30 Eylül 2020 Çarşamba
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
1966 YILINDAN BİR ANIM
Yazı Tarihi: 30 Temmuz 2020 Perşembe 08:18

Niğde Aksaray kazasına bağlı Çardak köyüne 1966 yılında öğretmen olarak tayin olmuştum. Okulda müdür dahil 5 öğretmen görev yapıyordu.

Ağzı kokan bir müdürümüz vardı. Çok iyi bir öğretmendi. Çalışkandı, görevini canı çıkana kadar yapıyordu.

Ağzının kokusu 5-6 metreden bile hissediliyordu. Teneffüslerde yanına kimse yaklaşamıyordu. Hele müdürün yanında kimse oturmak istemiyordu.

Bu konuda müdürün olmadığı zamanlarda dört öğretmen olmadık laflar söylüyorlar… Ama bu kusuru her gün koklamakta olan diğer öğretmenlere zor geliyordu.

Birimizin bu kusuru müdüre söylemesi lazımdı. Ama nasıl? Aman arkadaşımız kırılmasın, üzülmesin, ezilmesin diye bir türlü cesaret edemiyorduk. Ama o bu kokunun etrafa yayılmasını hissetmiyor, farkına varamıyordu.

Bir gün odasında tek başına oturmuş, kitapları karıştırıyordu. Merhaba müdürüm dedim…

Ohh! Merhaba Necati bey buyurun şuraya oturun dedi.

Hocam, seninle ilgili bir şeyle konuşmak istiyorum ama bir türlü cesaret edip söyleyemedim. Ama bunu sana anlatmak ve bu kusurunu ortadan kaldırmanın hem senin için hem de bizim için gerektiğini düşünüyorum dedim.

Kusura bakma müdürüm ama ben de arkadaşlarım da sizin ağzınızın çok pis koktuğunun farkındalar. Ben sizin bu sorununuzun halledilmesi için dün Aksaray’dan bir eczacıdan ağız kokusunu yok edecek sprey ilacı aldım.

Cebimden çıkardım ve bir iki defa ağzına sıktı.

Bunu herkes bana söyleyemez ama sen gerçek bir dostmuşsun şimdi anladım dedi.

Müdürüm, arada sırada güvendiğin bir iki arkadaşına bazı kusurlarını anlatmalısın ki ailenin, komşularının, öğretmen arkadaşlardan derdine derman olacak öneriler sunulsun.

O gün spreyi ağzına sıkınca kusurunun yok olduğunu hemen o da anladı. Teşekkür ederim Necati bey dedi.

**          **         

Kayınbiraderimin hostes olan bir kızı var. Evlendi ve en kısa zamanda onların misafiri oldum. Annesi bebeğini ayaklarına uzattı ve yatırdı.

Bir iki dakika sonra anne hikaye kitabını açıp yatan bebeğe okumaya başladı.

Hayret ettim! Hay Allah! İlk defa böyle bir şey görmüştüm.

Meğer bebeği yatağa yatırdıktan sonra değişik hikayeleri okuyup kızına dinletiyordu. Maşallah bebek de öyle güzel dinliyordu ki hayret ettim.

Daha sonraki günlerde merak ettim. Biraz kitap karıştırdım.

Hostes baldızım haklıymış. Bebeklerin nasıl büyütüldüğünü böylece ben de öğrenmiş bulundum. Genç annelere tavsiyem bu konuda bilgi sahibi olsunlar.

 

BOŞU BOŞUNA SİNİRLENMEYİN!

Artık eskisi kadar güçlü bir hafızamız yok. Artık eskisi kadar hızlı düşünemiyoruz. Son zamanlarda çok fazlaca ‘dilimin ucunda’ deyimini kullanıyoruz. Eskisi kadar hızlı karar veremiyoruz. Okudukların aklında kalmıyor. Artık randevularını, verdiğin sözleri unutuyorsun. Peki neden? Çünkü sinirlisin. Sinirliyiz!

Gerek sinirlilik gerek asabiyet! İkisi de aynı şey. İkisi de sen farkında olmadan beynini kemiriyor. Asabi bir insan olman, sürekli pişman olduğun anlamına gelir ve tüm pişmanlıklar senin beynini küçültür.

Sinirlenince mantıklı düşünemediğini sen de biliyorsun benim kadar. Mantıklı düşünemediğin zaman yanlış kararlar veriyorsun. Ve böylece karşındakini de yıpratıyorsun. Kısa bir süre pişman olsan bile bu sefer kendine kızıyorsun. Ben bunu yapmamalıydım, yanlış yaptım diyor, arkasından da keşkeli cümleler kuruyorsun.

Keşke söylemeseydim. Keşke şöyle yapsaydım.

Şunu unutmayın: Tüm pişmanlıklar beyni küçültür!

 

Bu yazı 919 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» ACI İLE BİTEN AŞK
» ACI İLE BİTEN AŞK
» PARANIN MESAJI
» İNSAN VE DÜNYA
» ITRİ
» ISSIZ TEPEDE 3 MEZAR
» ŞANSSIZ ADAM
» 1966 YILINDAN BİR ANIM
» ÜÇ AKÇE FAZLA
» BİR BARDAK SÜTÜN HATIRI
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter