25 Eylül 2020 Cuma
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
MEVLÜT ÇELİK
FRANSA DOĞU AKDENİZ’DE NEYİN PEŞİNDE?
Yazı Tarihi: 04 Eylül 2020 Cuma 07:49

Uzunca bir süredir Doğu Akdeniz krizini günlük hatta saatlik takip ediyoruz, gündem ediyoruz. Türkiye’nin Ege Denizindeki uluslararası haklarından kaynaklanan ekonomik faaliyetleri başta ve görünürde Yunanistan tarafından oldukça yüksek bir tepki ile karşılandı, karşılanıyor ve Yunanistan tarafından lehlerine uluslararası bir kamuoyu desteği oluşturulmaya çalışılıyor. Yunanistan’ın kamuoyu oluşturma çabaları başlangıçta istediği hızda ve güçte olmasa da, diplomasinin ruhunda olan ısrarlı talepleri zaman içerisinde karşılık görmeye başladı.

Almanya şu ana kadar krizde yatıştırıcı, dengeleyici ve geçiştirici tavır alıyor. Avrupa Birliği ve Avrupalı güçler nezdinde Yunanistan tarafını provoke etmeyen ama teskin de etmeyen açıklamaları var. Türkiye için de keza, tasvip etmeyen ama Türkiye’nin de Ege Denizindeki faaliyetlerini durdurmaya yönelik bir açıklaması da yok. Mümkün olduğu kadar tarafların uluslararası hukuk çerçevesinde kalan çerçevede açıklamalar yapıyor. Covid-19 sürecinin ülke ekonomisine verdiği ve vereceği etkiye odaklanmış bir Almanya gözlemliyoruz.

ABD, malum olduğu gibi, bu yıl yapılacak seçimlere odaklanmış durumda. ABD devlet kurumlarının 2016’dan beri tarzına alışamadığı Başkan Trump ve kurumlar arasındaki uyumsuzluk, Covid-19 un ABD ye ekonomik etkileri ve bu süreçte George Floyd ‘un polis şiddeti ile ölmesi ile başlayan sosyal olaylar, ABD’nin de dış politikayla tam güç ilgilenmesinin önündeki engellerden bazıları... Ancak buna rağmen yine de Doğu Akdeniz ve Ortadoğu da kendi çıkarları doğrultusunda hamle yapmaya devam ediyor etmesine, ancak bahsettiğimiz sebeplerden kaynaklı konsantre kaybı, etkili hamleler yapmasına engel.

Bunlarla birlikte yeni bir aktör belirgin bir şekilde bölgede görülüyor ki Macron yönetimindeki Fransa... Macron’un, alışılageldik tarzdaki Fransız milliyetçiliği ve hegamon düşüncesini, onca iç meselesine rağmen, parlatmaya çalıştığı gözleniyor. Suriye meselesindeki güç dengesi sebebiyle çok aktif hamleler yapamasa da, Beyrut limanındaki patlama ve sonrasındaki Beyrut ziyareti çok manidar. Post Fransız Commonwealth’i Lübnan’a ilgisi, destek sözleri, Beyrut ve Beyrut Limanının inşasına destek taahhütleri oldukça dikkat çekici. Sadece Lübnan konusu değil, Libya’da da ülke olarak ve uluslar arası kurumlar nezdinde inisiyatif alma çabaları gözden kaçmıyor. Libya Ulusal hükümeti Başbakanı Sarraj’ı Paris’e daveti çok dikkat çekici bir hamle…

Gelelim, Yunanistan Türkiye arasındaki gerilimdeki rolüne. Krizin başladığı tarihten itibaren Yunanistan tarafında saf alan Fransa, bununla da yetinmeyerek savaş gemilerini de Yunanistan’a destek mahiyetinde Girit açıklarına gönderdi ve desteğini açık açık gösterdi. Diğer Batılı devletlerden aradığı yardımı bulamayan Yunanistan, Fransa’nın bu desteğinden oldukça memnun ve buna karşılık saflarını ve dayanışmayı artırmak amacıyla Fransa’dan savaş uçağı almayı da kabul etti. Bu dönemde, Papa’nın Doğu Akdeniz krizine yönelik itidal açıklamasının gelmesi de dikkat çekici, ki kendisini Katolik dünyanın hamisi gören Fransa’nın talebi üzerine böyle bir açıklamanın Vatikan tarafından yapıldığı kanaatindeyim. Papa’nın açılama yapması konuyu Katolik dünyanın gündemine taşıma çabası olsa da mesajın içeriği itibariyle dengeleyici bir mesaj olması Fransa’nın çıkarlarına tam olarak yarayan bir açıklama değil…

Netice itibariyle, yine iç siyaseti dış siyaset ile dengelemeye çalışan ve her fırsatta üyesi ve söz sahibi olduğu uluslararası kurumlarda bağımsız ve başat güç olma gayreti içinde olan bir Fransa ile karşı karşıyayız. Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika’daki gelişmelerde söz sahipliğini kaybetmemek ve söz belirleyiciliğini tescillemek adına alışılageldiği Fransız siyaset tarzı ile açık açık bölgede hem siyasi, hem diplomatik hem de askeri faaliyetler yürüten bir Fransa ile karşı karşıyayız.

Peki Fransa istediğini elde edebilir mi? Başarılı olabilir mi? Açıkçası, güncel konjonktürde, özellikle dünyayı tekrar duraklatacak günlerin -Covid-19 un ikinci fazının, beklendiği bu günlerde hem Türkiye’nin Doğu Akdeniz deki faaliyetlerinden kaynaklanan krizin hem de Türkiye’ye karşı Doğu Akdeniz’deki ve Körfezdeki ülkelerin de müdahil olduğu kamplaşmanın bir sonuç doğurmasını beklemiyorum, hatta iki aylık bir sürede Türkiye faaliyetlerini tamamladıktan sonra, eğer tarihi miras diplomatik sorunlar gündeme gelmezse, tansiyonun düşmesi de beklenebilir. Ancak, durum gösteriyor ki, Covid-19 ikinci faz ve ABD Başkanlık seçimi ve seçilen başkanın ofisine başlayacağı Şubat 2021 sonrası süreçler için Türkiye’nin önünde dinamik ve çok yönlü, çok taraflı tehditler haritası açılıyor ve açılacak.

Şimdilik sağlıcakla kalınız.

 

 

Bu yazı 1670 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» “KAÇIN BU MÜSLÜMANLARDAN…”*
» FRANSA DOĞU AKDENİZ’DE NEYİN PEŞİNDE?
» İHRACAT NEDİR? İHRACATIN FAYDALARI NELERDİR?
» İŞSİZLİK RAKAMLARINA İNANMALI MIYIZ?
» SEBEPLER, SONUÇLAR, ÇÖZÜMLER 2
» Ekonomi, Politika, Diplomasi
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter