07 Nisan 2020 Salı
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Gizem COŞKUN SÜMER
Doydunuz mu?
Yazı Tarihi: 24 Şubat 2020 Pazartesi 07:23

Her geçen gün artan, hatta artık güncel televizyon akışına bile yansıyan veganlık konusuna (bkz:Joaquin Phoenix’in 2020 En iyi aktör kazanı olarak teşekkür konuşması) ve buna istinaden hayvancılık konusuna biraz değinelim mi?

Özellikle bizim kültürümüz için et yemek neredeyse bir kural, et yememek birçok kişinin kırmızı çizgisi. Orayı bir türlü aşamıyoruz. Et yemeyenlerin sağlıksız, veganların akılsız, vejetaryenlerin da “gereksiz duyarlı” olduğunu düşünüyoruz. Peki ama neden?

İnsanlar gıda için her 10 saniyede yaklaşık 24.000 hayvan öldürüyor. Bu her yıl 75 milyar hayvan demek. Dünya nüfusu son 50 yılda iki kattan fazla artarken ürettiğimiz et miktarı 4 kattan fazla arttı. Şu an dünyada yenmek için bekleyen bir milyar domuz, bir milyar koyun, 1,5 milyar sığır ve 23 milyar tavuk var. Bu kadar hayvan yetiştirmek tabi ki modern teknolojinin mucizesi: Antibiyotikler!

Peki et üretimindeki arazi, su ve sera gazı salınımlarının sürdürülemez hale gelmiş olması? Et yememiz için yetiştirilen hayvanların doğaya etki ediyor oluşu? Şu an, dünyaya sığabilecek çiftlik hayvanı sınırına ulaşmak üzereyiz. Tüm dünya, en çok et tüketen ülkeler kadar et yeseydi (ki bunlardan bazıları, Amerika, İtalya ve Çin) insanları doyurmak için dünya üzerindeki yaşanabilir arazinin her bir metrekaresinin kullanılması gerekirdi. Ve ne yazık ki bu da yeterli olmazdı. Çiftlik hayvanları dünyadaki karasal alanın %45’ini işgal etmiş durumda çünkü. Ve bu onları çiftliklere sıkış tıkış doldurmuş olduğumuz halde. Mesela Amazon Ormanlarındaki yıkımın %91’i hayvancılık için yapılıyor. Dünyadaki tüm araçlardan çıkan egzoz gazı gezegenimizdeki sera gazının %13’ünden sorumluyken hayvancılık tek başına %18’inden sorumlu ve 2050’ye kadar bunun %80 artması öngörülmektedir. Başka bir örnek, Amerika’da kullanılan suyun sadece %5’i evlerde kullanılırken tüm ülkede kullanılan suyun %55’i hayvancılık için kullanılmaktadır. Bugün dünyadaki doğal su kaynaklarının (bir önceki yazımda bahsettiğim üzere tükenmekte olan o değerli su kaynaklarımızın) %20 ila %33’ü hayvancılık için kullanılmaktadır. Yemek için fabrikalaşma ile yetiştirilen hayvanlar, hastalık kapmamaları için antibiyotiklerle besleniyorlar. Amerika’da satılan antibiyotiklerin %80’i hayvancılıkta kullanılmaktadır.

Yoksa siz tabağınızdaki etin tonton dedeler tarafından yetiştirilen inekler olup da tabağınıza geldiğini mi sanıyordunuz? Et ve özellikle tavuk yetiştiriciliği artık köylü tekelinden çıktı, fabrikalaşmanın en büyük örneklerinden biri. Her yediğimiz tavuk antibiyotikli çünkü böylece hayvanlardan bize geçecek hastalıklardan da korunmuş oluyoruz. (domuz gribi, deli dana ve kuş gribi gibi)Bu yüzden et yerken, yediğiniz şeyin çoğu zaman sentetik bir madde olduğu gerçeği ile yüzleşmelisiniz.

Başka bir bilgi daha, bilim insanları yaklaşık 10 sene önce laboratuvarda hayvan kesmeden nugget (yani tavukla yapılan bir çeşit yemek) yaratmayı başardılar. Evet, tavuk hücrelerini alıyorlar ve bunlardan hayvan üretmeden sadece yemek üretiyorlar. Hayvan kesme yok, kan yok, laboratuvarda gelişen besin var. Ancak birçok kişi laboratuvarda yetişen bir şeyi asla yemeyeceğini söylüyor. Siz ne dersiniz?

Et yemekten aldığımız tarif edilemez his aslında eskiye dayanıyor. Etiyopya’da bulunan 3,4 milyon yıllık bir hayvan kemiği bize bunu kanıtlıyor. Doğu Afrika’daki ilk atalarımız meyve ve yaprak yemeye dayanan bir beslenme düzeninden bir anda et yemeye geçmişler. Hatta şöyle diyebiliriz: atalarımızın bir anda insan formuna geçmesini sağlayan şey et yemek olabilir. Daha küçük mide, daha kısa bağırsak ve daha büyük beyin için gerekli olan dönüşüm et yememizle başlamış. Biyolojimizin bir parçası gibi gözüken etçillik bizim için gerçekten faydalı mı peki?

Et kalori, protein, yağ, mineral ve vitamin açısından zengindir. Bu vitaminlere doğada hayvansal ürünler dışında bulunması zor olan B12 de dahildir. Ayrıca et alyuvarlarımızın sağlığı için önemli olan bolca demir içerir. Etteki demir özeldir çünkü içeriğinde HEM adlı bir bileşen vardır. Bu “HEM” demirinin tek kaynağı hayvan kanı ve kasıdır. Yani et yemenin çok fazla tüketilmediği takdirde sağlıklı olduğu bir gerçek. Çok fazla et tüketimi gut hastalığına ve kalp damar tıkanıklığına da yol açabilir.

GDO içermediği ve antibiyotiklerin abartılmadığı etler sağlıklı olabilir. Elbette veganlık ve vejetaryenlik bir miktar duygusallık içeren konular. Et yemek de kısmen sağlıklı olabilir, belki leziz bulunuyor da olabilir. Ancak hayvan yetiştirmenin “dünyanın kendi sağlığına” ve insanlığa neler yaptığının farkına vararak ilerlemenin şart olduğu fikrindeyim.

Hepimize afiyet olsun!

Bu yazı 452 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» “Ölüm toplasa da çiçekleri, çiçekte tohum biter mi”
» Değer katmayı öğreten sanat: Kintsugi
» “Koronayak”
» Biz evde kalırken dışarıda kaç kadın öldürüldü?
» Dünyanın bize söylemek istediği bir şeyler var
» Bir virüs kadar vicdanı olmayanlarla yaşamak…
» Ülkeden COVID-19 Manzaraları…
» Gezen Virüs Değil, Gezinen İnsanlar
» Aşılar...
» Fırsat / Fırsatçılık
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter