02 Aralık 2020 Çarşamba
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Gizem COŞKUN SÜMER
İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!
Yazı Tarihi: 29 Temmuz 2020 Çarşamba 06:46

Pınar Gültekin’in ölümü ile gündeme yeniden gelen İstanbul Sözleşmesi’ne bir göz atalım
mı? Neden kadınlar profillerine siyah beyaz fotoğraflarını paylaşıp bu sözleşmeye atıfta
bulunuyorlar?

Çünkü bir gün erk şiddeti ile ölürler ise tanımadıkları insanların sosyal medyalarında ya da gazete sayfalarında siyah beyaz fotoğraflarının yer almasını istemiyor artık kadınlar.

Kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesi, kadına karşı şiddet ve aile içi şiddet konularında temel standartları ve devletlerin bu konudaki yükümlülüklerini belirleyen bir uluslararası insan hakları sözleşmesidir.

Uluslararası hukukta kadına karşı şiddeti ya da ayrımcılığı yasaklayan pek çok uluslararası düzenleme bulunmakla birlikte, İstanbul Sözleşmesi kapsamı ve oluşturduğu denetim mekanizması sayesinde diğer düzenlemelerden ayrılmaktadır. Her şeyden önce kadına karşı şiddeti bir insan hakkı ihlali ve ayrımcılık türü olarak tanımlayan ilk bağlayıcı nitelikte uluslararası düzenlemedir. 

İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık konularında o güne kadar yapılmış en kapsamlı tanımlara yer vermiştir. Sözleşmede "kadına yönelik şiddet" ister kamusal ister özel alanda meydana gelsin, kadınlara yönelik fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik, acı ve ıstırap veren veya verebilecek olan, cinsiyete dayalı her türlü eylem veya bu eylemlerle tehdit etme, zorlama, keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma olarak tanımlanmıştır. Aile içi şiddet ise aile içinde veya hanede veya mağdur faille aynı evi paylaşsa da paylaşmasa da eski veya şimdiki eşler veya partnerler arasında meydana gelen her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik şiddet eylemi olarak tanımlanmıştır.

İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddetin toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığın hem bir sonucu ve hem de sebebi olarak tanımlanmasını sağlamış; şiddetin ortaya çıkmadan önlenmesi, mağdurların korunması, faillerin cezalandırılması ve konu hakkında gerekli politikaların üretilmesi yöntemini benimsemiştir.

Sözleşme neden mi önemli? Şundan ötürü: Türkiye'de son 10 yılda kadın cinayetlerinin düşüş gösterdiği tek yıl sözleşmenin imzalandığı yıl olan 2011 yılıdır.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin 30 Nisan 2002 tarihli “Kadınların Şiddete Karşı Korunması”na ilişkin tavsiye kararı, sözleşme haline getirilip 7 Nisan 2011'de onaylanmış ve 11 Nisan 2011'de imzaya açılmıştır. Belgeyi imzalayan ilk ülke Türkiye'dir.

Şimdi isteğimiz bu anlaşmanın yok sayılmamasıdır. Bu anlaşma verdiği cezaların caydırıcılığı sebebi ile yürürlüğe alınmalı ve bu sayede kadınların can güvenliği bir nebze olsun sağlanmalıdır. Kadın cinayetlerine dur demek için, caydırıcı cezalar için İstanbul Sözleşmesi hayata geçsin.

Kadının adı yok olmasın. Kadınlar yaşatılsın…

Bu yazı 4681 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» Ölümsüz Bir Ölüm, Sonsuz bir Teşekkür ve Minnet…
» Sesimizi duyan yok…
» Cumhuriyet Kadınları
» Mesele İletişim Değil, Mesele Şiddetsiz İletişim
» Hoşça kal Sevgili Ruth, Teşekkür ederiz değerli RBG
» Doğanın Ruhu, İnsanın Ruhu
» KENDİMİZE DE MEYDAN OKUYOR MUYUZ SEVGİLİ KADINLAR?
» İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!
» Hoşçakal Pınar Gültekin
» Hatırlatmak isterim…
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter