20 Ocak 2020 Pazartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Ahmet GÜDÜCÜOĞLU
SAİT FAİK
Yazı Tarihi: 04 Ocak 2020 Cumartesi 07:38

Orhan Veli ile Sait Faik’in işi gücü yoktur. Can sıkıntısından Eftalikus kahvesinde oturup her gün birer Cumhuriyet Gazetesi alarak bulmacalarını çözerler. Bulmacayı kim önce bitirirse öteki rakı ısmarlayacaktır. Fakat Orhan Veli her gün Sait Faik’i yenmektedir. Sonunda Sait Faik isyan bayrağını çeker. Nasıl beceriyorsun lan, her gün rakıyı 
bana ısmarlatıyorsun?” der demez, Orhan Veli sakin bir biçimde yanıtlar:
“Çünkü Cumhuriyet’in bulmacalarını ben hazırlıyorum.”

Sait Faik Abasıyanık’ın Mark Twain Derneği’nin Atatürk’ten sonra ikinci ve son Türk onur üyesi olduğunu biliyor muydunuz?14 Mayıs 1939 yılında kabul edildiği üyeliği bilgisi, 1953 yılında Yaşar Kemal’in onunla yaptığı bir röportaj ile basına yansımıştı. Yaşar Kemal onu Kadıköy'de bir bankta oturup insanları izlerken bulur. Ve sorar:
- Ne var ne yok Sait? Hikâye yazıyor musun?
- Yok, yaşıyorum.
"Hüzünlü, ılık, insan sevgisi dolu hikâyelerini Sait yazmaz, yaşar. Sait bir dertli, kötülüklerden, aşağılıklardan, Dünya’daki cümle bayağılıklardan, kirden iğrenen bir adem oğludur. O daima iyiliği söylemiştir.
Bu adamın üstünden, başından da yalnızlık akar. Bir de bu adama Kadıköy iskelesinin kanepelerinden birine oturmuş heybetli köylüleri, çıplak ayaklı serseri çocukları, insanları seyrederken rastlarsınız." der Yaşar Kemal onun için.
Sait Faik, Çağdaş Türk hikâyeciliğimizin edebiyatımızdaki çok önemli taşlarındandır. Roman ve röportaj türlerinde de eserler vermiştir.

Çehov tarzı olarak bilinen konu ve olaydan daha çok herhangi bir kesit ve durumu ele alan öykü anlayışının edebiyatımızdaki en önemli ismidir. Yazdığı öykülerle olaya, şaşırtmaya, kişilere dayanan klasik öykü anlayışımızı temelden sarsmıştır. İstanbul öykücüsü olarak tanınır. İstanbul’un kenar mahallelerinde, deniz kıyılarında balıkçıların arasında, köprü altında, tünelde dolaşan sanatçı buralarda karşılaştığı insanları anlatmıştır. Öykülerinde yaşama sevincini ve arzusunu dile getirmiştir. Öyküleri biçim, teknik, dil ve anlatım özellikleri bakımından olay öykücülüğünden ayrılır. Cumhuriyet dönemi klasik öykü anlayışını yıkmıştır. Konu ve olaydan çok insanların görünümleri ön plandadır.

Sade özentiden uzak akıcı etkileyici bir dil ve anlatımı vardır. Sanat kaygısı taşımaz. Dünya’ya bakış felsefesini “Her şey, bir insan sevmekle başlar” sözüyle özetlemiştir.

Pek çok insan arasında olan yalnızlık belki de Sait Faik'in en belirgin özelliklerinden. Herhikâyede deniz var, onun bir ada insanı olmasından kaynaklanıyor sanırım. Hayvan, doğa, insan sevgisi var. Yazarken kalbi göğsüne sığmamış hissi veriyor. Yazmalıyım, her güzelliği, İnsana, Dünya’ya, iyiliğe dair ne var ise yazmalıyım, der gibi. Minik bir serçe kadar ürkek, çakmak taşı gözleri ile bir atmaca gibi. Öyleki çocuk heyecanı sönmemiş birisi canlandı gözümün önünde. Herhikâyesinde karakterleri şerit gibi betimlemiş. Kilim gibi dokumuş derler ya, o şekilde üretilmiş eserler. Sait Faik “Ölesiye yalnız, ölesiye mesudum. İçim kalabalık çekiyor. İnsanlar çekiyor. Çocuklar istiyorum: haşarı, sarışın, esmer, edepsiz... Seyahatler çekiyor içim” diyerek kendi ruh halini bize tarif ediyor.

 

Bu yazı 389 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» ÖFKEMİZ
» ZEYTİNİN GÜCÜ
» TEKNOLOJİ VE EĞİTİM
» GELECEK GÜNLERİMİZ
» SAİT FAİK
» KIRMIZI PAZARTESİ
» PEŞİN DÜŞÜNCELERİMİZ
» YAŞLILIK  
» FOTOĞRAF VE ZAMAN
» KÖTÜ DAVRANIŞ
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter