26 Mayıs 2019 Pazar
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Ahmet GÜDÜCÜOĞLU
Annemiz
Yazı Tarihi: 10 Mayıs 2019 Cuma 07:31

Gerçek sevginin ilk tanışıldığı yerdir anne kucağı. Belki de insanın yaşamında hiçbir şey beklenmeden sunulan şefkatin, en samimi duyguların ilk ve en gerçek durağıdır. Kişinin bundan sonra belki görmesinin çok zor olacağı ödünsüz sevginin tek adresidir anne. Sevginin bile yozlaştığı, ticarileştiği günümüzde bizlere insan olmanın erdemini hatırlatan duyguların ilk ve gerçek sahibi, annemizin iyilik sunan kolları olmuştur.Yaşamın bencillikle dönen çarkları, bizlere sadece kendimizi düşünmemizi, bizlere yaşamı hediye eden annelerimizi bile unutmamızı ön görmüştür. Oysa emek ile yoğrulmuş sevgisinin, yaşamın en güzel hediyesi olduğunu unutmamalıyız.

Bir rivayete göre, Anneler günü geleneği, Antik Yunanlıların Yunan mitolojisindeki pek çok tanrı ve tanrıçanın annesi olan Rhea onuruna verdikleri yıllık ilkbahar festivali kutlamalarıyla başlar. Antik Romalılar da ilkbahar festivallerini M.Ö. 250 yıl öncesinden ana tanrıça Kibele onuruna kutluyorlardı. ABD’de Anna Jarvis’in kaybettiği kendi annesi için 1908 yılında başlattığı anma günü, 1914 yılında Kongrenin onayıyla Amerika çapında genişledi.

  Annelerimizin bizlere sunduğu sevgi seli, çıkarsız, karşılık beklemeden oluşan mutluluk yumağıdır. Belki de bir daha yaşamımızda karşılaşamayacağımız en içten duyguların tek adresidir. Ayrıca hayatımızda ki tüm sevgileri bir tarafta toplasak, bir anne sevgisi bile etmeyeceği gerçeği bizlere çok şey öğretebilir. Kaybedilmiş çocuklarının peşinden koşan, her türlü umutsuzluğa rağmen onları yıllardır arayan Cumartesi Anneleri’nin, çocuklarının özlemiyle yandıkları duygularını tarif etmek mümkün değil. Annelerin sevgilerinin yüceliği, tartışma götürmez bir gerçeksede, bazen onların sevgilerini özlemle anan, hep arayan evlatlarda vardır. Grapon Kağıtları eserinde, Didem Madak anne sevginin varlığını, ondan yoksun kalmanın ıstırabını çok güzel anlatır:

“Annem işte öyle bir kadındı 
Çocuklar gökyüzüne bakar sorardı: 
Ay dede orada ne yapıyor anne? 
Annem öldüğünde ay dede içimde 
Yüzlük bir ampul gibi parçalandı.”

Ayni hüzün yüklü dizler Kemal Burkay’ın dizlerinde devam eder:

“Bir sessizlikti annem
Nice çileden örülmüş
Sevinçleri de var mıydı bilmem

Kendisinden bile gizlenmiş

Her anne çocuklarını yaşar değil mi?
Ben annemi hiç yaşamadım
Çünkü çocuklar
Bir rüzgâra biner giderler

Anne yüreği de beraber “

  Anne sadece biyolojik olarak sahip olduğu evladını değil, yaşamınıpaylaştığı, küçücükten yetiştirdiği evladını da ayni muhteşem duygularıyla büyütür.O imrenilecek anne şefkatini bu öksüz olarak aldığı ,onları her şeyden koruduğu çocuklarına da yansıtır.Sevgisinden hiçbir zaman vaz geçmez. Ahmet Şerif İzgören Avcunuzdaki Kelebek adlı eserinde buna benzer bir konuyu çok güzel işler:

“Küçük bir öksüz çocuğu evlat edinen anne, çocuğunu anaokuluna getirir. Küçük çocuk orada diğer çocukların alay etmesiyle öksüz olduğunu öğrenir. Akşam, annesi onu almaya geldiğinde gözleri dolu dolu sorar:
- Anne, öksüz ne demek?
Annesi pırlanta gözleriyle cevaplar:
- Diğer çocuklar gibi annenin karnında değil, kalbinde büyümüşsün demektir kızım.”

Bu yazı 472 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» Diziler ve Sinema
» Güzel düşünebilmek
» Özlemlerimiz
» Unutulmayan Sevgiler  
» Annemiz
» Sahipsiz Çocuklarımız
» Unuttuğumuz Güzellik, Tebessüm
» En Büyük Güç Sevgidir
» Türkülerimiz
» Güzellikler
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter