17 Kasım 2019 Pazar
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
CUMHURİYET
Yazı Tarihi: 28 Ekim 2019 Pazartesi 08:44

Bir gün de Mustafa Kemal, sanırım Avusturyalı bir gazeteci ile görüştüğü sırada (22 Eylül 1923) ‘Cumhuriyet’ sözcüğünü ağzından kaçırması üzerine Meclis’in ve İstanbul gazetecilerinin yüreği oynadı. Meclis Başkanının küçük odasına koşuşan bir takım milletvekilleri, Mustafa Kemal’in bu “dil sürçmesini” düzeltilmesini istediler.

Yine bu küçük odada geçen bir konuşmayı, 11 Eylül 1923 tarihli notlarımın arasına saklamışım. Konuşmanın rejim konusuna değinen kısmını buraya alıyorum;

Mustafa KEMAL Paşa parti toplantısının kaçta olduğunu sordu. Üçteydi;

“Bana birde olduğunu söylediler. Onun için erken geldim” dedi. Odasına giderken bizi de çağırdı. Milletvekili olmakla birlikte halen yaverliğini yapan eski subaylardan biri parti tüzüğünün son şeklini getirdi. Tüzük, bugün bütün milletvekillerince birer birer imzalanacaktı.

Biraz sonra cebinden tüzüğün bir kopyasını çıkardı. Sayfa açığına yazdığı Fransızca bir cümleyi okudu. Bu Fransız Cumhuriyeti’nin “Bir ve bölünmez” olduğunu söyleyen cümleydi.

“Dün akşam, Fransız Devrim tarihini gözden geçirdiğimde not etmiştim.” dedi ve sildi.

Bir sorum üzerine, Kanun-i Esasi düzenlemesi konusuna geçtik. Biraz önce içeriye giren Yunus Nadi de (Abalıoğlu) aramızdaydı.

Gazi dedi ki;

“Cumhuriyet ne demektir?” Sözlüğe baktım “Chose publique” sözcükleriyle çevrilmiş. Bizde anlamı ne olmalı?”

Gazinin hangi konu üstüne getirmek istediği belliydi. Kanun-i Esasi’de hükümet şeklini açıkça göstermenin sırasının geldiğini söyleyen Sabri Bey (Toprak)

“Örneğin bugünkü durumun ifade edilmesidir.” dedi.

Gazi;

“Ben projeyi gördüm, çok eksikleri var. Bu hafta kendim uğraşacağım. Sonra bazı arkadaşlarla özel görüşmelerde bulunur ve partiye getiririz.” dedi.

Yunus Nadi;

“Bunu en güçlü zamanda yapmalıyız.”

Gazi kalemini masaya vurarak;

“En güçlü zamanımız bugündür.” dedi.

Sonra, yeni Kanun-i Esasi’nin kendi niyetine göre ilk maddesini okudu;

“Türkiye, Cumhuriyet ile yönetilir bir halk devletidir.”

Sonunda, yakında Cumhuriyet’in ilan olunacağını, Meclis’te Mustafa Kemal’in ağzından işitiyorduk. Haber ağızdan ağza yayılarak Meclis’te herkes kuşkudan kurtulacaktı. Acaba, böyle bir haberi ölüm haberi gibi bekleyenler harekete geçecek miydi?

Aramızdan biri sordu;

“Cumhurbaşkanı olduktan sonra, yine Halk Partisinin Başkanı olarak kalacak mısınız?”

Gazi gülümseyerek;

“Aramızda öyle!” dedi.

Cumhurbaşkanlığı süresi üzerinde konuştuk. Ona göre Cumhurbaşkanı, TBMM’nin de başkanıydı. Dört yıl, yedi yıl konuları geçti. Bir gayretkeş;

“Yaşadıkça koşuluyla da olabilir” dedi.

Gazi, sert bir tavırla bunu reddetti.

Bir arkadaş, fesih hakkı konusunu açtı;

Gerçi şimdiki meclis için düşünülecek bir şey yok. Sizin hükümetleriniz her zaman çoğunluk bulabilir. Fakat partiler çoğalınca hükümetsizlik tehlikeleri de baş gösterebilir. Buna ne çare gösteriyorsunuz?”

“Millet Meclisi kendini fesh edebilir.”

Bu yanıt güven verecek gibi değildi. Arkadaşların ortaya sürdüğü fikirler, şöyle özetlenebilir. Cumhuriyeti Fransa’daki biçimiyle alma isteğinde olanlar, bu hakkı Cumhurbaşkanına ve hükümete bırakmak önerisinde bulundular. Fakat ittihatçı Sabri Bey (Toprak) fesih hakkının Meşrutiyet Devrinde iki kez suiistimal edildiğini anımsatarak dikkatli olmayı salık verdi.

DEVAMI YARIN…

 

Bu yazı 334 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» HERKES FUTBOL SAHASINA!
» KALORİFER
» TARİHİN EN KISA ANA EN ETKİLİ KONUŞMASI
» ŞİMDİ DOĞRUSUNU YAPTINIZ
» NUTUKTAN BİR PARÇA
» ATATÜRK’ÜN SEVDİĞİ ŞARKILAR KONSERİ
» SOKAK FUTBOL YOKSA!
» İBRET ALINACAK OLAY (2)
» ÜLKEMİZDE GÜL
» BİRLEŞMİŞ MİLLETLER
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter