10 Temmuz 2020 Cuma
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Soner EMEK
KUPA HİKAYESİ-3
Yazı Tarihi: 22 Mayıs 2020 Cuma 07:34

Tebessüm etmek ve selam vermek evde huzur, işyerinde iyi niyet ve başarı, sokakta mutluluk getirir.

Ülkemin ve Kentimin güzel insanları,

Lütfen selam verin ve tebessüm etmeyi o güzel yüzlerinizden eksik etmeyin.

 

KUPA HİKAYESİ-3

LÜLEBURGAZSPOR,1979/80

Musa GABRALI’nın golü sonrası yakaladığımız 1-1’lik Fenerbahçe deplasman berberliği ki maç bu sonuçla biterse tur atlayan taraf, Beşiktaş’tan sonra Fenerbahçe’yi de eleyen takım olacağız. İşte o gol sonrası o beraberlik golü sonrası Fenerbahçe bizim sahamıza hava köprüsü kurdu. Yarı sahadan kale alanına orta yapmaya başladılar maç bizim yarı sahada çoğunlukla bizim ceza alanı içerisinde oynanıyor.

Yatamazsın, zaman çalamazsın karşındaki takım Fenerbahçe. Musa GABRALI bir ara o hataya düştü ve yarı sahada oyun alanında çizgiye yakın bir yerde kendini yere attı, hiç anlamadık. B. Mehmet başta olmak üzere 3-4 Fenerbahçeli futbolcu Musa’yı karga tulumba oyun alanı dışına atıverdiler.

Oyun tüm hızıyla devam ediyor. Kale alanına yapılan ortalara kafa vurmaktan başımız ağrımaya başladı. Onlar ortalıyor biz neredeyse takım halinde kafaya çıkıyoruz. Halit KIVANÇ maçı anlatıyor daha sonra öğreniyoruz verilen uzatmalar sonrası maçı 1-1 tamamlıyoruz.

Bu sonuçtan sonra maça gelemeyip de maçı radyodan dinleyenler bu güzel sonuç sonrası dinledikleri radyoları sevinçten yerlere vuruyorlar. Evet maç bitiyor Fenerbahçe taraftarları hariç stat inliyor, tribünlerden inenlerle beraber bizler saha içinde futbolcusu-Teknik adamları-Yöneticisi-taraftarlarımız bir sevgi yumağı oluşturuyoruz. Görülmeye değer bir sevinç. Bayağı bir zaman sonra ancak sahayı terk edebiliyoruz.

Deniz KARAMAN ve ıslıkla ona ulaşan sevgili babası akide şekeri dağıtıyor. Atmaca Mustafa, Mustafa YANIK anneciği gelmiş teller var aralarında.

Evet ve sahaya çıkarken bir arkadaşımız bak 0-0 yazıyor demişti ya şimdi ona karşılık bak bak skorbord’ta ne yazıyor 1-1 ve eledik… Fenerbahçe’yi de eledik diyoruz.

Sahanın içi bir başka, sahanın dışı bir başka, soyunma odaları bambaşka tabi Lüleburgaz’ı düşünemiyoruz bile. Çeyrek final bitti ve 4 takımlı yarı finaldeyiz.

Evet uzun bir aradan ve sevinçten sonra otobüsümüze biniyoruz ve Lüleburgaz’a doğru yola çıkıyoruz. Yollar çok kalabalık otobüsümüzü görenler bizlere el sallıyorlar, adım adım gidiyoruz…

Beşiktaş’a gelip Yıldız yokuşuna döndüğümüz an önümüzde Fenerbahçe’nin dışında Kastelli yazan otobüsü gidiyor. Bir anda bir sürü taraftarın otobüslere doğru geldiğini gördük hepimiz tam siper, ama o da ne bizim otobüs için yolu açtılar biz gidiyoruz ama Fenerbahçe otobüsü taşlanıyor. Bize, siz gidin, helal olsun, sizinle işimiz yok, işimiz  bunlarla diyorlar.

Biz geçip gidiyoruz ve arkaya dönüp baktığımızda Fenerbahçeli futbolcuların da otobüsten inip seyircilerle kovalamaca oynadığını görüyoruz.

Lüleburgaz’a yaklaşıyoruz konvoy halinde bazılarımız yorgunluktan uyukluyor, bazılarımız maçla ilgili konuşuyor. Fakat bir bakıyoruz ileride Evrensekiz sapağında büyük bir yangın var, eyvah diyoruz acaba kaza mı oldu, yavaş yavaş yaklaşıyoruz. Bir de ne görelim bizleri karşılamaya gelen taraftarlarımız lastikleri yakmışlar, davul zurna eşliğinde oyunlar oynuyorlar. Orada takıldık, geçemiyoruz çünkü.

Bütün takım uyuklayanlar da kalkmış etrafı seyrediyoruz ve bir müddet sonra adım adım Lüleburgaz’a yaklaşıyoruz.

Aman Allah Lüleburgaz girişinden itibaren bir insan seli, yollar, evlerin balkonları alkışlar, ıslıklar, araç kornaları, davul zurna ne varsa, İstanbul’dan geliş süremizle Lüleburgaz girişinden itibaren evlerimize gidişlerimiz en az 5 katı fazla zaman aldı. Tüm futbolcular omuzlarda, hatta yine Musa GABRALI “hiç anlamadım taa Lüleburgaz’ın girişinden ne kadar zaman geçti hatırlamıyorum. Ama eve omuzlarda girdiğimi biliyorum” diyor.

Ertesi gün ve sonraki günler yarı final düşünülüyor ve tüm takım arkadaşlarımız keşke Galatasaray çıksa diyorlar, elesek de elensek de hiç değilse Türkiye’nin 3 büyüğüyle oynamış oluruz diye düşünüyoruz. Ama rakibimiz Altay ve diğer maç da Galatasaray-Adana Demirspor. Gerçekten Altay’a çok sevinemedik. Daha sonra Altay hafta sonu Trabzon’da lig maçı oynuyor ve Pazartesi günü Lüleburgaz’a geliyor.

Ve tarihler 9 Nisan 1980’i gösterdiğinde kent yine sporseverler tarafından hücuma uğramış, hatta bir gün öncesinden gelip otellerde kalanlar var ve stat erken saatlerde yine ful.

Maç başlıyor ve Altay bizi sahadan siliyor, 4-1 ve işte bu maç sonrası o tarihi karikatür ve fıkra gibi söz çıkıyor ertesi günkü gazetede “ABE LÜLE, NOLDU BÜLE, ÇABUK SÜLE”

Evet, ilk maç sonrası 2.maçta da 23 Nisan 1980’de 2-0 yenilerek yarı Finalde kupaya veda edip köyümüze dönüyoruz. Daha sonra da finali Altay ve Galatasaray oynuyor ve Altay kupa şampiyonu oluyor.

Evet değerli okurlar, bir kupa hikayesi de böylece burada bitmiş oluyor. Hiç değilse yarı Finale kadar çıkmış olduk.

Haaa bu arada Tekirdağspor da 6.kademeye kadar geliyor ve 6.kademede Trabzonspor’a eleniyor. Evet sizleri sıktıysam bağışlayın ama LÜLEBURGAZSPOR’un böyle bir kupa hikayesi vardı. Hepinize sağlıklı günler ve hayırlı Bayramlar diliyorum.

 

Bu yazı 1220 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» VEFAT
» ZAMAN TÜNELİ
» BALKON-BAHÇE ZEVKİ
» GÜZELLİKLER
» KORONA
» KUPA HİKAYESİ-3
» KUPA HİKAYESİ-2
» VEFAT
» -20 ve 65+ ile arada kalanlar
» EVLERDE GEÇEN ZAMANLAR
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter