20 Ekim 2020 Salı
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Ahmet GÜDÜCÜOĞLU
GELECEK
Yazı Tarihi: 29 Eylül 2020 Salı 06:28

 Bir dilim kızarmış ekmek, masaya konan bir tabak meyve, yer döşeği, yün yorgan, bayram sabahı, öpülen, okşanan saç, açılan kapı, ayağın önüne konulan terlik bizler için bir sevinç kaynağı idi. Küçük şeyler büyük mutluluklar sebebiydi. Yokluktan, çaresizlikten küçücük sevinçler yapmak bizim işimizdi. Daha göreceğimiz güzel günlerin umudunu hiç kaybetmedik. Yaprak kurusa da, dal kırılsa da, son sözü ağacın kökü söyler. Bizde de öyledir. Söz bitse de, gün batsa da, son sözü yürek söyler. O vakitler çocuklara masallar anlatılırdı. Çocuklar her zaman kollanır, sahip çıkılır ve sevilirdi. Biliriz, "insana dokunmak, bir kilimi dokumak gibidir." Sonra sarılmayı unuttu insan. Sevdiğine sarılıp, onu kalbinin derinliklerine sokmayı unuttu. Artık kimse “Nasılsın“ diye sormuyor. Herkesin sorduğu tek soru var ”Nasılım?“ Bencillik insanın tüm benliğini sarmış durumda. Sadece kendisini düşünen bir birey portresi.

Hikâye bu ya bir gece, hem de ay bir lamba gibi aydınlatırken sokakları. Bir baba uzatıp elini göğe, kızı için üç yıldız koparmış. Oturtmuş kızını yanına “Her insanın bu Dünyada en az üç yıldızı olmalı kızım. Biri yaşamak, diğeri yaşatmak için. Yolun bir karanlığa düşerse, yıldızın yol gösterir. Sevdiğin yolunu kaybederse, yıldız onu sana getirir.“ Kız battaniyenin bir ucunu babasının üstüne çekip, iyice sokulmuş ona. “Ya diğer üçüncü yıldız?” diye sormuş. Baba gülümsemiş ve kızını öpmüş alnından. “Üçüncü yıldız da beraber yaşlanmak için. Marifet beraber yaşamak kadar, beraber de yaşlanabilmektir. Bak kimileri bir koca Dünyaya sığamazken, biz el kadar battaniyenin altındayız. Al şimdi bu yıldızları ve göğsünde sakla. Aklında tuttukların değil, kalbinde büyüttüklerin senindir. Unutma sakın“ demiş.

 Yaşamımızda, gelecek güzel günleri anlatan ve beklentilerimizi sembolize eden yarın bizlerin hep ümit kaynağı olmuştur. Fakat genelde bu güzel günleri hayal ettiğimiz yarınları beklerken, şu an içinde bulunduğumuz bu günü hep ıskalarız. Bilmeyiz ki yarın kimseye mutlaka yaşanacak diye sunulmamıştır. Önce iyi bir eğitim görüp, sonra iyi bir işe kavuşmayı isteriz. Böylece daha iyi bir yaşama ulaşacağımızı düşünürüz. İş yaşamımızda başarılı olma adına yaşadığımız günü erteleyip hep yarına yatırım yaparız. Sonra da evlendiğimizde hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi. Bu inanmalar ve yarını beklemeler devam eder durur yaşamımızda. Evlendikten sonra, bir çocuğumuz doğduktan, hatta ardından bir tane daha olduktan sonra hayatın daha iyi olacağına yine inandırırız kendimizi. Sonra çocukların büyüme süreci başlar ve yaşanılan günler yine tarafımızdan hep ıskalanır. Onlar büyüyünce kendimizi daha mutlu olacağımıza inandırırız. Bu büyüme sürecinde çeşitli sorunlarla debelenip dururuz. O günü gereğince değerlendiremeyip, sorunları aştıktan sonra ancak yaşamın daha keyifli olacağına, daha önce yaptıklarımız gibi kendimizi bunlara inandırırız.

 Kendimize, çocuklarımız iş güç sahibi olunca daha mutlu olacağımızı, yeni bir araba alınca, güzel bir tatile çıkınca, emekli olunca, yaşantımızın dört dörtlük olacağını söyleriz. Var olan doğru ise, şu andan daha iyi bir zaman olmadığıdır. Hayatımız da mutlu olmak, eğer şimdi değil ise ne zaman mümkün olacak? Yaşamımız her zaman mücadelelerle dolu olacaktır. En iyisi bunu kabul edip, her ne olursa olsun mutlu olmaya karar vermektir. Bu konuda en güzel sözlerden biri Alfred D. Souza' ya aittir. Der ki;

-"Uzun zamandan beridir gerçek hayatın başlamak üzere olduğu izlenimine kapılmıştım. Fakat her zaman yolumun üzerinde bir engel, öncelikle erişilmesi gereken bir şey, bitmemiş bir iş, hizmet edilecek zaman, ödenecek bir borç oldu. Sonra hayat başlayacaktı. Sonunda anladım ki bu engeller benim hayatımdı."

 Buna göre hayatın kendisi her gün yaşanılan bir yoldur. Mücadelelerle dolu bu yolumuzda mutluluğu her zaman bulmak olasıdır. Yani mutluluk yürüdüğümüz yolun üzerindedir. Öyleyse sahip olduğunuz her anın kıymetini bilmeliyiz. Unutmayın, zaman hiç kimse için beklemez. Yani mevcut yaşamımızda, mutluluğu aramayı geciktirmeden her günümüzü değerlendirmeliyiz. Okulu bitirene kadar, çocuklarınız olana kadar, çocuklarınız evden ayrılana kadar, işe başlayana kadar, evlenene kadar, yeni bir araba, ya da ev alana kadar, borçları ödeyene kadar, emekli olana kadar hep yarını beklemek. Mutlu olmak için içinde bulunduğunuz “an” dan daha değerli bir zaman olduğuna karar vermek için beklemekten vazgeçin. Zira Mutluluk bir varış değil, hep mücadelelerle dolu yaşam yolculuğumuzdur. Yarınlar hiç kimseye mutlaka yaşanılacaktır diye garanti edilmemiştir. Paulo Coelho’nun aşağıdaki sözü her şeyi özetler gibi.: “Bir gün kalkacaksınız ve hep hayal ettiğiniz şeyleri yapmaya vakit kalmamış olacak. Şimdi tam zamanı. Harekete geçin."

 

Bu yazı 408 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» HATIRLADINIZ MI?
» EDEBİYAT VE SANAT
» MÜZELER
» UTANMAK
» BAŞARIMIZ
» HAYVANLAR
» İNSAN NE İÇİN YAŞAR?
» BALKAN TÜRKÜLERİ  
» KAYBEDİLENLER
» GELECEK
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter