14 Ağustos 2020 Cuma
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Soner EMEK
EVLERDE GEÇEN ZAMANLAR
Yazı Tarihi: 17 Nisan 2020 Cuma 11:39

Bu zor günlerde, evlere kapandığımız, işlerimizi kaybettiğimiz, işyerlerinin kapandığı ama ödemek zorunda olduğumuz kira, elektrik, su, doğalgaz, kredi kartı borçları, elden alınan borçlar, ödenmesi gereken kredilerin olduğu bir dönemden geçiyoruz. Zor çok zor günler yaşıyoruz ama lütfen ümidimizi kaybetmeyelim. Evlerimizde kalır, mesafe kurallarına ve diğer uyulması gereken kurallara uyarsak bu günleri de atlatacağız. Zor da olsa atlatacağız.

Olmadığı gibi yıllardır bugünlere kadar çok kimse günlerce sokağa çıkmadan evinde kalmamıştır. Bu da sıkıntı verir biliyorum. Sokağa çıkmayanlar evlerinde ne yapıyor, 20 yaş altı ve 65 yaş üstü olanlar mecburi ama 20-65 yaş aralığında olup da iş saatleri dışında ki işi olmayanlar kahvelere gidiyorlardı. Şimdi gidilecek yer olmadığı için bir çok insanımız kesinlikle zamanlarının çoğunu evlerinde geçiriyor. Evet zamanın çoğu evlerde geçiyor, nasıl? Nasıl mı, genelde TV izleyerek, bir kısmı kitap okuyarak, bahçesi olanlar bahçelerine çıkarak, ama zaman çok olduğu için yapılacak hele hele ev içinde zamanını geçirenler ilk günler yaptıklarından farklı birşeyler yapmaya başlıyorlar, çünkü her yaptıkları iş zaman çokluğundan kısa sürede bitiyor ve yeni yeni meşguliyet aramaya başlanıyor, mesela eski fotoğraflara bakarak eskileri anarak, maziyi canlandırarak. Eski fotoğraflar gün yüzüne çıkmaya başladı bu sadece evlerde değil artık sosyal medyada da fazla bir şekilde yayılmaya başladı. Çok değişik eskilere ait fotoğraflar dolaşmaya başladı. Gerilere dönmeye başladık. Anıları yaşamaya başladık, eskileri yad etmeye.

Ben de 2012 yılından bugüne kadar yazdığım yazıları da tekrar gözden geçirmeye başladım. Ve 2012 yılının 29 Ağustos’unda yazdığım ilk yazımı okudum.

Günaydın, Merhaba, İyi günler güzel insanlar diyerek gülümsemeye ve tebessüm etmeye başladım. Siz de aynısını yapın, merhaba deyin tanısanız da tanımasanız da gülümseyin hayata ve insanlara. Nerede olursa olsun merhaba, iyi günler deyin birbirinize, tanısanız da tanımasanız da. Göreceksiniz sizler de karşılığını alacaksınız. Tanımasanız dahi. Böyle yazmışım böyle demişim.

Evet eski yazılarımı okuyorum. Bazılarında hayallerimi yazmışım 2012 yılında, istemişim ki araçsız caddeler olsun, her yer binalar dahi rengarenk olsun, yayalara açık caddelerde müzik yapılsın istemişim. Şimdiki gibi.

Evet yazılarımda yazmışım bunları.

Ve bazen ben de eskilerden anlatıyorum. Ülkemizin yarıdan fazlasının sporla ilgilendiği bu dönemde spora ara verildiğinden spor  sohbet ve muhabbetleri de bitti, bizlerin ve sizlerin eskileri andıkları bugünlerde bazı TV kanalları da eski spor müsabakalarını tekrar tekrar yayınlıyorlar. Bizlerin ve sizlerin yaptığı gibi.

İnternetten Gazeteniz Görünümde 29 Ağustos 2012 tarihinde yazdığım ilk yazımı okursanız bu günleri çok daha iyi anlayacağınızı düşünüyorum. O yazımın sonunda yazdığım alıntı bir yazı olan “Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğrendik .Ama bu arada basit bir sanatı unuttuk. Kardeş olarak yaşamayı….” Evet unuttuk bunları, unutturdular ve hala bunu bizler unutturmaya çalışıyorlar, ama bizler vazgeçmeyelim kardeş olarak yaşamaktan.

Bu virüs belasından önce iyi günlerde kötü günlerde beraber olduğumuz, beraber yurtiçi yurt dışı futbol gezileri yaptığımız arkadaşlarımızla görüştüğümüzde her şeyden çok beraber oturup sohbet edebilmeyi birbirimizi daha yakından görmeyi özlediğimizi anlıyoruz.

Üstte yazdım birçok işyeri kapandı, ama en fazla aklımda kalan Tatarköy’lü Hasan’ın(Hasan SERTLİ) kahvehanesi, bu mekan sadece Lüleburgaz’lılar değil tüm Trakya spor insanlarının tanıdığı, bildiği bir yerdi, spor ile ilgili kim olursa olsun oraya uğramadan yapamaz. Kentimizde yapılacak tüm maçlar öncesi sporcusu olsun, yöneticisi olsun, Teknik adamı olsun, herhangi bir kulübün taraftarı olsun adres Tatarköy’lü Hasan’ın yeriydi, maç saatine kadar orada oturur maça giderler, maç biter yine döndükleri yer orası olurdu ve akşam yine TV’de maçları orada izlerlerdi. Ama oranın sembolü vardır. A.Aydın ÇELİK, Aydın ağabeyi önceki birçok yazımda yazdım. Futbol’da eline su döken olmaz o istisnai bir yetenektir. Brezilya’nın Pelesi, Arjantin’in Maradonası neyse Türkiye’de de A.Aydın ÇELİK odur. Tatarköy’lü Hasan’ın yerine Lüleburgaz dışından gelen birçok kişi onu görmek için gider oraya, Tatarköy’lü Hasan’ın yerine.

Bir fıkra ve birkaç güzel söz…

SOYGUN

Soyguncunun biri bir bankaya girmiş. Çekmiş silahını havaya ateş etmiş. Herkesin yere yatmasını istemiş. Kasalardaki paraları toplamış ve kapıya doğru yönelmiş. Tam çıkacakken oradaki bir adama sormuş; ”Beni gördün mü?” Adam şaşkınlıkla “evet gördüm” deyince çekmiş tabancasını adamı alnından vurmuş. Tam tekrar kapıya hamle etmiş ki; kapının yanında bir karı-koca duruyor… Adama sormuş: “Beni gördün mü?” Adam gayet soğukkanlı bir şekilde yanıtlamış:

“Valla ben hiç bir şey görmedim, ama benim hanım gördü galiba”

 

*Elinle yaptığın hayrı dilinle ziyan etme. ...

*Cesareti olmayanın hep bir bahanesi vardır. ...

*Hiç bir kapıyı vurup çıkma, geri dönmek isteyebilirsin.

Bu yazı 2158 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» VEFAT
» ZAMAN TÜNELİ
» BALKON-BAHÇE ZEVKİ
» GÜZELLİKLER
» KORONA
» KUPA HİKAYESİ-3
» KUPA HİKAYESİ-2
» VEFAT
» -20 ve 65+ ile arada kalanlar
» EVLERDE GEÇEN ZAMANLAR
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter