08 Aralık 2019 Pazar
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Vicdan ALADAĞ
TÜRKİYE ENERJİDE NEREYE GİDİYOR? RÜZGAR NE YÖNE ESİYOR?
Yazı Tarihi: 04 Aralık 2019 Çarşamba 07:23

  Orman Yüksek Mühendisi

  TEMA Vakfı Lüleburgaz Sorumlusu

 

TMMOB Makine Mühendisleri Odası’nın 03.10.2019 tarihinde İzmir TEPEKULE’de düzenlemiş olduğu  5.İzmir Rüzgar  Sempozyumunda Türkiye’nin Enerji Politikası tüm yönleri ile değerlendirildi.

TMMOB  Makine Mühendisleri Odası Enerji Çalışma Grubu Başkanı Oğuz TÜRKYILMAZ tarafından derlenen sempozyum ile ilgili bilgi notunda ülkemiz enerji kaynakları ve üretimi hakkında son derece önemli değerlendirmeler yapılmıştır.

     Enerjiden yararlanmak modern çağın gereği ve vazgeçilmez insan hakkıdır. Enerjinin değerlendirilmesinden başlayarak üretim,iletim,dağıtım aşamalarında çevreye, iklime ve doğa’ya olumsuz etkilerin asgari düzeyde tutulması gerekir. Enerjinin tüm tüketicilere yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve güvenilir bir şekilde sunulması zorunludur.

      Elektrik enerjisi faaliyetleri toplum çıkarının gözetilmesi gereken bir kamu hizmetidir. Türkiye özellikle son dönemlerde, enerji ihtiyacını esas alarak yeni enerji arzıyla karşılamaya çalışan, plansız ve özel sermaye çıkarlarını gözeten bir politika izlemiştir. İletim ve dağıtımdaki kayıplar ve nihai sektörlerde yer yer %50’nin üzerine çıkabilen enerji tasarrufu imkanları göz ardı edilmiştir. Enerji ihtiyacını karşılamak üzere genelde ithal enerji kaynağı kullanılmış, fosil kaynaklı ve ithalata dayalı yüksek maliyetli yatırımlar yapılmış, enerjideki dışa bağımlılık ülkemiz için ciddi boyutlara ulaşmıştır.

       Enerji krizi olumsuz sonuçlarının sınırlanabilmesi için öncelik ve ağırlığın fosil yakıtlara değil, yeni ve yenilenebilir kaynaklara verilmesi gerekmektedir.

      Planlama çalışmalarına; kültür ve tabiat varlıklarını koruyan, çevresel ve sosyal etkileri itibariyle sorunsuz, bireysel ve toplumsal haklara karşı saygılı, nükleer macera peşinde koşmayan, özelleştirme, taşeronlaştırma ve iş güvencesinden yoksun çalışma koşullarından arınmış, toplumsal yararı gözeten ve yeniden etkin kamu varlığını öngören bir anlayış egemen olmalıdır.

      Birleşmiş Milletler zirvesinde Genel Sekreterin konuşmasının hemen arkasından konuşan 16 yaşındaki İklim Aktivisti GretaThunberg’in şu cesur sözlerini unutmak mümkün mü?

      “Bugün bütün ekosistem çöküyor. Kitlesel bir yok oluşun başlangıcındayız. Ve bütün konuştuğunuz para ve ekonomik büyüme masalları. Nasıl cüret edersiniz. Bizi hayal kırıklığına uğratıyorsunuz.Fakat gençler ihanetinizi anlamaya başladı. Gelecek nesillerin gözleri sizin üzerinizde. Eğer bizi başarısızlığa uğratmayı seçerseniz, sizi asla affetmeyeceğimizi söylüyorum. Bundan kurtulmanıza izin vermeyeceğiz. Tam burada, tam şu an çizgiyi çizdiğimiz yer. Dünya uyanıyor ve değişmek istiyor, beğenin ya da beğenmeyin.”

      Yakıt kaynaklı Karbon Dioksit Salımı; 2008 yılında Dünya’da 30295(milyon ton) iken2018 yılında 33684,9  milyon ton’a,Türkiye’de ise 2008’de 277,3 milyon ton iken 2018’de 390,2 milyon ton’a ulaşmıştır.2008’e göre Değişim Katsayısı Dünya’da 1,11 iken Türkiye’de 1,41 olmuştur.

Petrol ,gaz ve kömür tekellerinin çok etkin olduğu günümüz dünyasında, birincil enerji tüketiminde 2017’de %81, 2018’de %84,7 oranında olan bu fosil yakıtlara yüksek bağımlılık,izlenen politikalarda radikal değişiklikler olmadığı sürece, kısa ve orta dönemde kayda değer bir azalma göstermeyecektir.

       Elektriğe hala erişemeyen “ enerji yoksunu” 1 milyar insanı, elektrik kullanabilir hale getirebilmek, yemek pişirmek ve ısınmak için çalı çırpıdan öteye geçememiş yüz milyonlarca insanı, çağdaş yaşam koşullarına ulaştırabilmek için, enerji sektörünü özel tekellerin salt kâr egemenliğinden çıkarıp kamusal bir düzleme aktarmak ve yenilenebilir kaynaklara dayalı, düşük karbon emisyonlu bir ekonomiye yönelerek, enerjide demokratik bir denetimi/programı gerçekleştirme ihtiyacı vardır.

        Enerji; bir ülkenin sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmesindeki en önemli etmenlerden birisidir. Ancak  ülkemizde olduğu gibi;

        -Yerli teknoloji yoksa,

        -Enerji arzı, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına değil de ağırlıklı olarak ithal kaynaklara dayalı ise,

        -Enerji talebi, çevre ve toplum çıkarları doğrultusunda planlanmıyor ve yönlendirilmiyorsa,

-Enerji  yatırımlarında toplumun değil, yalnızca kazançlarını en üst seviyeye çıkarma amacında olan sermaye gruplarının çıkarlarını gözeten politika ve uygulamalar dayatılıyorsa,

ENERJİ, toplumsal ve ekonomik gelişmeye katkı sağlayan bir unsur olmaktan çıkar, ciddi birsoruna dönüşür.

          Aşırı dışa bağımlılık, artan enerji faturaları, temininde aksama ve sıkıntılar nedeni ile, ENERJİ ülkenin güvenliği ve halkın refahı için bir sorun kaynağı ve gelişmenin/bağımsızlığın önündeki en önemli engellerden biri de olabilir.

           2016’da Türkiye’de Birincil Enerji Arzı Toplamı 136,2 Mtep (Milyon ton eşdeğer petrol), kişi başına 1,69 tep(ton eşdeğer petrol), UEA(Uluslararası Enerji Ajansı) Üyeleri Ortalaması Kişi Başına 4,5 tep’dir.

           Türkiye Birincil Enerji Tüketiminde dışa bağımlılık 2000 yılında %67,2 iken 2017 yılında %75,7 olmuştur. Diğer taraftan elektrik üretiminde kamu payı 2002’ de %59,8 iken 2018’de %15,0 olarak gerçekleşmiştir. Özel sektörün payı ise 2002’de %40,2 iken 2018 ‘de %85,0’e ulaşmıştır. Enerji yönetimi elektrik tüketim tahminini;

  -2005 için 200 GWh talep öngörürken gerçekleşme 161 GWh ,

  -2010 için 290 GWh talep öngörürken gerçekleşme 210 GWh,

  -2015 için 326 GWh talep öngörürken gerçekleşme 262 GWh olarak gerçekleşmiştir.

  Bu abartılı tahminler nedeni ile ihtiyaç olmayan çok sayıda santral yapılmıştır.

ETKB(Enerji Tabii Kaynaklar Bakanlığı) rüzgar için daha önce belirlenen hedefleri geri çekmiştir.

Bakanlığın 2018 bütçe sunuşunda 2023 için 20 000 MW hedefi bir kenara koyulmuş 2028 yılına kadar 10 000 MW olarak ifade edilmiştir. Bunun anlamı  2023 için öngörülen hedefin %15,0 oranında azaltılması ve 2028 yılına ötelenmesidir. Aynı sunuşta güneş için’de önümüzdeki 10 yılda ek 10 000 MW ek kapasite yaratılacağı ifade edilmiş, yaklaşık 13 500 MW’lık hedef, 2028’de güneşe dayalı elektrik üretim potansiyelinin yalnız %8,0 ‘inin değerlendirilmesinin amaçlandığını, yani açıkça GÜNEŞE YÜZLERİN DEĞİL SIRTLARIN DÖNÜLMESİNİN KURGULANDIĞI ifade edilmiştir.

ETKB böylece, TEİAŞ’ın(Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi) 2025 için öngördüğü 16 000 MW RES hedefinide 3 yıl sonrasına ötelemiştir.

  - İlk YEKA(YenilenebilirEnerji Kaynakları Alanı) ihalelerinde rüzgar  dürbün’ü ve güneş enerji panelleri üretimi için tesis kurulması zorunluluğu vardır. Geldiğimiz noktada ise bu ihaleleri kazanan firmalar üretim tesisleri konusunda yeterli bir gelişme sağlayamamışlardır.

     -Yerli üretimin desteklenmesinin amaçlanması çok yerinde ve sevindirici bir girişimdir.Ancak yenilenebilir enerji üretiminde kullanılan ekipmanların üretiminin desteklenmesi , bir ya da iki yatırımcının ortak olacağı bir şirkete ayrıcalıklar tanınması ile gerçekleşemez. 1000’er MW’lık çok büyük kapasitelerin iki gruba tahsis edilmesinin mevcut imalatçılara olumsuz etkileri olması da söz konusudur.

    -İlgili tüm kesimlerin görüşlerini aktarabileceği katılımcı mekanizmalarla strateji belgeleri ve çalışma/uygulama planları hazırlanmalıdır.(Üniversite, bilimsel araştırma kurumları, meslek odaları ve imalatçı sanayi kuruluşları)

    Özel Sektör Yetkilileri “Gelecek 5 yılı göremiyoruz. Sürekli arz artışına rağmen elektrik talebi TEİAŞ’ın tahminlerine uygun şekilde artmamaktadır. Bu nedenle oluşan düşük fiyat, yatırımları  olumsuz etkilemektedir. Ekonominin emir ve talimatla yönlendirildiği bir ortamda hesap yapmaya hiç gerek yok. Bu durum bizleri olumsuz yönde etkilemekte, borçlarımızı ödeyemeyecek durumdayız” demektedirler.

     Bu değerlendirmeler ışığında yapılması gerekenler şöyle sıralanabilir;

     1-Enerjiyi verimli kullanan, yerli kaynak ve ekipmanlarla üretimi öngören politikalar izlenmelidir.

     2-Çok sayıda yeni elektrik tesisi kurma yerine, talebi yöneterek enerjiyi daha verimli kullanarak yeni tesis ihtiyacını azaltmaya yönelik politikalar hayata geçirilmelidir.

     3-Yoğun enerji tüketen eski teknoloji yerine, enerji tüketimi düşük ithalata değil yerli üretime dayalı ileri teknolojili sektörlere öncelik verilmelidir.(Elektronik, bilgisayar donanım ve yazılımı, robotik, aviyonik, lazer, telekomünikasyon, gen mühendisliği, nano teknolojiler v.b.)

      4-Kaynak israfını önlemenin yolu planlamadan geçer. Bu nedenle planlama yeniden düşünülmeli ve uygulanmalıdır.

      5-Planlama; ülke, bölge ve il ölçeğinde birbirleri ile ilişkili biçimde ele alınmalıdır.

      6-Planlama uluslararası kuruluşlar, çok uluslu şirketler tarafından değil ülkemizin ilgili birikimli kurum ve kadroları tarafından muhalif-muvafık ayrımı yapılmadan hazırlanmalıdır.

       7-Strateji belgeleri ve planları, ilgili kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin, üniversitelerin, bilimsel araştırma kurumlarının, meslek odalarının, uzmanlık derneklerinin, sendika ve tüketici örgütlerinin, etkin ve işlevsel katılımı ile hazırlanmalıdır.

       8-Acele kamulaştırma denilen, sermayenin enerji yatırımları için yurttaşların oturdukları evlerden, topraklardan, çevrelerden koparılmasına, sürgün edilmesine dayanak olan yasal düzenleme iptal edilmeli, insan haklarına aykırı bu uygulama sona erdirilmelidir.

       9-Enerji yatırımlarını teşvik amacıyla, ülkenin ve toplumun ortak varlığı olan verimli tarım arazilerine, ormanlara, tarihi ve kültürel sit alanlarına enerji tesisi kurulmasına izin veren düzenlemeler iptal edilmeli ve bu alanların yok edilmesi önlenmelidir.

       10-“ÇEVRECİ SANTRAL YAPIYORUZ” söylemi santralların tüm çevresel ve toplumsal etkilerin göz ardı edilmesini, verimli tarım arazilerinin sınırsız bir şekilde işgal edilmesini ve çok sayıda ağacın kesilmesini haklı kılmaz.

       TEMA VAKFI; enerji üretiminde öncelik ve ağırlığın fosil yakıtlara değil  rüzgar ve güneş enerjisi gibi  yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarına verilmesi çalışmalarını desteklemektedir.

 

 

 

Bu yazı 256 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» TÜRKİYE ENERJİDE NEREYE GİDİYOR? RÜZGAR NE YÖNE ESİYOR?
» Suyu düştüğü, toprağı oluştuğu yerde tut
» “Sıfır Atık Eğitim Projesi”
» KAZ DAĞINI KAZMAYALIM
» Toprağımız için el ele
» Türkiye’nin yüzde 99,9’u kirli havaya maruz kalıyor
» YAŞAM ORTAMININ KORUNMASINA ÖNEM VERİLMELİ
» 2018’İN ÇEVRE OLAYLARI
» Türkiye Paris Anlaşması’nı onaylayarak harekete geçmeli
» İklim dostu yatırımlar yapılmalı
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter