08 Ağustos 2020 Cumartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
ASTAZE
Yazı Tarihi: 15 Temmuz 2020 Çarşamba 07:43

Osmanlı ordusu başlarında Damat İbrahim Paşa (1453-1536) olduğu halde Avusturya üzerine sefere çıkmıştı. Viyana Şehri’nin oldukça yakınlarına kadar gelindiği halde düşman ortaya çıkmıyor, çekildikçe çekiliyordu. Nihayet şanlı ordu bir tarafında Tuna Nehri, öte tarafında ise ekili tarlaların bulunduğu bir mevkide çadır kurup konakladı. Meşhur tarihçi İbrahim Peçevi (1574 – 1651) de oradaydı.

Bir akşamüzeri İbrahim Peçevi, paşanın otağının yakınlarından geçiyordu. “Akşam otağa görünmeyeyim” diye tarlaların içinden geçip giderken, otağ çavuşunun gür sesi alacakaranlığı inletti:

“Bre melun! Tarlaya girme!”

Derken birkaç nöbetçi Peçevi’yi kollarından tutup çavuşun yanına çeke çeke sürüye getirdi.

Çavuş tekrar kükredi:

“Başkumandanımızın kesin emri vardır! Sen hangi cesaretle ekili araziyi çiğnersin? Şimdi biz seni huzura götüreceğiz. Oraya vardığında aman dile. Vallahi de billahi de tarlanın ekili olduğunu bilmiyordum de. Belki affa mazhar olursun.

Meğer o nöbetçiler böyle dedirterek birçok adamın kellesini kurtarmışlar.

Otağa gelindiğinde Damat İbrahim Paşa, Peçevi’yi görür görmez tanıdı ve:

“Vay sen misin? Ne diye ekili araziye girersin?” dedi.

Peçevi, “Sultanım. Ben buraların yabancısı değilim. Tarlanın ekili olduğunu elbet bilirim. Fakat Astaze vardır. Oralardan giderdim.

Paşa sordu:

“Astaze ne ola ki?”

Peçevi,

“Astaze ekili arazi içinden gelip geçmek mecburiyeti hasıl olduğunda yürünebilecek patika yollardır. Buranın halkı böyle bırakır” dedi.

İbrahim Paşa yanında bulunan defterdara dönerek:

“Bak şu işe! Şimdi içim rahat eyledi. Askere duyurun. Mecbur kalanlar astazelerden yürüyüp giderler. Sakın ha! Ekili araziye basıp,  ekine zarar vermeyin. Allah indinde mesul oluruz billah!” buyurdu.

Nerede çocuk, kadın, masum, genç, ihtiyar demeden şehirlerin üstüne bomba yağdıranlar; nerede bir buğday başağının bile boynuna yanlış yere basmaktan çekinenler.

İNŞALLAH BU SEFER OLUR

Lüleburgaz’ın meşhur Ergene Deresi… Belki de 10-15 defa yazmıştım bu dere hakkında..

Siyasiler hep söz verdiler. Ergene Nehri’nin akış rengini en kısa zamanda değiştireceğiz… Küçük kayıklarla gezeceğiz derede. Kokusunu ise hiç duymayacak, koklamayacak hale getireceğiz.

Derenin her iki tarafına insanlarımızın aileleriyle oturacak hale getireceğiz. Çocukluğumda binlerce kez girdiğim ve orada yaşam mücadelesi veren kurbağa, tosbağa, balıklarla hep beraber oynardık.

En güzeli ise derenin etrafında karpuz, kavun, kıvırcık marulun olduğu ve derenin suyu ile sulanırdı mahsuller. Su tertemiz... İnanın küçükken hep o derenin suyundan içerdik. Çamaşırlarımızı annelerimiz o suda yıkarlardı.

Şimdi suyumuzda bir tane canlı kalmadı.

Akan suyun rengi hemen hemen her gün değişiyor.

O su ile hala tarlasını sulayan insanlar olduğuna inanıyorum.

Tamam bu dere belki 50-60 yıldan beri temizlenmeyi, derenin etrafının aile çay bahçesi olması için bekledik durduk. Hani ya siyasetçiler her seçimde söz veriyorlardı. İnanın biz de inandık. Yazılarımda, “Tamam Ergene Nehri nihayet temizleniyor” diye de onlarca defa yazdım…

Geçen yerel gazetemde “Ergene Nehri nihayet temizlenecek” diye okudum. Bir Lüleburgazlı olarak inanın çok sevindim..

Oysa Pınarhisar tarafından akan Ergene Nehri, Turgutbey Köyü girişinde köprünün altından tertemiz akıyor. Ne zaman köprünün altından geçen su pis mi pis?

Bu yazı 527 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» İNSAN VE DÜNYA
» ITRİ
» ISSIZ TEPEDE 3 MEZAR
» ŞANSSIZ ADAM
» 1966 YILINDAN BİR ANIM
» ÜÇ AKÇE FAZLA
» BİR BARDAK SÜTÜN HATIRI
» Li-Li
» DEREYE UÇAN BÖREK TEPSİSİ
» ATIN KUYRUĞU
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter