20 Ekim 2020 Salı
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Gizem COŞKUN SÜMER
Mesele İletişim Değil, Mesele Şiddetsiz İletişim
Yazı Tarihi: 16 Ekim 2020 Cuma 06:11

Şiddet, bir kişi veya gruba yönelik; mağdurun bedensel bütünlüğüne, mallarına veya simgesel ve kültürel değerlerine zarar verecek şekildeki her türlü davranıştır.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) şiddeti şu şekilde tanımlamıştır: “Şiddet; kendisine, başkasına, bir gruba veya topluma karşı kasti olarak fiziksel baskı veya güç kullanmak, tehdit etmek veya fiiliyata geçirmek, yaralama, ölüm, psikolojik zarar, gelişim bozukluğu veya mahrum bırakmaya neden olmak veya bu durumların gerçekleşme ihtimalini artırmaktır.”

Ancak değişen şartlar ve sosyal çevre, günümüzde şiddeti o kadar fazla alana soktu ki ve buna ters tepki olarak da şiddete olan bakışımız o kadar değişti ki, artık şiddetin bir insanın sadece bedenine veya kültürüne zarar vermek olduğunu söyleyemeyiz. Her yerde olan ve herkese uygulanan bir sonsuz şiddet döngüsündeyiz sanki. Esasen şiddet ikiye ayrılır: Maruz kalanlara göre ve uygulanan şiddet tipine göre.

Maruz kalanlara göre şiddet:

  • Kadına yönelik şiddet
  • Çocuğa yönelik şiddet
  • Yaşlıya yönelik şiddet
  • Akranlar arası şiddet
  • Kardeşler arası şiddet
  • Flört şiddeti
  • Engelliye yönelik şiddet
  • LGBT şiddeti
  • Mülteci şiddeti
  • Kişinin kendine yönelik şiddeti
  • Canlılara şiddet
  • Doğaya şiddet

 

Uygulanan şiddet tipine göre şiddet

  • Fiziksel şiddet
  • Cinsel şiddet
  • Duygusal şiddet
  • Ekonomik şiddet
  • Siber şiddet

 

Şimdi soruyorum, hayatımızın herhangi bir döneminde hangimiz bunlardan birine maruz kalmadık ki?

Mesela siber zorbalığı ele alalım: Sosyal medyanın arkasına sığınarak insanlara kin ve nefret kusan, hatta yeni nesil tabiri ile “troll” diye adlandırılan kişilerin içinde olduğu, genel olarak bir düşünce veya karşı düşünce yüzünden size demediğini bırakmayan o klavye delikanlıları. Sosyal medyanın gücü ve bu sayede edindirdiği meslekler ortada; bloggerlar, influencerlar, vloggerlar, youtuberlar vb… Bu meslekler ile para kazanan insanlara ise uygulanan öyle korkunç şiddetler var ki, inanamazsınız. Sırf hayatlarını gözler önünde yaşamayı meslekleri haline getirdiği için onlara korkunç sözler söyleyen ve bunu da kendinde hak gören bir grup var. Neden? Neden, insanları sadece izleyip sonra da hayatımıza kaldığımız yerden devam edemiyoruz? Neden bizi ilgilendirmeyen, sadece eğlence amaçlı yaptığımız işlerde her zaman “çok biliyoruz”, neden nerede duracağımızı hiçbir zaman bilmiyoruz?

Ailede olan iletişim peki? Geçen gün okuduğum bir boşanma metninde geçen şu cümle beni düşünceye sevk etti: “O kendi dünyasında benimle iletişim kurmadan yaşayabiliyordu, problem yoktu, böyle sonsuza dek yaşardı, sessizlik ile uygulanan bir psikolojik şiddet, sessiz işkenceyi istemiyorum” Ne kadar doğru, hiç iletişim kurmamak da duygusal olarak şiddet uygulamaktır.

Ekonomik şiddet, toplumsal ve ekonomik yapıda dezavantajlı olan bireylerin ekonomik bağımsızlıkları ve bunun oluşum sürecindeki menfi etki ve engelleri tanımlar. Örneğin evde kalıp çocuklarınıza bakmaya ve sadece partnerinizin getirdiği parayla hayata tutunmaya çalışıyorsanız aslında ekonomik anlamda şiddet görüyor olabilirsiniz. Bu şiddeti ortadan kaldırmanın en güzel yolu parasal anlamda kimseye bağımlı olmayan bir birey olmaktır.

Flört şiddeti; bu da yeni yeni karşımıza çıkmaya başlayan ve özellikle genç nesil arasında bilinmesini istediğimiz bir şiddet türüdür. Flört ilişkisinde eşlerden birinden diğerine beraberlikleri sırasında veya beraberlikleri bittikten sonra yönelen duygusal, fiziksel ve cinsel saldırganlık eylemleri. Mesela partnerlerden birinin diğerinin bedenine kasıtlı zarar vermesidir ya da birinin diğerini küçük düşürecek, özgüvenini zedeleyecek, korkutacak davranışlarda bulunmasıdır. Bunun yanında ilişkide birinin diğerini kontrol etmek ve baskı kurmak için dijital teknolojik araçları ve sosyal medya hesaplarını kullanması, bu araçlar yoluyla tehdit etmesidir. Ve Türkiye’de en çok karşılaştığımız flört şiddeti de sosyal kısıtlama yoluyla olandır: Partnerlerden birinin sevgi ve kıskançlığını öne sürerek diğerinin sosyal ilişkilerini kısıtlaması, partnerinin yalnızlaşmasına sebep olacak şekilde davranmasıdır.

Artan kadın cinayetlerinden, pedofili vakalarından ve orman yangınlarından anlayacağınız üzere tüm dünyaya yayılmış bir şiddet söz konusu. Arkadaşlarınızla aranızda olan, iş yerinizde olan, kardeşinizden gelen bir şiddete maruz kalıyor olabilirsiniz ve belki de farkında olmadan şiddet uyguluyorsunuzdur? Olabilir mi?

Birey olarak bizler neler yapabiliriz peki?

Şiddetsiz iletişim, kendi değerlerimizden ödün vermeden karşımızdakini empati ile anlamaya, karşımızdakini suçlamadan gerçek duygu ve ihtiyaçlarımızı açık yürekli bir dürüstlükle ifade etmeye odaklamaya yardım ederek, ilişkilerimizin niteliğini temelinden düzeltmemize katkıda bulunur.

Kendine şefkat, duyguların sorumluluğunu almak, anı yakalama kapasitemizi arttırmak gibi ana hat varsayımlar ve niyetlerle şiddetsiz iletişim pratiği aile içi problemlere, ikili ilişkilere ruhsal şifayı getiriyor. İş ortamında uygulandığında birlikte verimli çalışmaya yardımcı oluyor, ekip ve dostluk bağlarını güçlendiriyor. Eğitim sürecine şiddetsiz iletişim pratiği dahil edilen çocukların empati tarafı küçük yaşlarından itibaren gelişmeye başlıyor.

 

Aynı adlı “Şiddetsiz iletişim” kitabı, Marshall Rosenberg tarafından yazılan ve kendimizle ve de başkalarıyla içten bağ kurma yöntemini anlatan eserdir. Doğamızda olan şefkati bulmamız için bizlere yol göstereceğine eminim. Mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum.

Çünkü doğru iletişimle her şey mümkün.

Çünkü önce kendimiz sonrasında da çevremiz bunu hak ediyor…

Bu yazı 1152 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» Mesele İletişim Değil, Mesele Şiddetsiz İletişim
» Hoşça kal Sevgili Ruth, Teşekkür ederiz değerli RBG
» Doğanın Ruhu, İnsanın Ruhu
» KENDİMİZE DE MEYDAN OKUYOR MUYUZ SEVGİLİ KADINLAR?
» İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!
» Hoşçakal Pınar Gültekin
» Hatırlatmak isterim…
» Tarihe Yön Veren Kadınlar: Agnodice
» 3 ulus, 4 cinayet, 1 sebep: İnsan Zulmü
» Gündöndü değil “Günöldü”
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter