28 Eylül 2020 Pazartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Gizem COŞKUN SÜMER
Yeni Nesil ve Armutlar
Yazı Tarihi: 18 Mayıs 2020 Pazartesi 11:52

Günümüz toplumlarını var eden insan topluluklarına kuşak denilmektedir.

Şu an birçoğu nine dede olmuş X kuşağından başlayalım. Teknolojinin emeklediği senelerde doğan bu nesil dünyaya gözlerini, merdaneli çamaşır makinesi, transistorlu radyo, bantlı teyp ve pikapla açtı. 1965-1979 yılları arsında dünyaya gelenlerin oluşturduğu kuşaktır X kuşağı. Bu dönem dünyanın petrol krizi, Türkiye’nin ise sağ-sol çatışmalarını yaşadığı yıllara denk gelmektedir. Genelde çocuklukları ve gençlikleri “yoklukla” geçtiği için eşyaları kıymetlidir. Evleri doludur, kilerleri, buzdolapları ya da banyoları, fark etmez. Genelde bir evleri, bir yazlıkları, bir arabaları bir de kenarda paraları vardır. Onları anlamak çok basittir aslında: yoklukla geçen seneler onlara “varlığın” kıymetini öğrettiği için her zaman daha fazlasını isteyeceklerdir ve hediye edilen bir eşya onlar için hep değerli olacaktır.

Y kuşağı yani diğer adıyla “Milenyum Kuşağı”. Bu kuşağın sakinleri de şimdilerin anne babaları. 1980-1999 yılları arasında dünyaya gelenlerin oluşturduğu bireylerdir. Bilgisayarın yeni yeni yaygınlaşmaya başladığı yıllarda büyüyen, 90’ların sonlarında yani çocukluklarında internet ile buluşan Y kuşağı elbette X kuşağına göre daha ileri, ancak Z nesline göre kapalı bir teknoloji ile büyüdü. Anne babalarının eşyaya, eve, arabaya verdiği kıymeti asla vermeyen, kirada oturup maaşıyla ülkeyi ve dünyayı gezen nesil. Ailelerinin “ben yiyemedim o yesin, ben giyemedim o giysin” diye büyüttüğü nesil yoklukla büyümediği için “deneyim” satın alıyor. Onları da anlamak kolay; eve, eşyaya paraya doyan bir nesil Y kuşağı, bu yüzden daha minimalist.

Z kuşağı. 2000-2020 yılları arasında doğan nesil. Diğer adıyla “kristal kuşak” ya da “network gençleri”. Yani Y kuşağının elektrikler olmadığı için yapamadığı ödevi onlar “internet bağlantım yoktu” diyerek yapamıyorlar. Nesil değişince kriterler de otomatik olarak değişiyor. İnsanlık tarihinin, el, göz, kulak gibi motor beceri eş zamanlamaları en yüksek neslidir. Olanaklarının fazlalığı, eğlenceyi göz ardı etmelerine, dikkat ve konsantrasyon zorlukları çekmelerine neden olmaktadır. Ama yine de dünyaya gelmiş en zeki nesil oldukları da bir gerçek. Kristal kuşak olmalarının sebebi internetin her saniye ellerinde olması ve bu neslin ilişkilerinin “kristalleşmiş” olması. Şeffaflar, her şeylerini sosyal medya ile paylaşabiliyorlar.

Şu an ki toplumun genelini oluşturan bu 3 neslin ilişkisi ise başlı başına bir olay. X kuşağına göre Y kuşağı hırssız, eğlenceye düşkün. Y kuşağına göre Z kuşağının sosyal medya bağımlılığı var. Ancak işin gerçek yüzü şu; dünya gelişiyor, büyüyor. Dolayısı ile sistemler, düzenler değişiyor. İnsanlığın buna uygun şekilde yerinde sayması beklenebilir mi?

19 Mayıs gençliğe armağan edilmiş bir bayram. Yeni bir ulusun ilk adımının atıldığı tarihin, bir ülkenin büyüyen filizleri olan gençliğe armağan edilmiş olması gerçekten çok anlamlı. 19 Mayıs olmasaydı şimdiki Türkiye olmazdı. Gençlik olmazsa da bir ulusun geleceği olmaz. Ben diyorum ki, bu bayramda gençlere sürekli olarak ne olmaları gerektiğini söylemektense bir duralım düşünelim: Bizden farkları neler ve onlara nasıl destek olabiliriz? Evet, bizden farklılar. Nasıl ki bizler X kuşağından farklıysak, yeni nesil de bizden çok farklı. Ancak bu onları yanlış kişiler yapmıyor. İstediklerinin bizden farklı olması veya bizi anlamıyor olmaları belki de bizim problemimizdir. Belki de yeni dünya düzenine ayak uydurup onlara daha çok destek verip, daha çok dinleyip daha az söylemeliyiz.

Son olarak, Peyami Safa’nın şu sözü ile yazımı bitiriyorum: Tecrübe, yaşlanarak değil, yaşayarak kazanılır ve zaman insanları değil, armutları olgunlaştırır.

19 Mayıs, Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor bayramımız kutlu olsun…

Gençleri daha çok anlayan, onlara sonsuz destek olan bir Y kuşağı olmamız dileğimle…

Bu yazı 2346 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» Hoşça kal Sevgili Ruth, Teşekkür ederiz değerli RBG
» Doğanın Ruhu, İnsanın Ruhu
» KENDİMİZE DE MEYDAN OKUYOR MUYUZ SEVGİLİ KADINLAR?
» İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!
» Hoşçakal Pınar Gültekin
» Hatırlatmak isterim…
» Tarihe Yön Veren Kadınlar: Agnodice
» 3 ulus, 4 cinayet, 1 sebep: İnsan Zulmü
» Gündöndü değil “Günöldü”
» Kadın Cinayetlerini Meşrulaştırmayın!
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter