30 Eylül 2020 Çarşamba
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Gizem COŞKUN SÜMER
Yeni dünyanın yaşam sıvısı: Kahve
Yazı Tarihi: 05 Şubat 2020 Çarşamba 05:14

İçmeden ayılamayanlar, onu içmeyince başı ağrıyanlar, keyifsizken içince keyfi yerine gelenler. Keyiften bir Türk kahvesi yapıp içenler. Görüşmek için bahane arayanlara sebep sunan “Bir kahve içelim”ler. Kırk yıl hatırı olan, uğruna edebiyatlar yapılan, ticareti milyon dolarları bulan, kendine has bir kültürü olduğuna inanılan başka bir içecek yok dünyada. Peki nedir bu kahve, nerden gelmiştir hayatımıza?

Dünya’da petrolden sonra en büyük ticaret alanını oluşturan üründür.

Kahve içerdiği kafein maddesinin uyarıcı niteliği yüzünden dikkat artırıcı ve stimülan özelliğe sahiptir. Ağrı kesicilerin etkisini %40 arttırmaktadır.

Kahveyle ilgili en eski efsane bir çobanla ilgili: 8. yüzyıl ortalarında Etiyopya'nın Kaffa bölgesinde yaşayan Kaldi adındaki bir çobanın hayvanlarının bir çalıya ait kırmızı meyveleri yemesinin ardından daha hareketli oldukları dikkatini çekmiş ve kendisi de bu meyveyi denemiştir. Verdiği hissi ve keyfi sevince diğerlerine de haber vermiş ve kahve bugünlere kadar gelmiş.

Kahve, Rubiaceae familyasının Coffea cinsinde yer alan bir ağaç vebuağacın meyve çekirdeklerinin kavrulup öğütülmesi ile elde edilen tozun su ya da süt ile karıştırılmasıyla yapılan içecektir.

Yavuz Sultan Selim döneminde (1517) Yemen Valisi Özdemir Paşa, Yemen'de içtiği ve çok sevdiği kahveyi İstanbul'a getirmiştir. Kahve, kısa zamanda itibarlı bir içecek olarak saray mutfağında yerini almış ve büyük ilgi görmüştür. Bunun akabinde saray görevleri arasına "kahvecibaşı" adında bir de rütbe eklenmiştir. Padişahın ya da bağlı olduğu devlet büyüğünün kahvesini pişirmekle görevli olan kahvecibaşı, sadık ve sır tutmasını bilenler arasından seçilirdi. Osmanlı tarihinde kahvecibaşılıktan sadrazamlığa yükselenlere bile rastlandığı rivayet edilir. Saraydan konaklara ardından evlere giren kahve, İstanbul halkının kısa sürede tutkunu olduğu bir lezzet haline geldi. Satın alınan çiğ kahve çekirdekleri tavalarda kavrulup, dibeklerde dövüldükten sonra cezvelerde pişiriliyordu.

İstanbul'a gelen Venedikli tacirler, çok sevdikleri bu içeceği Venedik'e taşıdı. Böylece Avrupalılar kahveyle ilk kez 1615'te tanışmış oldu. Önceleri limonata satıcıları tarafından sokaklarda satılan kahve, 1645'te açılan İtalya'nın ilk kahvehanesinde yerini aldı. Kısa zamanda sayıları hızla çoğalan bu kahvehaneler de diğer pek çok ülkede olduğu gibi özellikle sanatçıların, öğrencilerin ve her kesimden halkın bir araya gelerek sohbet ettikleri en gözde yerler oldu. Kahve Paris’e 1643, Londra’ya 1651’de ulaştı.

Kahve’nin anavatanı olan Etiyopya’nın yüksek yaylaları, yabani kahve bitkisinin doğal olarak yetiştiği bölgelerde yerli halk bu bitkinin tanelerini un haline getirip bir çeşit ekmek yapıyordu. Meyveleri kaynatıldıktan sonra suyu içilmek suretiyle tıbbi amaçlı kullanılıyor ve "sihirli meyve" olarak adlandırılıyordu. Kahve, ünüyle birlikte hızla Arap Yarımadası'na yayıldı ve 300 yıl boyunca Habeşistan'da keşfedilen yöntem ile içilmeye devam edildi. 14. yüzyılda ise yepyeni bir keşif ile ateşte kavrulan kahve çekirdekleri, ezildikten sonra kaynatılarak içime sunuldu. Kahve’yi ilk olarak işleyip içmeye başlayan Yemen'deki sufi tarikatıdır. Buradan 1470’li yıllarda Aden’de, 1510’da Kahire’de, 1511’de Mekke’de görülmüştür.

Tarihi, kültürü, geçmişi ve hiç şüphesiz geleceği olan bir içecek kahve. Anneannelerin kırk senelik fincan takımlarında içtikleri kahvelerden tutun da yeni nesil beyaz yakanın elinde taşırken zevk aldığı karton bardaklı içeceklere kadar hayatımızın her yerinde kahve var. Uğruna hikayeler, şiirler yazılan, methiyeler düzülen nadide içecek, kahve. Ne demişti ünlü şair Birhan Keskin:

Hem hiçbir mevsim ısıtmaz ellerimi
anne gibi
istersen kahve içip fal da bakarız yine
bana üç vakte kadar bir yolculuk görünür
belki ay doğar fincanda hanemize.”

Eh şimdi bu yazının üzerine birer sade Türk kahvesi iyi gitmez mi ama?

https://tr.wikipedia.org/wiki/Kahve

 

 

Bu yazı 908 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» Hoşça kal Sevgili Ruth, Teşekkür ederiz değerli RBG
» Doğanın Ruhu, İnsanın Ruhu
» KENDİMİZE DE MEYDAN OKUYOR MUYUZ SEVGİLİ KADINLAR?
» İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!
» Hoşçakal Pınar Gültekin
» Hatırlatmak isterim…
» Tarihe Yön Veren Kadınlar: Agnodice
» 3 ulus, 4 cinayet, 1 sebep: İnsan Zulmü
» Gündöndü değil “Günöldü”
» Kadın Cinayetlerini Meşrulaştırmayın!
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter