29 Kasım 2020 Pazar
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Ahmet GÜDÜCÜOĞLU
SEVGİ ÖNCE EMEK İSTER
Yazı Tarihi: 05 Kasım 2020 Perşembe 06:14

 Belirli bir dönem değil, zamanların tümünü kapsayan bir olgu olmalı sevmek. Sevmek günümüzde en acil bir gereksinimimiz. Çağımız daha önceki yazılarımda belirtiğim gibi bir sevgisizlik çağı. Sevgi gerektiğince yeşermediği için kötülükler güçlenerek bizleri esir almış durumda. Anlamından çok şey yitirmiş sevgi sözcüğü bizleri oldukça düşündürmeye sevk etmektedir. Kişiler birbirine tahammülsüz, birbirlerine fedakârlık duygularını kaybetmişler. Günümüz insanının sevgi üzerine ne bir ideali, nede kendisini adadığı bir sevgisi var. Bir boşluk içinde ve kendisini dünya malının kıskacına kaptırmış durumda. Bu günün insanı sevgiye emek harcamadan ulaşmak istiyor. Bu güzel duyguya karşı bile köşe dönmeci tavır içinde. Sevmeden sevilmek, hiçbir emek vermeden o yüce duyguyu sahiplenmek istiyor.

 Hâlbuki emek vermeden hiçbir sevgi gücü oluşmuyordu. Bu konuma bir hikâye ile davam etmek isterim. Yeni evlenen bir çiftten söz etmekle başlayalım. Evleneli çok olmamıştı, fakat ilişkileri günden güne kötüye gidiyordu. En ufak sorunda, sıkıntıda birbirlerine bağırıp kendilerini incitiyorlardı. Artık aynı evi paylaşmaya bile tahammülleri kalmamıştı. Oysa aralarındaki sevgi ne kadar da derin ve farklıydı. Onlar da diğer evliliğe adım atan çiftler gibi ölene kadar mutlu bir yaşam süreceklerine inanmışlardı. Sonra günler, haftalar, aylar geçti. Çiftler birbirine yabancılaştı. Yan yana oldukların da bile gerek görmedikçe konuşmuyorlardı. Zaten konuşacak ortak konuların olduğuna bile inanmıyorlardı. Kadının mutsuzluğunu fark eden arkadaşlarından biri ona bunun sebebini sordu. Evliliğinin çöküşe geçtiğinden, eşiyle arasında uçurumlar olduğundan söz etti. Konuşmanın sonunda arkadaşı kadının elini tuttu ve üzülmemesi gerektiğini, onu çok değer verip sevdiği bir ihtiyarın yanına götüreceğini söyledi. Kadın arkadaşıyla birlikte buraya vardıktan sonra, yaşlı amcaya eşiyle arasındaki sorunları anlattı. İhtiyar sigarasından uzun bir nefes daha çekti ve cebinden bir tohum çıkardı.  Sonra da tohumu kadının avucuna koydu. Eşinle beraber bunu bir saksıya gömün. Bakar, ilgilenirseniz, bu tohum çiçeğe döner. Çiçeğe dönerse de, evliliğiniz kurtulacak anlamına gelir dedi. Eve gelen kadın eşine olup bitenleri anlattı ve elindeki tohumu gösterdi. Eşi bu durumu kabul edip, hemen küçük bir saksı bulup özenle tohumu toprağa gömdüler. O akşamdan sonra, her fırsatta pencerenin kenarına koydukları tohumun büyümesini izlemeye başladılar. Bunu yaparken, bir yandan da sohbet etmeye başlamışlardı. Hatta birkaç akşam sonra saksı başındaki bu sohbetlere çay, kahve ile devam ettiler. Bu arada da fotoğraf albümlerine açıyor, eski fotoğraflara bakıp, o anları yaşıyorlardı. Günler geçtikçe ihtiyarın dediği gibi tohum büyüyüp filizlenmeye başlamıştı. Bu ikisini de çok mutlu ediyordu. Kadın da adam gibi sabırsızlıkla çiçeği göreceği zamanı bekliyordu. Fakat bir akşam kadın saksının başına gittiğinde, incecik dalın daha çiçek açmadan orta yerinden kırıldığını fark eder. Kadın bir süre ağladıktan sonra aklına ihtiyar gelir. Kadın elindeki saksıyı ihtiyarın önüne koyar. Bana verdiğin tohum çiçek açmadan öldü der. İhtiyar başını kaldırıp saksıdaki kırık dala bakmaktadır. Sen gerçekten çiçek açmadığına emin misin?" diye kadına sorar. Bu soruya kızan kadın, kırıldı ve bitti der. İhtiyar kadına bir daha iyice saksıya bakmasını söyler. Tohum çiçeğe dönmemiş mi? diye karşılık verir. İhtiyar sinirlenmek yerine neden bana tohumla beraber evde nelerin değiştiğini anlatmıyorsun? Diye sorar. Birden kadının yüzü aydınlanır. Son zamanlarda eşiyle yaşadığı güzel anları düşünmektedir. Anlatırken bile heyecan içindeydi. Aylar sonra ilk defa bu saksının başında eşinin omzuna başını koymuştu. Bütün geceler boyunca bu saksının başında konuşmuşlardı, dertleşmişlerdi. İhtiyar kadının anlattıklarını dinledi ve sevgi emek ister diyerek sözlerine devam etti. Sevgi vakit ister, dokunulmak ister, okunulmak ister. Sevgi alıngandır, bir gün yüzüne bakmasan küser sana. Sevgi emek ister. Onu yeniden üret ister. Tüketirsen tükenirsin. Bu küçücük tohum size unuttuğunuz beraberliği hatırlattı. İnanmayı, güvenmeyi, yaşatmayı, yaşamayı, sevdiğine dokunmayı, gözlerine bakmayı, paylaşmayı hatırlattı. Sevgi emek ister. Tohum size emeği hatırlattı. Sen hala tohumun çiçeğe dönmediğini mi söylüyorsun? Dedi.

 İnsanın hayallerini kurduğu sevgiye gerçekte beklediği gibi kavuşamaması ne kadar yıkıcıdır. Hele insanın çevresine, komşusuna, arkadaşlarına bile sevgi tomurcuklarını esirgediği günümüzde en çok ihtiyacımız olan bu sevgi tomurcuklarını canlandırmaktır. Sevgi tüm kötülük duvarlarını yıkan bir güçtür. Karanlığı nasıl karanlık yok edemez ancak ışık yok edebilirse, nefret tohumlarınızda nefret değil ancak sevgi tohumları yok edebilir.

 

 

Bu yazı 573 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» KOMŞULUK
» OKUMANIN GETİRDİKLERİ  
» ÇOCUKLAR
» SARILMANIN GÜZELLİĞİ  
» ORMANLARIMIZ
» SEVGİDEN YOKSUN  
» HAYAT EN GÜZEL SERVETTİR
» SEVGİ ÖNCE EMEK İSTER
» KALECİLER
» ÇOCUKLAR
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter