25 Eylül 2020 Cuma
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Ahmet GÜDÜCÜOĞLU
ÖN YARGILAR
Yazı Tarihi: 18 Ağustos 2020 Salı 07:40

 Ön yargılarımız, yaşamımızda genelde bizleri mutsuz eden bir davranış biçimidir. Bir fanusun içinde sıkışmışız gibi, bizlerin doğru ve sağlıklı düşünmemize engel olur. Sorunlarımızı çözme konusunda genelde bizleri çaresiz bırakır. Ön yargılarımız bizleri yalnızlaştırır, ruhsal çöküntülere neden olur, çoğu zamanda başarısız olmamızı sağlar. Örneğin sigara konusunda çok konuşulan bir ön yargı vardır. Sigarayı bırakırsam kilo alırım. Bak şu yaşlı amcaya yıllardır sigara içiyor ama kendisi sapa sağlam. Sigara bize bir zarar vermez gibi düşüncelerimiz, bizleri sigarayı bırakma konusunda olumsuzluklara iter. Ön yargılarımızdan kurtulmak ve bu konuda mücadele etmek, yapılması gereken bir konudur. Bu olaylarda kendimizi sorgulayarak, ön yargılarımıza neden olan düşüncelerimizi ortaya çıkarmalıyız. Kendimize bu konuda inanmalı ve güvenmeliyiz. Her duyduğumuza inanmayarak, gördüklerimizi sorgulayarak bizlerde yeni ön yargıların oluşmasını engellemeliyiz. Yeni tanıdığımız bir kişiyi dış görünüşüne bakıp olumsuz bir şekilde değerlendirebilirsiniz. Bundan dolayıdır ki toplumda “ tanısan çok seversin” cümlesi oldukça çok kullanılmaktadır. Bu tanışmadan sonra, belki çok değerli bir arkadaş kazanabiliriz. Tüm bu olumsuzlukların oluşmasında, bizde var olan ön yargılarımızın suçu oldukça büyüktür. Bu yaptığımız hatalar konusunda ön yargılarımız bizleri hep yanlış yorumlamalara sürüklemiştir. Çoğumuz bu ön yargılarımızın etkisinden kurtulamamış, yanlışlar denizinde boğulmuştur. “Önyargıları parçalamak, atomu parçalamaktan zordur…” Albert Einstein’ın bu güzel sözü bu konudaki zorlukları çok güzel anlatıyor.

 Cenazede kadının biri gülümsemişti. İnsanlar kadını çok ayıpladı. Kimseyle konuşmuyordu çocuk. Konu komşu çocuğun suskunluğunu çok ayıpladı.

İhtiyar bir adam kafesteki bir kuşla beraber yaşıyordu. Ne biçim bir adam bu zavallı kuşu özgür bırakmıyor, diyerek ihtiyar adamı çok ayıpladılar.

Oysa bilmiyorlardı, zira gerçekler başkaydı. Cenazede gülen kadının aklına rahmetliyle ilgili çok güzel ve komik bir anı gelmişti. Aslında o anıya gülümsemişti kadın. Ayıpladıkları çocuk dilsizdi. İhtiyar adam kafesteki kuşu daha çok küçükken yolda bulmuştu. Kuş yaralıydı, evine getirip, iyileşinceye kadar ona bakmıştı. Kuş daha sonra, kafesin kapısı ve pencereler açık olmasına rağmen ihtiyarı bırakıp gitmek istememişti. İhtiyar da “Bu saatten sonra bu kuş dışarıda nasıl beslenir, nasıl kendini korur. Yaşamını sürdürmeyi beceremez diyerek “ onu zorlamamıştı.

Ön yargı işte böyle bir şeydir. Gördüğümüz kadarını gerçeğin tamamı sanıyoruz. Oysa her zaman başka bir ihtimal daha vardır. Güleni mutlu, ağlayanı dertli sanmamak gerekir. Koca ağaç bir rüzgâra dayanamaz yıkılır, bir gül dalı ise fırtınadan dimdik çıkar. Kimin içinde ne var bilemezsin. Aslan sanırsın tilki çıkar, tilki sanırsın aslan olur.

 Bir derste Dr. Paul Ruskin, öğrencilerine yaşlanmanın psikolojik belirtilerini öğretirken bir olay okuyor : 
* Hasta ne konuşuyor, ne de söylenenleri anlıyor. 
* Bazen saatlerce anlaşılmaz şeyler geveliyor. 
* Zaman, yer ya da kişi kavramı yok. 
* Yalnız nasıl oluyorsa, kendi adı söylendiğinde tepki veriyor. 
* Son altı aydır onun yanındayım, ne görünüşü için bir çaba sarf ediyor ne de bakım yapılırken yardımcı oluyor. 
* Onu hep başkaları besliyor, yıkıyor ve giydiriyor. 
* Dişleri yok, yiyeceklerin püre halinde verilmesi gerekiyor. 
* Gömleği salyalarından dolayı sürekli leke içinde. 
* Yürümüyor. 
* Uykusu sürekli düzensiz. 
* Gece yarısı uyanıp çığlıklarıyla herkesi uyandırıyor. 
* Çoğu zaman mutlu ve sevecen, fakat bazen ortada bir sebep yokken sinirleniyor. Biri gelip onu yatıştırana kadar da feryat figan bağırıyor. 
Bu olayı okuduktan sonra, Ruskin öğrencilerine böyle bir hastanın bakımını üstlenmek isteyip istemediklerini sorar. Öğrenciler bunu yapmayacaklarını söylerler. Ruskin, kendisinin bunu büyük bir zevkle yaptığını ve onların da yapması gerektiğini söyleyince öğrenciler şaşırırlar. Daha sonra Ruskin hastanın fotoğrafını dolaştırmaya başlar. Fotoğraftaki hasta doktorun altı aylık dünya tatlısı kızıdır... 
 Bu örneklerden de anlaşılacağı üzere, ön yargılarımız insanlarla sağlıklı ilişki kurmada, ya da tutumlarımızı objektif şekilde belirlemede büyük bir engel teşkil ediyor. Bu nedenle ön yargılarımızdan mümkün olduğunca sıyrılarak, insanların dış görünüşleri ya da kimlikleriyle değil; asıl sahip oldukları kişisel özellikleriyle, karakterleriyle tanımaya çalışıp ona göre davranmalıyız. Eğer bir fikre, mutlak gerçekmiş gibi sarılırsanız; gerçeğin ta kendisi gelip kapınıza vurduğunda, o kapıyı açmak ve gerçekle yüzleşmek yeteneğiniz kalmaz. Peşinen verilen hükümlerin sonucunda oluşan ön yargılarımız, bizleri sonradan nedenini araştırdığımızda mutsuzluk dolu bir yaşama gönderir.

 

Bu yazı 881 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» DEĞERİ ANLAMAK
» KÜRESEL KİRLİLİK
» KÜTÜPHANE
» ÇÖP
» SAĞLIKÇILAR    
» ZEYTİN AĞACI   
» ESKİ EVLER
» EYLÜL
» GENÇLER  
» ÖNEMLİ OLAN
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter