20 Ekim 2020 Salı
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
AZRAİLİN GÜZELLİĞİ
Yazı Tarihi: 17 Ekim 2020 Cumartesi 06:21

(HAYATTAN GERÇEK BİR HİKAYE)

Ben 40 yıllık kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla karşılaştım ve bunları o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum.

Kanser hastanesinde Serap adında genç bir hasta vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen bazı formaliteler sebebiyle o imkanı bulamamıştı.

Serap’ı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına aldım. Ve kısa bir zaman sonra da iyileştiğini gördüm. Ancak Serap’ın da bütün diğer kanserliler gibi ilk beş yıllık süreyi çok iyi, dikkatli geçirmesi gerekiyordu. Bir iş kadını olan Serap, dört yıl sonra bir ihale için İzmir’e gitmek istedi. Kış aylarında olduğumuz için uçakla gitmesi şartıyla kabul ettim. Maalesef bulamamış ve benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine altı saat kadar mahsur kalmış.

Dönüşünden kısa bir müddet sonra kanser, kemik ve akciğerlerine yayıldı. Serap bacak kemiklerindeki metastaz nedeniyle yürüyemez hale gelirken hastalığın akciğerdeki tezahürü sebebiyle de devamlı olarak oksijen cihazı kullanıyor ve söylediği her kelimeden sonra ağzını o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu. Evine gittiğim gün, yine güçlükle konuşarak;

 “Doktor bey” dedi “ Ben siz e dargınım.”

“Niçin?” diye sordum.

“Siz… Dindar bir insanmışsınız. Niçin bana da Allah’ı, ölümü, ahireti anlatmıyorsunuz?”

Dini inançlarının çok zayıf olduğunu bildiğim için bu teklif karşısında oldukça şaşırdım. Onu üzmemeye çalışarak:

“Doktora ulaşmak kolaydır.” dedim.

“Parayı bastırdın mı istediğine tedavi olursun. Ancak iman tedavisi için gönülden istek duymalısın…”

Konuşmaya mecali olmadığından “ Ben o isteği duyuyorum.” manasında başını salladı. Artık ümitsiz bir tıbbi tedavisinin yanı sıra dersler  ‘hızlandırılmalı eğitime’ dönmüştü.

Anlattığım iman hakikatlerini bütün ruhuyla mezcediyor ve orada bir soru soruyordu. Vefatına bir hafta kaldı.

“Doktor bey” dedi. “Ben ölürken ne söylemeliyim?”

“Senin durumun çok özel” dedim. “Kelime-i Şahadet sana uzun gelir. O anı fark edince” Muhammed (S.A.V) sana yeter”

O, haliyle tebessüm ederek yine başını salladı. Çok ıstırabı olduğu için Serap’a sürekli morfin yapıyor ve onu uyutmaya çalışıyorduk. Ben bir iş sebebiyle bir müddet ziyaretine gidemedim. Dönüşünde annesi telefon ederek:

“Serap bir haftadır morfin yaptırmıyor” dedi.

“Sabahlara kadar inliyor ve çok ıstırap çekiyor.”

Hemen eve gittim ve iğne yaptırmamasının sebebini sordum. Aldığım cevabı hala unutamıyor ve hatırladıkça ürperiyorum.

“Ya morfinin tesiriyle ölüme uykuda yakalanır ve son nefeste Muhammed ( S.A.V) diyemezsem.”

- Devamı Yarın –

Yaşasa

Diyojen, insanların dünya meşgalesi içerisinde sabahtan akşama kadar durmadan koşturduklarını, büyük yapılar inşa etmek için çektikleri zorluk ve zahmetlere nasıl katlandıklarını gördükçe,

“İnsanoğlu, yetmiş sene değil de, yedi yüz sene yaşasaydı neler yapmazdı ki” demiş.

 

Kimi Seversin?

Adam arkadaşına sormuş: “ İngilizleri sever misin?”

“Hayır”

“Almanları?”

“Hayır”

Amerikalılar, Fransızlar, Türkler, İtalyanlar… diye sorular devam ederken hep hayır cevabı geliyormuş. En sonunda adam patlamış: Hangi milleti seversin be adam?

“Yalnızca dostlarımı severim” demiş arkadaş.

Bu yazı 818 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» MELEK ANNEM
» AZRAİLİN GÜZELLİĞİ
» YAŞLI ADAM
» YAŞAM VE ÖLÜM
» YILAN VE YAŞLI EVLİYA
» YAVAŞ YAVAŞ İYİLEŞİYORUM
» ALIN TERİ YETMEZ, ARTIK AKIL TERİ GEREK
» ÇOCUK SİNEMASI
» AMELİYAT OLDUM!
» ACI İLE BİTEN AŞK
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter