30 Kasım 2020 Pazartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Ahmet GÜDÜCÜOĞLU
ÇOCUKLAR
Yazı Tarihi: 20 Kasım 2020 Cuma 07:46

 20 Kasım günü, “Dünya Çocuk Hakları Günü” olarak kutlanmaktadır. Dünya’mızda yoksulluk, savaş gibi nedenlerden dolayı çocukların çoğu büyük acılar çekiyor. Bu yazımda bir çocuk kahramandan söz etmek istiyorum. İqbal Masih. O 1983 yılında Pakistan’ın küçük ve yoksul bir köyü olan Muridke’de doğdu. Babaları kısa süre sonra aileyi terk etmişti. Ve annesi evlere temizliğe giderek aileyi geçindiriyordu. Fakat abisinin evlenme zamanı geldiğinde gerekli olan 600 rupiyi bulabilmek için annesi 4 yaşındaki İqbal’i bir halı fabrikasında çalışmaya göndermek zorunda kaldı. Acı bir şekilde söylemek gerekirse 600 rupi (12 dolar) karşılığı bir halı fabrikasına sattı. Pakistan, Dünyada en çok çocuk işçi çalıştıran ülkelerden birisi durumundadır. Kölelikten hiçbir farkı olmayan bu sistemde halı mafyası önce çaresiz aileleri borç batağına sokuyor. Daha sonrada her yıl artan faizler borcun sona ermesini engelliyordu. İqbal ve daha pek çok çaresiz çocuk bu şekilde aşırı sıcak, havasız bir odada (dokudukları halının kalitesi düşmesin diye), bir halı tezgâhına zincirlenerek (kaçmasınlar diye) günde 12 saatten fazla çalıştırılıyordu. İş yerinde kendisi gibi konuşmaya bile korkan 30 çocukla bir tutsak olarak 6 sene yaşadı. Çocukların hemen hepsine sadece hayatta kalmalarına yetecek kadar su ve yemek veriliyordu. Zira bunun da bir sebebi vardı. Çocukları mümkün olduğu kadar küçük bedende kalmalarını sağlamak gerekiyordu. Çünkü en pahalı halıları ancak o küçücük parmaklar dokuyabiliyordu. Zaten İqbal, 10 yaşında sadece 27 kg ağırlığında ve 6 yaşında gibi görünüyordu. Çocuk çalıştırmanın yasak olduğunu öğrendiğinde ise bir şeyler yapmanın gerekliliğine inanan İqbal buradan kaçar. Fakat daha sonra yakalanarak tekrar fabrikaya götürülür. Bir sonraki kaçışında ise yanında çocuk işçi çalıştırmanın insanlık dışı bir olay olduğuna ikna ettiği yüzlerce çocuğu da götürür. Çocuk işçiliğine karşı verdiği mücadele Dünya çapında duyulmaya ve ses getirmeye başlayınca 1995 yılında henüz 12 yaşında iken çıkarları engellenenler tarafından öldürülür. Onu katledenler rahat bir nefes aldıklarını zannediyorlardı ancak  ufak bir ayrıntıyı unutmuşlardı, İqbal’in kısa sürelik hayatında dokunduğu diğer çocukları. Küçük bir bedene sahip olmasına rağmen büyük bir ruha sahip olan İqbal, küçük yaşlarına rağmen ağır şartlarda çalıştırılan çocukların hakları için büyük çaba gösterdi. Konuşma yeteneği, cesareti ve azmi ile Pakistan’ı oldukça etkileyen İqbal’in daha önce korktuğu mafya, kendisinden korkar bir duruma geldi. Çocuk yaşta vermiş olduğu mücadele onu henüz daha çok küçükken kahraman yaptı. Birçok insanın baş edemediği sorunlarla 10 yaşında savaştığını, binlerce çocuğu tutsak bir ömürden kurtardığını ve inandığı değerler uğruna korkmadan öldüğünü bildiğimiz İqbal ‘in anısı önünde sevgi ve saygıyla eğiliyoruz.

 Dünya tarihini incelediğimizde çocuklara genellikle hep kötü davranıldığını görmekteyiz. Bu ülkelerden, geri kalmış olanlar olduğu gibi, çok övündükleri çağdaş, özgürlükçü düşünceleriyle tanınan ülkeleri de görebiliyoruz. Peyniri, çikolatası ve Heidi ile simgeleşmiş İsviçre. Çocukluğumuzun kış günlerinde, televizyonun karşısına geçip heyecanla Heidi'yi beklediğimiz saatler unutulmazlarımız arasındadır.

Öyküde Alpler'deki mutsuz dedesinin yanına sığınan Heidi’yi tanımaktayız.

Burada gördüklerimiz, Heidi'nin çatıdaki derme çatma odası ve arkadaşı Peter’dir. Keçiler, çiçekler, dağ yamaçları bizleri doğanın senfonisine bırakmış gibidir. İzlerken de hep dikkatimi çeken, kafamda soru işaretleri bırakan Heidi’nin yaz kış demeden çıplak gördüğümüz ayakları. Kışın o soğuklarda, keskin kayalıklar üzerinden keçilerin peşinde koşarken bizleri yaralayan çıplak ayakları. Her ne kadar bize o dönemler, Heidi'nin özgürlüğüne düşkün olduğu için ayakkabı giymediği söylense de, gerçeği yıllar sonra öğrenecektik. Yoksa Heidi'nin ayakkabısız lığı özgürlükten falan değilmiş. O bir "Verdingkind"miş. Yani "Çıplak ayaklı çocuk".1700’lü yılların sonuna doğru, annesi babası olmayan, hapis cezası alan ya da devlete borcu olan ailelerin çocukları, devlet ve kilise eliyle zenginlere verilirmiş. Ve verildikleri ailelerde, ailenin çocuklarıyla köle çocuklar ayırt edilebilsin diye çocuklara ayakkabı giydirilmezmiş. Meğer bizim Heidi de o çocuklardan biriymiş. Her ne kadar İsviçre yıllar sonra, hayatta kalan çıplak ayaklı çocuklardan özür dileyip, onlara tazminat ödese de, yeryüzünde, yaşanan acıları unutturacak bir para birimi yok. İsviçre’nin toplumsal tarihinde bu ayaklar, çocuklar üzerine işlenmiş bir suçun utancıyla simgeleşmiştir.

Orijinal hikâyenin yaratıcısı Johanna Spyri, 53 yaşındayken yazdığı Heidi hikâyesi yoluyla, 80’lere kadar İsviçre toplumunda konuşulması tabu kabul edilen çıplak ayaklı çocuklar hadisesine dikkat çekmiştir. Çıplak ayaklı çocuklar gerçeğinin üzerindeki toplumsal sır örtüsünün bir ucunu kaldırmıştır. Sypri, doğaya, insanlara, hayata Alplerde çıplak ayaklarıyla koşan Heidi’nin gözüyle bakarken, bütün Verdingkinder’lerin dünyalarına ve duygularına dikkat çekmeye çalışmıştır.

 Dünya, yoksulluklara mahkûm edilen çocuklara karşı hep acımasız davrandı. Afrika’da binlerce çocuk açlıktan öldü. Filistin’de sahilde top oynayan çocukların üstüne bombalar yağdı. Savaştan kaçan Aylan Bebek üç yaşında denizde botun batmasıyla yaşamı yitirdi. Yemen’de yıllardır devam eden savaşta yaklaşık 100.000 çocuk kötü beslenme ve hastalıklardan dolayı hayatını kaybetti. Dünya olarak çocuklarımızı koruyamadık.

 

Bu yazı 308 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» KOMŞULUK
» OKUMANIN GETİRDİKLERİ  
» ÇOCUKLAR
» SARILMANIN GÜZELLİĞİ  
» ORMANLARIMIZ
» SEVGİDEN YOKSUN  
» HAYAT EN GÜZEL SERVETTİR
» SEVGİ ÖNCE EMEK İSTER
» KALECİLER
» ÇOCUKLAR
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter