16 Ocak 2019 Çarşamba
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 4°C
Açık
YAZAR DETAYI
Özgür Terzioğlu- LÜLEBURGAZ'IN NEYE İHTİYACI VAR?
Bir küçük düzen ve içerisindeki özün etkisi
Yazı Tarihi: 11 Ocak 2019 Cuma 07:00

8.Etki; Esnaf üzerine

Yerel ekonominin temel yapı taşı diyebileceğim ‘Esnaf’ kavramı anlamından uzaklaştırılmış, değersizleştirilerek, sıradanlaştırılmıştır. Arapça iki kelime olan ‘Esnaf’ ve esnaf sıfatını alabilecek olana ‘zanaatkâr’ düzeni temelde bir öğrenilmiş mesleğe ve usta-çırak ilişkisine dayalıdır. Bu bozulmanın ana sebeplerine baktığımızda daha fazlasına daha hızlı ulaşmak isteyen bir neslin yetiştirilmesiyle sabırsız davranılması meselesine ek olarak mesleki eğitimlerin ve üniversite düzeninin uyumsuzluğu vardır. Bu konu kısmen çırakla ilgilidir. Kısmen mevcut iklimin yaptırımlarıdır. Aslında bu durum tüketim toplumu projesiyle ilgili pazar ülkesi olmayı kabul etmemizle alakalıdır. Usta ile ilgili olana gelinirse saygınlığını yitirmiş, emeğin üzerine çökmeye çalışan bir zihniyetin yanında hiçbir çırak durmak istemeyecektir. İş ahlakının bozulmasıyla birlikte Sosyo-kültürel değişimler tek taraflı değildir. Usta- çırak ilişkisinin bozulmasına bir üçüncü etken ise mevcut kültürel yapıya etki eden küresel ticaretin seri üretim malları ve marka fetişizmini yaşamayı özenen kişilerdir. Bahsinde bulunduğum bu iki etki süreci alış-veriş merkezlerinin inşalarına yön vermiştir. Sermaye sahibi parasının yettiği her yere kendi ürettiklerini ya da bir marka satın alarak bölgenin gelirlerinden pay alma uğraşına girmiştir. Bu durum mevcut kültürel şekillenmelerin özgünlüğünü yitirmesine ve usta-çırak ilişkisini müdür-eleman seviyesizliğine getirmiştir. Esnaf kişi mesleğe girdiği vakit bir yol tutar. Bu yol ahlaksal bir süreçle birlikte mesleki gelişimine paralel üst bilince çıkabilme kabiliyeti zanaat kavramını sanata dönüştürmektedir. Bizim bugün sanat olarak değerlendirdiğimiz sürece bakarsak eğer; toplum içerisinde ilginç, enteresan ve estetik işleri yapan kimselerin yaşam şeklidir. Bizler bu duruma saygı duyarız, fakat emeğe gerekli değeri vermeyiz. Konu bizim sanatçı olmak isteğine geldiğinde ‘boş işlerle uğraşmayın’ söylemine maruz kalırız. Hâlbuki sanatın tam olarak manasına varamayan bir zihinde bu konu boş işler olarak kalacaktır. Öncelikle öğrenmemiz gereken sanat; esnaf kişinin tutuğu iş ile başlamaktadır. Her mesleğin bir üst bilinci vardır. Bir doktor işinin sanatına varabilir. Berber, öğretmen, mimar, mezar taşçısı, aşçı, sahne oyuncusu, şarkıcı-çalgıcı, kilim dokumacısı, kunduracısı, terzisi ve daha sayamadığım mesleklerin el, dil, bedenin diğer duyu organlarını kullanabilme becerisine sahip zanaatkârın bir üst bilince ulaşarak, bunu işine yansıtması süreci sanat kavramını ortaya çıkartmaktadır. Bahsinde bulunduğum üst bilinç artık bir duygu olarak kabul gören ‘ilham’ yani doğru iletişim becerisinin sağlanması neticesinde oluşmaktadır. Bu durum kişisel bütünlüğün sağlanması neticesinde benden özüne yolculuğa çıkabilen bireylerin ortaya çıkardığı işlerdir. Üst bilince ulaşılmış işlerin bütünü kültürel yapıları oluşturmaktadır. Bugün altında yaşadığımız mevcut kültür, küresel sermayenin istedikleri doğrultusunda onların çıkarlarına yönelik özentili bir kültürel şekillenme olduğu görülmektedir.  Bahsinde bulunduğum bu durumu özgün bir tarza geçirebilmemiz için Kültürel Tasarım Enstitüsünün içerisinde bir hobi markete ihtiyacımız olacak. Gençlerin meslek eğitimi sırasında doğru karar vermelerini kolaylaştırabilmek için ekipman ve malzemeleri satın alabileceği bu alan her yaş grubuna yönelik malzemeleri bünyesinde bulundurmalı ve ihtiyaca göre aranan bir ürünün araştırılması konusunda kişilere yardımcı olmalıdır. İhtiyacımız olan bir diğer çalışma ise alış-veriş merkezlerini, süper marketleri özgün bir tarzda kurgulayarak ‘kapalı çarşı’ ve ‘Pazar düzeni’ projelerini hayata geçirmemiz gerekmektedir. Bahsinde bulunduğum çarşı-pazar kurguları özgün bir kültürel tasarımın ana hatlarını oluşturacaktır. Toplumsal algıda kapalı çarşı; kuyumcu, baharatçı gibi alım-satımların, kalıplaşmış işlerin yapıldığı alanlar olarak düşünülmektedir. Bahsinde bulunduğum kapalı çarşı düzeni daha modern bir çalışma ile marka değeri olmayan yani yerel esnafı bünyesinde barındırırken, içerisinde bulunan dükkânlar da çalışma atölyeleri olması gereklidir. Bu esnaf şekillenmesinde usta-çırak ilişkisinin geliştirilmesi adına ‘gömlek değiştirmek’ törenlerini yapmaya ihtiyacımız var. Yeni çarşı-pazar düzenlerinin fiyat-kalite-ahlaksal kontrollerinin yapılması ve yeniçağa uygun kurallarının yazılmasına ihtiyacımız var. Her şeyden önemlisi bu olgun bireyleri yetiştirebileceğiz bir kurguya…

9. Etki; Ekim üzerine

Bu yazı 279 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» “Kırkların Eli” düzeni
» Yaşamsal Kalite Yönetimi Sistemi
» Bir küçük düzen ve içerisindeki özün etkisi
» Bir küçük düzen ve içerisindeki özün etkisi
» Bir küçük düzen ve içerisindeki özün etkisi
» Bir küçük düzen ve içerisindeki özün etkisi
» Bir küçük düzen ve içerisindeki özün etkisi
» Bir küçük düzen ve içerisindeki özün etkisi
» Bir küçük düzen ve içindeki özün etkisi
» Bir küçük düzen ve içindeki özün etkisi
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter