21 Ekim 2018 Pazar
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 11°C
Açık
YAZAR DETAYI
Ahmet GÜDÜCÜOĞLU
Godot'yu Beklerken
Yazı Tarihi: 16 Temmuz 2018 Pazartesi 07:22

  Samuel Beckett’ın en çok tanınan eseridir Godot’yu Beklerken. Gülünçlük ve tekrar üzerine temellenen, alışılagelmiş kuralların dışına taşan bir tiyatro eseridir. Bu oyun, Dünya’ya, İnsana ilişkin geleneksel ve yaygın bilinen kabulleri reddeder. Herhangi bir olayın dile getirilmesi, aksiyonun yükselmesi, alçalması ve çözüm noktasına ulaşması söz konusu değildir. Çünkü bu oyunda, bir olayın hikâyesi yer almaz. Hiçbir yere götürmeyen bir yolun kenarında, yaprakları dökülmüş bir ağacın altında, yarı berduş yarı palyaço iki acayip insan, yani Vladimir ve Estragon, hiçbir zaman gelmeyecek olan Godot’yu beklerler. Bu iki arkadaş, zaman onlar için bir bataklıktır ve onlar bu bataklıktan çıkamıyorlar. Kendilerini kandırmaktan başka bir şey yapamıyorlar, gelecek onlar için yok, her türlü yok oluş biçimi akıllarına geliyor ama harekete bir türlü geçemiyorlar. Godot'yu beklemek, hiçbir zaman gelmeyecek olanı beklemektir. Zamanı yitirmektir. Zamanın neresinde olduğunu bilememektir. Yaşamın gerçek mi rüya mı olduğuna karar verememektir. Neresi olduğunu bilmediğin yerlere gitmek isteyip nasıl gideceğini bulamamaktır. Aynada görüntünü görememektir. Aramak, düşünmek, unutmak, anımsamak, sonra yine unutmaktır. Hep en başa dönmek ve bu döngü içinde çaresizliğe yeniden bir dönüştür. Biz ne yapıyoruz? Hepimiz! Godot'yu bekliyoruz. Yazar içinde bulunduğumuz toplumun karmaşasını ve çaresizliğini oldukça etkili bir şekilde yansıtmış.

  Eser yalnızlığı, hafızasızlığımızı, beklenti içinde geçen yaşamlarımızı absürt biçimde betimliyor. Godot belli bir şey ya da kişi değil o kesin. Herkes için başka bir şey olsa gerek. Âmâ giderek yalnızlaşmamız, toplumdan soyutlanmamız, yaşamımızın anlamından kopuşumuz. Bunlar hepimiz için ortak bir sorun. Basitliği kabul edemeyişimiz, tatmin olamayışımız, hep daha iyiyi beklememiz. Godot’suz da edemiyoruz sonuçta zira beklentilerimizin sonu yok. Bu herhalde hepimizin ortak sorunu olan insan olmanın çıkmazı. Godot'yu Beklerken oyununda iki arkadaşın sonu olmayan bekleyişini görürüz. Beklerler evet, bir Godot vardır bir türlü gelmeyen, gitmek isterler gidemezler, bildikleri tek şey Godot'yu beklemeleri gerektiğidir. Herkese göre değişir Godot, kimin hayatının aşkıdır bekler, kiminin zengin olma hayalidir, bazıları çekip gitmeyi bekler, bazıları mutlu olmayı. Hep bir beklenti ve bekleyiş içindeyiz. Öyle içinden çıkılmaz bir durumdur.Kesin olmayan söylentilere göre de Godot Beckett'in postacısıdır. Beckett kendini inzivaya çekmiştir, Nobel'i kazanıp almaya bile gitmiyor. Ücra bir köyde, evinde çalışırken adı Godot olan postacısını beklermiş, çünkü Godot onun dış dünyayla tek temasıymış.

İnsanların bekleme nedenleri kişilere göre çeşitlilik arzeder. Kişi sadece beklememeli, beklediği neden için mutlaka harekete geçmelidir. Bu hayatta en büyük kaybedenler, bekleyenlerdir. Ne beklediğini bilerek ama beklemeden yaşayacaksın. Bu en çok beklediğinin bir gün gelse bile, hiçbir zaman beklediğin anlamda gelmeyeceğini bilmelisin.

 

 

Bu yazı 594 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» İyilik ve tebessüm
» Yaşlılıklar
» Eski Mutluluklar
» Görkemli Zeytin Ağacı 
» Çocuklardaki  Sevgi
» SATRANÇ
» Bisiklet
» Yaprak Dökme Zamanı Geldi
» Kendine Güvenmek
» Her Ömrün Bir Eylül’ü Vardır
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter
xx