03 Ağustos 2020 Pazartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
ÜÇ AKÇE FAZLA
Yazı Tarihi: 23 Temmuz 2020 Perşembe 07:52

Süleymaniye Camii'nin inşaatı bütün hızıyla sürmekteydi. Mimar Sinan inşaatın başından ayrılmıyor ve her ayrıntı ile ilgileniyordu. İnşaatta çalışan bazı taş ustalarının arasında Sinan’ın içlerinden bazılarına 3 akçe fazla maaş verdiğine dair bir söylenti yayıldı. Gerçekte Sinan ustalardan bazılarına ötekilerden daha fazla maaş veriyordu.

Aralarında bir temsilci seçen o az maaş alan ustalar, temsilciyi maaş hususunda adaletli olması için ikaz etmek maksadı ile Sinan’a gönderdiler. Fakat Sinan onun sözlerine beş para kıymet vermedi. “Biz de zam isterük” demesine kulak asmadı.

Bunun üzerine onlar, Sultan Süleyman’a ulaşıp, Sinan’ın yaptığı adaletsizliği şikayet ettiler.

Sultan Süleyman Sinan’ı huzuruna çağırtıp;

“Hangi sebeple falancalara üç akçe fazla maaş verirken falancalara vermezsin?” diye sordu.

Mimar Sinan bu işin hikmetinin söz ile anlatılamayacağını, beraberce cami inşaatının bulunduğu yere gitmeleri gerektiğini söyledi.

Kalkıp gittiler. Sinan, önce üç akçe fazla verdiği taş ustalarının yanına gidip Sultan’ın huzurunda onların bir dakikada kaç çekiç salladıklarını saydı ve sonra da bunun saatte kaç çekiç vuruşuna denk geldiğini hesap etti. Daha sonra da bunun gün içinde kaç taşın yontulmasına yeteceğini…

Oradan ayrılıp üç akçe daha az maaş alan ustaların yanına gittiler. Aynı hesap onlar için de yapıldı.

Sonunda ortaya çıktı ki az maaş alan ustalar ile çok maaş alan ustaların yaptıkları iş arasında üç akçelik bir fark vardı.

İşin hikmetini gözleri ile gören Sultan Süleyman, neticeden memnundu. Koca Sinan sultana dönerek şöyle dedi:

“Devletli Hakan’ım! ‘Hak sahibine hakkını eksiksiz verin’ emreden Rab Teala’nın huzuruna yüz akı ile çıkmak için böyle yaptım”

 

GÜNÜN SÖZÜ: Anne, beş kişi için yalnızca dört dilim pasta olduğunu fark ettiği anda pastadan nefret ettiğini duyuran ilk kişidir.

HAFTANIN SÖZÜ: Kim kıskanırsa kördür. Kim nefret ederse sağırdır. Kızarsa topaldır. Yalnız kim severse onun her şeyi tamdır.

LAFA BAK: Eğer gerçek aşkı tanıyacak kadar talihli isen bütün kalbin, ruhun ve vücudunla sev!

DİLİMİN UCU: En kötü hapishane, kapalı bir kalptir.

 

AN’LAR

Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya, 

İkincisinde, daha çok hata yapardım. 

Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım. 

Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar, 

Çok az şeyi 

Ciddiyetle yapardım. 

Elbette mutlu anlarım olurdu.

Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu. 

Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten. 

Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın. 

Eğer yeniden başlayabilseydim

İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım. 

Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla. 

Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır, 

Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer. 

Ama işte 75 yaşındayım ve biliyorum... 

Nu yaşın ölüm yaşımız olmasını…

Fazla futbol takımı çalıştırmazdım.

Bu yüzden eve de geç gelmezdim-yorgun.

Öldüresiye uğraşmazdım futbolla.

Daha az koşar, canımı bu kadar fazla yıpratmazdım.

Şimdiki düşüncem olsaydı, her şeye boş vermeye…

Hem sevilirdim, hem de çok severdim.

 

Bu yazı 721 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» 1966 YILINDAN BİR ANIM
» ÜÇ AKÇE FAZLA
» BİR BARDAK SÜTÜN HATIRI
» Li-Li
» DEREYE UÇAN BÖREK TEPSİSİ
» ATIN KUYRUĞU
» DUVARA ÇİVİLİ KERTENKELE
» ASTAZE
» GELECEĞİNİ BİLİYORDUM
» TAHTA ATIN ÖĞRETTİĞİ
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter