20 Şubat 2020 Perşembe
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Gizem COŞKUN SÜMER
Kişisel gelişim, kişisel gidişim, ah bu benim kişisel geliş gidişlerim….
Yazı Tarihi: 24 Ocak 2020 Cuma 07:32

İşiniz mi yok, aylardır maaş alamıyor musunuz? Borçlar yüzünden artık insan içine çıkamayacak hale mi geldiniz? Üzülmeyin ve sakın işsizim diye canınızı sıkmayın. Evrene doğru “tarhana, tarhana” diye seslenin. Yeterince sefalet çekerseniz evren de sizin sesinizi duyacak ve size tarhana çorbası sunacaktır.

Dün okuduğum Serkan Can Zengin isimli bir beyefendinin yazdığı bir yazıdan yola çıktım bugün. Demiş ki bu zat: “İşe dans ederek gitmiyorsanız o işi bırakın. Yüksek ihtimal hedeflerinize ulaşamayacak ve başarılı olamayacaksınız.” Kendisinin geçmişine göz attım. Babasının zengin olduğunu, kendisinin de babasının kurduğu özel bir kolejde yönetim kurulunda görev yaptığını fark ettim.Üniversiteden mezun olur olmaz bir okulda “genel müdür” olacak şartlar altında yaşam sürerken bu sözleri söylemek kolaydır değil mi? Mesela atanamadığı için intihar etmeyi düşünen öğretmenlere bunu nasıl anlatırız? Babamızınkurduğu şirketlere tepeden inme şekilde genel müdür olamadığımız için mi acaba işe halay çekerek gitmiyoruz biz? Hatayı nerede yapıyoruz? Biraz incelesek mi?

Sabahın altısında, henüz hava karanlıkken, sırf babası zengin olmadığı için ve kimseye muhtaç olmamak için işçi servisleri ile fabrikaya giden sevgili işçi kardeşlerim, yoksa siz işe horon teperek gitmiyor musunuz? Hatayı burada yapıyorsunuz. Halbuki her sabah o serviste hop tek oynasanız, kol bastı ile güne başlasanız, hepiniz iki seneye usta başı olursunuz. Hayat bu kadar basit işte. Ama siz ne yapıyorsunuz? Uyuyorsunuz. Servislere bir bakın, herkes uyuyor. Anlıyorum, bütün gün çalışmış, eve gidince çocuklarınızla ilgilenmiş, eşinize yardım etmiş ve kendinize bile ayıracak vakit bulamadan geç saatte uyumuş olabilirsiniz. Yine de bu işe çiftetelli oynayarak gitmenize engel değil. Lütfen “uyanın” mecaz yapmıyorum, servislerde uyumayın, dans edin. Başaranlar böyle başardı, emin olabilirsiniz.

Ya sen beyaz yakalı plazalı kardeşim? Her sabah özel olarak aldığın kahveni bilgisayarının önüne koyarken içinden İsmail YK’dan “Allah belanı versin” şarkısını söylersen tabi ki seni değil de diğer arkadaşı takım lideri yaparlar. Her sabah şirketegelişinde o kahve bale yaparken dökülmeli saçılmalı etrafa. Parmak uçların pointtegirmelisin ofise. Kuğu gölü operasında sahneye çıkar gibi hissetmediğin hiçbir işte başarılı olamazsın. Sen kader arkadaşım, üniversiteden derece ile mezun olmuş, üç dil konuşabiliyor ve her akşam mesaiye kalıyor olabilirsin. Senin vizyonunun neredeyse üçte birini karşıladığı halde direktöre senden yakın olduğu için (direktörün yeğeninin üniversiteden arkadaşı) senin yöneticin olan kişiye de kahve almalısın hatta. Her ne kadar sana psikolojik şiddet uygulasa ve seni bastırmaya ezmeye çalışsa da her gün işe duşun altında ağladıktan sonra geliyor olsan daasgari ücretin biraz fazlasını alıyor olsan da oraya damat halayı çekip alkış tutarak gideceksin. Kişisel gelişim böyle olur.

Yeni dünyada sürekli birilerinin size nasıl olmanız gerektiğini söylemesinden yorulmadınız mı? Yoga yapın, glüten yemeyin, vücut kitle indeksinize dikkat edin, kahveyi az tüketin, bu saç rengi moda, şu kıyafet sizin vücut tipinize gitmez, işe dans ederek gidin… Tekelleşiyoruz diyorum ben buna. Hepimiz aynılaşıyoruz. Aynı tip vücutlarımız varmış gibi giyinip, aynı hayatları yaşıyormuşuz gibi davranıyoruz. Kendimiz olmamızı sağlayan her şeye kusurmuş gibi davranılmasına göz yumuyoruz. Saçlarında beyazlar var neden boyamıyorsun? Bir on kilo fazlan var neden vermiyorsun? Neden herkes gibi değilsin? Mutlu ol işte ve sana sunulanla yetin. Herkes gibi ol ve mutlu ol, zor mu bu kadar? Ha bir de pilatese git, esnekliğin artsın. Ayrıca akşamları sekizden sonra yemek yemeyi kes. Şeker zaten zehir,söylememe gerek var mı?

Bence kişisel gelişim iki şekilde mümkündür: Bir kendiniz gibi olarak ve kendinizden mutlu olarak.İki kitap okuyarak. Dünya üzerinde okunmadık kitap kalmayıncaya kadar okuyun. Herkese ve her şeye farklı gözlerle bakmanızı sağlayacak, ufkunuzu açacak tek şey okumaktır. Gazete, dergi, kitap, prospektüs, deterjan içeriği, ne bulursanız okuyun. Aldığınız maaşı hak edecek kadar çalışmanız yeterli. İşe dans ederek gitmeseniz ya da saçlarınız bu senenin rengi olmasa da olur. Ama o üzerindeki kazak olmuş mu tatlım o etekle?

Sonuç olarak çok başarılı olmak mümkün. Ben de bu yazıyı roman havası oynayarak yazdım. Ne de olsa Trakyalıyım.

 

Bu yazı 1193 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» Organik olmak ya da olmamak. İşte bütün mesele bu!
» Toprağın sesini duyan var mı?
» Aynısının laciverti!
» OUROBOS: Bütünlük mü hezeyan mı?
» Kavanoz Mamalar: Ne kadar kullanışlı Ne kadar sağlıklı?
» Yeni dünyanın yaşam sıvısı: Kahve
» BPA (Bisfenol A):Zararsız mı? Yararsız mı?
» Geri Dönüşüm: Azalt, Yeniden Kullan ve Geri Dönüştür
» Dünyanın sesini duyan var mı?
» Kadınlık Bizde Kalsın
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter