04 Haziran 2020 Perşembe
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Gizem COŞKUN SÜMER
Normale dönmek mi, emin miyiz?
Yazı Tarihi: 05 Mayıs 2020 Salı 13:29

Normale dönmek mi, emin miyiz?

Sınırlarını kapayıp, vatandaşlarını eve kapatmadan önce birçok ülke ve lider, dünyayı kasıp kavuran virüsü hafife aldı. İtalya, İran, İngiltere, Brezilya, Amerika… Ve sonuç olarak hem salgın yüzünden hem duran ekonomi faaliyetleri yüzünden, ayrıca aşırı tedbirsizlik ve ülkelerdeki sağlık şartlarının bir “salgın” durumunda ne kadar yetersiz olduğunu görmemiz sebebi ile hepimiz endişe doluyuz. Şimdi kademeli olarak hayata dönerken gerçekten her şeyin eskisi gibi olacağını düşünüyor muyuz?

COVID 19 açılımı: Coronavirus Disease 2019. Korona ‘taç’ demektir. Virüsün adı taca benzeyen dikenlerinden gelmektedir. Hapşırıp, öksürüp, konuştuğumuzda çıkan damlacıklarla yayılır. Ve gözümüzden, ağzımızdan ve burnumuzdan bize bulaşabilir. Ayrıca virüs birçok yüzeyde saatlerce hayatta kalabilir. İnsanlar da bu yüzeylere temas ettikten sonra kendilerine elleriyle dokunarak hastalığı kapabilir: Ortalama bir insanın saatte 20 defa yaptığı bir eylemle yani. Virüs vücuda girince bu dikenler anahtar görevi görür. Hücrelerimizin içine giren virüs kendisini üretme talimatı verir. Daha fazla hücreyi ele geçirdikçe de semptomlar artar: ateş, halsizlik, öksürük… Bu arada bu hastalık size bulaşmış olabilir, siz de hiçbir belirti göstermiyor olabilirsiniz ancak bu sizin potansiyel taşıyıcı olduğunuz gerçeğini değiştirmez.

Peki COVID 19 neden farklı? Örneğin SARS, bu salgındaki virüs kadar tehlikeli değildi. Bunun sebebi sadece belirtisi olanlar bulaştırabiliyordu. Böylece hasta olanları karantinaya alarak hastalığı kontrol altına almak daha kolay oldu. SARS 29 ülkede 8.000 insana bulaştı. 774’ü öldü. Bu virüste ise 4 Mayıs itibari ile bu sayı şöyle: Covid-19 nedeniyle hayatını kaybeden kişi sayısı dünya genelinde 248 bin 306´ya, virüs tespit edilen kişi sayısı 3 milyon 566 bin 841’e yükseldi. Dünyayı kasıp kavuran koronavirüs salgını 140'tan fazla ülkede yayılmaya devam ediyor.

Matematik yanılmaz da yanıltmaz da. Durumun ciddiyetini biraz olsun anlamamıza yaradı mı?

Bu pandemiye son verebiliriz. Daha önce de yaptık. 20. Yüzyılda antibiyotiği keşfettik. Bu sayede hıyarcıklı veba gibi birçok hastalığın ölümcüllüğü azaldı. Ama antibiyotik hiçbir virüse etki etmiyor. Bir virüsü en iyi yenmenin yolu ona karşı bağışıklık kazanmaktır. Birçok ölümden sonra hastalığı atlatan insanlar çoğaldıkça, virüsün yayılma hızı da azalır. Buna sürü bağışıklığı denir yani “herd immunity”. COVID 19’da sorun şu ki: Eğer dünya şu anki pandemide bu sürü bağışıklığını beklerse ölüm sayısı milyonları bile geçebilir. Bu yüzden, aşısı oluşturulana kadar bu hastalık çok ama çok ölümcüldür. İyileşen sayısına bakılmaksızın söylenmelidir ki: hastalığın bulaşması asla göze alınacak bir risk değildir.

Sonuç olarak amacımız normale dönmek yerine içerdiği riskler sebebi ile yeni süreci “normalleştirmek” olmalı. Evet hepimiz sıkıldık, evet hepimiz bitsin istiyoruz, evet hepimiz eski hayatlarımızı özledik. Ancak, önlemler ve riskler aynı şekilde devam etmeli. Maskesiz çıkmamaya, dezenfektansız ve alkolsüz kullanım yapmamaya, sosyal mesafeye uymaya, herhangi bir belirtide evlerimizde karantinada beklemeye devam etmeliyiz.

Son olarak belirtmeliyim ki, karamsar olmaya gerek yok; insanlık “çiçek” hastalığının virüsünü dünyadan aşı ile silmiştir. Güçlü bir ırkız, üstesinden geliriz. Sadece aşının bulunması bir buçuk seneyi bulabilir ki bu gibi bir salgın da bu ölümün milyonları bulması demektir.

Ne zaman tam normale döneriz, aşı bulunduğunda. O yüzden lütfen, mümkün olduğunca evde kalmaya, maske takmaya ve bakanlığın yayınladığı 14 kurala uymaya devam edelim.

Unutulmamalıdır ki; bulaşıcı hastalıklarla mücadele sadece “halkın” yardımıyla kazanılabilir. Ne kadar sıkılmış ve bunalmış olsak da ne kadar eskiye dönmek için çabalasak da en çok birbirimize ve başta kendimize dikkat etmek zorundayız. Bu yüzden bu anormal düzende, aşısı veya herhangi bir tedavisi olmayan bu hastalık için halen olağanüstü durum geçerlidir ve tedbirli olmaya devam etmek gerekir.

Bu yazı 1138 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» Kadın Cinayetlerini Meşrulaştırmayın!
» Yeni Nesil ve Armutlar
» Kadınlar DA Anlar İlimden İrfandan
» Normale dönmek mi, emin miyiz?
» Alt Sınıf derken?
» Sizin de 23 Nisan’ınız kutlu olsun…
» Tarihe Yön Veren Kadınlar: Sabiha Gökçen
» Ne oldu şimdi?
» “Ölüm toplasa da çiçekleri, çiçekte tohum biter mi”
» Değer katmayı öğreten sanat: Kintsugi
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter