08 Aralık 2019 Pazar
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Ahmet GÜDÜCÜOĞLU
OKUMANIN GEREĞİ
Yazı Tarihi: 04 Aralık 2019 Çarşamba 07:27

 Seksenli yıllarda yaşadığımız kültürel değişim sonucu gençliğimiz, yeni arayışlara girdi. Bu dönemler batı toplum değerlerinin yükseliş yaşadığı ve rağbet gördüğü bir zaman dilimiydi. İletişim gücünün kolaylaşmasıyla, medya tüm cilalanmış renkleriyle, hızla toplumu etkilemeye başladı. Özellikle popüler eğlence aracı olan televizyonla, batılının sahip olduğu dünya nimetlerinin, görsel dünyamıza girdiği sihirli bir dönem yaşanmaya başlandı. Dallas gibi dizilerde kişisel çıkarları için her şeyi yapan insanların, rambo gibi filmlerde her şeyi yakıp yıkan kahramanların, ideallere sunulduğu bir dönem olmuştu. Bu dönemlerde ortaya konulan sadece ad’lardı. Geriye dönüp daha önceki yılların gençlerine baktığımızda, dilleriyle, şiirleriyle, şarkılarıyla, kendilerini anlattıkları öyküleriyle, donatılmış bir gençlik vardı. Şimdiki gençlik kendisine gösterilen hedeflere ulaşmak için, irdelemeden, yormadan, kendi değerlerini oluşturmaya çalıştı. Anlam sahip olmaktı ve hedef çok para kazanmaktı. Parlayan her şey altın zannedildi. Tanınmış markaların etiketlerini taşıyan giysiler giyen, arkadaşlarını da dış görünüşe göre seçen bir gençlik modeli oluştu. Dünyayı bir ozon tabakası gibi saran küresel popüler kültür gençleri oldukça etkiledi. Çoğu dinlediği müziğin içeriğini bilmeden, önce görüntüsel değişimle anlam yakalamaya çalıştılar. Araştırmadan, kolay eleştiri yolunu seçtiler. Yaşamın içeriği ikinci planda kaldı. Şekilcilik ise hep birinci plandı. Öyle ki bir bilim adamının yaptığı söyleşiye otuz kırk öğrenci katılırken, daha sonra medyatik bir şarkıcının yaptığı toplantıya yüzlerce öğrenci katılabiliyor. Buda bize gençlerimizin gerçek sanattan, bilimden uzaklaştıklarını anlatıyor. Gerçi dershane ağırlıklı, test çözmeye dayalı eğitim anlayışımız, bilimsel merakı olmayan, kitap okumayı sevmeyen bir kuşak ortaya çıkardı. Doğruları bulmanın, anlamanın yolu okumaktan geçer. Yaşamdaki mesleğimizde, müziğe, sanata bakışımızda, kültür, spor dalında ve daha birçok alanda doğru kararlar verebilmek için okumak, araştırma yapmak gerekir. Bu şekilde yaptığımız her faaliyeti daha güzel ve daha verimli yaparız. Mesleki olarak ilerlemek için, müziği, çeşitli sanat kollarını anlamak için, sporda bilimsel başarıyı yakalamak için, yenilikleri, gelişmeleri araştırmalı ve okumalıyız. Okumak yenidünyaları tanımaya olanak sağlar. Kişinin aydınlanmasıyla birlikte, ona mutluluk ve güzellikler sunar. Okumayan bir kişi, kökleri sağlam olmayan ağaçlar gibidir. Fırtınalar karşısında ayakta durmakta zorlanır. Kitaba yönelmeyen toplumda, kültür haznesi genişlemediği için, yazılı ürünler yerine havada uçuşan dedikodular üretilir. Kitapla barışık olmadığı için sanatçısına, bilim adamına değer verilmez.

 Bugün medyada kültürel programların az olması, magazin, dedikodu programlarının çok olması, kitap okumaya yeterince zaman ayırmadığımızı doğrular niteliktedir. Gerçi seksenli yıllardan sonra özellikle kitap okuma gereksiz gösterildi. Okumak desteklenmedi, kısa yoldan köşe dönmeler itibar gördü. Çocuklarımızda bu olumsuzluklardan dolayı eleştiri gücünü kaybettiler, her şeyi kabullenen, fazla sorgulamayan bir gençlik yapısı ortaya çıktı.

 

Sanata olan bu ilgisizliğin temelinde kitap okumamak oldukça büyük neden teşkil etmektedir. Ülkemizde kitap okuma oranı çeşitli medya yayınlarından elde ettiğimiz verilere göre%4,5 bu karşın televizyon izleme oranı %94. Ülkemizde altı kişiye bir kitap düşüyor. Ayrıca altmışlı yıllara göre günümüzde yükseköğrenimi bitirenlerin sayısı on beş kata yakın arttığı halde, kitap okuma oranında da büyük düşüş gözlenmektedir.
 

Bu yazı 184 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» ÇOCUKLARIMIZ
» HAYALLERİMİZ      
» OKUMANIN GEREĞİ
» MUTLULUĞUN PEŞİNDEN
» BİZLER
» MEYDANLAR
» MÜZE
» SARILMAK
» OKUMAK
» İNTİKAM
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter