını türküye döker ve düğüne üç gün kala ölür. Hüzün dolu dizeler, insanın içini burkan duygularla yüklüdür. “Çalın davulları çaydan aşağıya/Mezarımı kazın bre dostlar belden aşağıya/Suyumu da dökün boydan aşağıya/Aman ölüm zalim ölüm üç gün ara ver/Al başımdan bu sevdayı götür yâre ver/Selanik içinde selam okunur/Selamın sedası bre dostlar cana dokunur/Gelin olanlara kına yakılır /Aman ölüm zalim ölüm üç gün ara ver/Al başımdan bu sevdayı götür yâre ver ”Bir insanın acı, ıstırap ve hüzün dolu yaşamı herhalde bu kadar güzel dizeler dökülürdü.

 

 

Bu yazı 427 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» Her şey zamanında güzeldir
» Godot'yu Beklerken
» Çevresel Isınma
» Yaşamımız
» Tatilde Kitap Okumak
» Yalnızlığın Hüznü  
» Dünya Çevre Günü
» Dönüşümümüz
» Çocuklar ve Hayalleri
» Unutulmazlar
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter
xx