29 Kasım 2020 Pazar
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Binnur Güdücüler
 DEPREMDEN HERKES KORKAR
Yazı Tarihi: 05 Kasım 2020 Perşembe 07:47

Türkiye'yi yasa boğan İzmir'deki depremin soğuk yüzünü içimiz acıyarak sosyal medyadan televizyonlardan milletçe takip ediyoruz. Oradaki yurttaşlarımız için maddi  ve manevi yardım etmek için seferber olduk.

Maddi hasar  elbette zamanla telafi edilecektir. Ancak ölenleri nasıl geri getirebiliriz ki? Nasıl acılarına merhem  olur   sarabiliriz ki?

İşte buna kimsenin gücü yok... Sözün bittiği yerdeyiz…                                                                        

Başta ülkemizde olmak üzere, bütün dünyada, diğer tüm doğal felaketler gibi, depremler de zaman zaman birçok insanın yaşamını karartmakta, toplu ölümlere neden olmaktadır. Kitle iletişim araçları ile bunları anında tüm ayrıntılarıyla izlememize, insan olarak bu acılardan etkilenmemize karşın, her tür felaket gibi, o da gelip kapımıza dayanmadığı sürece çabuk unutuyoruz. Ne zaman ki bir deprem  yakın çevremizde olduğu da  insan olarak  o anlarda, korkuyla davranışlarımızda  büyük farklılıklar ortaya koyduğumuzu gözlemliyoruz. Sokaklarda sabahlayanlardan, başka kasaba ya da kentlere kaçanlara kadar herkes, büyük bir kaygı ve panik içinde, kendince güvenli bir sığınma limanı arıyor.

Sağlıklı düşünürsek, ansızın gelebilecek bir felaketin, bizi nerede, ne zaman ve hangi durumda bulacağını kim bilebilir ki?  Bu  yüzden  deprem bilincinin oluşması zorunludur. Her an deprem olacakmış gibi devlet ve toplum olarak önlem ve tedbir almalıyız. Büyük bir telaş ve tedirginliğin kol gezdiği böyle anlarda, kaçımız sağlıklı düşünebiliyoruz ki? Duygu ve düşüncelerimize egemen olan, korku psikolojisinin verdiği davranışlarda bulunuyoruz. Tüm bu kaygı ve korkulardan doğan hareketlilikte bittikten sonra, her şey yine eski düzeninde sürüyor. Unutuyoruz.

Hiç düşündük mü? Depremin neden olduğu ruhsal yıkımın etkileri, belki de depremin verdiği zararı aşmaktadır. Sallantılar bitmesine karşın, artçı depremler bizim içimizde sürmekte, bu da yaşantımızı daha çok karartmaktadır. Kitle iletişim araçları, kuşkusuz, maddesel zararlarla ölümlerin hesabını tutuyorlar. İnsanların yaşadığı bireysel olumsuzluklar, belki uzun yıllar yalnızca onları etkileyeceğinden, bunun hesabını tutan yok. Birçoğumuz sel sularının önüne kattığı her şey gibi, istemeden bu dalganın içinde biz de sürüklenebiliyoruz.

Sanıyorum doğadan gelen bu uyarıların bir olumlu yanı, kendimizi bir başkasının yerine koyma fırsatını doğurmasıdır. Maddesel olamasa bile, felaketle karşılaşmış insanlara göstereceğimiz daha insanca yaklaşımlardır.  Ayrıca bu olaylar, bize  yaşamın anlamını sorgulamak, onu daha yaratıcı ve daha verimli kılmak için ayrıca bir çaba harcamamız gerektiğini de düşündürüyor.

Sevgiyle sağlıcakla kalın.

 

 

Bu yazı 1038 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» ÖĞRETMENİM
»  BİR HAYALİM VAR
» TÜRK ULUSU ATATÜRK'Ü UNUTMAMIŞTIR VE UNUTMAYACAKTIR 
»  DEPREMDEN HERKES KORKAR
» CUMHURİYET   VAROLMA  YENİDEN DİRİLİŞ
» ORMANDA YANGIN VAR
» BENİ ANLAMIYORLAR   
» HAYATIMIZDAKİ ÖYKÜLER
»  ÜRETEN İNSAN OLMAK
» KÖTÜLÜK İYİYİ KOVAR MI?
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter