01 Haziran 2020 Pazartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
O SABAH Kİ SES
Yazı Tarihi: 20 Mayıs 2020 Çarşamba 07:41

1966 yılında güç bir devre geçirmekteydim. Eşim beni üç çocuğumla bırakmış, on yedi yıldır tanıdığımız bir komşu hanımla kaçmıştı.

Öylesine perişan olmuştum ki, kocamdan, çocuklara verdiği nafakadan başka bir para kabul etmek istemedim. Böylesine çirkin bir iş yapmış bir erkeğin parasını kullanmak ağırıma gidiyordu.

Ne var ki artık kırk yaşında olduğumdan yeniden çalışmaya başlamak benim için kolay değildi. Evlenmeden önce sekreterlik kurslarından mezun olmuştum ama yirmi yıldan beri çalışmadığım için bu bana zor gelecekti.

Ücreti çok az olan bir iş buldum. Bir hemşire okulunda hem çalışacak hem de akşamları ücretsiz olarak hemşirelik kurslarına katılacaktım. Bir iki hafta beni çağırmalarını boş yere bekledim. Ama beklediğim şey gerçekleşmedi.

Karanlık günler başlamıştı. İşsizdim, gece gündüz Allah’a yalvarıyor bana yardım etmesi için dualar ediyordum. Bu arada bir emlak ofisiyle anlaşmak üzereydim. Ertesi sabah saat sekizde telefon etmemi söylemişlerdi.

Esasında çok erkenci olduğum halde aksilik bu ya o sabah çalar saatin sesini duymamıştım. Uyandığımda saat dokuz buçuktu. Gözlerimi açıp saati görünce paniğe kapılır gibi oldum. Tam o anda odamdan bir ses duydum. Bu bir kadın sesiydi:

“Bu randevuya gitmesen iyi olacak. Cesur ol, hayatın değişiyor. Artık karanlık günlerin aydınlanacak.”

O kadar heyecanlanmıştım ki nasıl olduğunu bilmeden kalkıp giyindim. Tam o anda kapıcı kadın bana az önce postacının bıraktığı bir mektubu uzattı.

Mektup hemşire okulundan geliyordu.

Aradan tam üç yıl geçti. Hemşirelik diplomamı geçen hafta aldım ve çok güzel bir iş buldum. Bu arada çocuklarımdan ikisi eğitimlerini bitirdi ve ikisi de çalışıyor.

Ve dün ummadığım bir şey oldu. Emrinde çalıştığım altın kalpli dul bir doktor bana evlenme teklif etti.

Karanlık günlerime güneş doğduğunu biliyorum.

Zorlukların ardından kolaylıkların geldiğini biliyorum.

SİYASETTE TEBESSÜM

Güney Amerikalı bir diktatör tebdili kıyafet ile bir sinema salonuna girer. Halkın arasına oturur ve karanlıkta da tanınmaz. Ekranda aktüel bir film gösterilmektedir. Aniden ekranda kendini görür. Başkanlık Sarayı’nda balkona çıkmış halka nutuk çekmektedir. Hemen tüm salondakiler ayağa kalkıp alkış tutarlar. Diktatör oturduğu yerden kendisini gururla seyretmektedir. İşte bu sırada başkanın yanında oturan adam ayağa kalkmaz. Başkan eğilerek adama şöyle der:

“Ayağa kalk, salon polisle dolu. Bu namussuz herif için kendini kurşuna dizilme tehlikesine atmana değmez.”

RUSYA

Sovyetler Birliği’nde bir öğretmen küçük İvan’a sorar:

“Birleşik Amerika’da hayat nasıl?”

İvan cevap verir: “Halkın yarısı aç veya işsiz”

Öğretmen devam eder: “Aferin dersine çalışmışsın. Şimdi söyle bakalım:

“Sovyetler Birliği’nin hedefi nedir?”

İvan’ın cevabı: “Birleşik Amerika’ya yetişmek."

GÜNÜN SÖZÜ: Susarak unutmayı, yaşayarak alışmayı, güvenerek aldanmayı, severek kaybetmeyi öğrenmiş bir insan için yalnızlık dert değil sadece zevktir.

LAFA BAK:  Bir insanın zekası, verdiği cevaplardan değil, soracağı sorulardan anlaşılır.

DİLİMİN UCU: Yaşadığın yeri cennet yapamadığın sürece, kaçtığın her yer cehennemdir.

GÜNÜN SÖZÜ: Gerçek yetim; anadan, babadan yoksun olan değil, akıl ve ahlaktan yoksul olandır.

PİYES VE SEYİRCİLER

Oscar Wilde ilk sahne eserinin neticelendiğini görünce tiyatrodan çıktı, kulübesine gitti. Biri soru sordu: “Oscar piyes nasıldı?”

Oscar gururla, “Piyes büyük bir başarıydı” cevabını verdi. “Ama seyirciler başarısızdı.”

 

Bu yazı 376 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» BABAMI İSTİYORUM
» KAÇAKÇI BÖYLE OLUR!
» KOLEJİ BİTİREN GENÇLERE ÖĞÜT
» YENİÇERİ ELBİSELERİ
» AZ KONUŞMANIN GÜZELLİĞİ
» BEYİN GÖÇÜNÜ DURDURUNUZ!
» SİNİRLİLİK
» MECBURİ REJİM
» O SABAH Kİ SES
» AŞKA DAİR NE VARSA!
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter