20 Ocak 2021 Çarşamba
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Ahmet GÜDÜCÜOĞLU
ÇOCUKLARA GÜVENMEK 
Yazı Tarihi: 22 Aralık 2020 Salı 08:30

 Günümüzün en önemli konularından birisi çocuklarımızın aileleri tarafından yetiştirilme biçimleridir. Kimi aileler çocuklarına, biz zamanında ezildik, biz yapamadık yaklaşımlarıyla benim yaşayamadıklarımı o yapsın mantığıyla tüm olanaklarını sunarlar. Ailelerin iyi niyetiyle her şeyi kolayca elde eden çocuklar, rahat bir yaşama sahip olurlar. Öyle ki her kazanımlarını kolayca elde eden çocuklar, mücadele etmeden elde ettiklerinin kıymetini yeterince bilemezler. Aileler tüm olanaklarını sunduğu çocuklarına bu davranış biçimleriyle acaba iyilik mi, yoksa kötülük mü yapıyorlar. Bence burada aileler çocuklarına hayatı tanımaları için fırsat vermeli ve onlara her zaman güvenerek yaşam mücadelesinde yerlerini doğru biçimde almalarına yardımcı olmalıdırlar. Bu şekilde çocuklarına gerçek anlamda iyilik etmiş olurlar. Yoksa her şeyi hazır bir şekilde sunmak iyilik değildir. Bu şekilde davranan kişi çocuğunun gelişimini köreltir. Ve onun bir şeyler yapabilme becerisini engeller. Doğada hayvanların yaşamını incelediğimizde annelerin belirli bir döneme kadar yavrularına baktıklarını, sonrada büyümeye başlayan bu yavruların hayatlarını tek başına sürdürdüklerini görmekteyiz. Örneğin anne kuş yavruları uçmayı öğrenene kadar onları besler ve korur. Zamanı gelince de yavruları yuvadan uzaklaştırır. Bunu yapmak zorundadır zira bunu yapmazsa yavrular uçmayı öğrenemezler. Bunu öğrenemezlerse hayatta kalmak için avlanamazlar. Bunu yapan anne kuş yavrularına kötülük mü yapar? Kesinlikle hayır. Zira hiçbir kuş annesinin kanatları altında kaldıkça uçmayı öğrenemez. Uçmayı öğrenebilmesi için kendi kanatlarının farkına varması gerekmektedir. Bu şekilde anne kuş yavrularının hayatta kalabilmesi için onlara sorumluluk vermektedir.  

 Geçmiş yılların birinde bir aile görüşmemde, evin anne ve babası bana çocuklarından gizli sigara içtiklerinden bahsettiler. Neden böyle bir şeye gerek duyduklarını sorduğumdaysa, “Çocuklarımıza kötü örnek olmak istemediğimiz için.” diye cevap verdiler. Peki, o zaman dedim “Varsayalım sigara içerken çocuklarınıza yakalandınız. O zaman ne olacak? Siz onlara sigara içmediğinizi söylüyorsunuz ama gün geliyor, onlar sizi sigara içerken görüyorlar. Bu kez de, iyi örnek olmak isterken, yalancı durumuna düşmez misiniz?” diye konuşmayı sürdürdüm. Birbirlerine baktılar. Şaşkındılar. Baba çaresizlik içinde tamam da başka türlü nasıl yapabiliriz ki. Sanırım hepimiz öncelikle bir şeyi çok iyi öğrenmeliyiz. O da ‘Ya, bir şeyin kötü olduğunu düşünüyorsan yapma ya da buna rağmen yapıyorsan, arkasında durmasını bil.’ Aile içi ilişkilerde, kötü örnek olmamak adına yalanlara sığınmak, oldukça tehlikeli ve zararlı bir oyundur. Mesela sizin durumunuzu ele alalım. Çocuklarınızın yanında, evin içinde sigara içmemeniz, sizin ne kadar sorumluluk sahibi olduğunuzu gösterir. Bu kesinlikle takdir edilecek bir durumdur. Yalnız, çocuklarınıza sigara içmediğinizi söyleyip, kapı arkalarında ya da kuytularda gizli sigara içmeniz de bir o kadar üstünde düşünülmesi gereken bir davranıştır. Çocuklarınız bununla ilgili soru sorduğunda, onlara karşı dürüst olmak, sigara kullandığınızı ama bundan hoşnut da olmadığınızı, kısa bir zamanda, bir yolunu bulup, sigarayı bırakmayı deneyeceğinizi anlatmanız, daha sonra oluşabilecek bir güvensizliği de ortadan kaldıracaktır.

Çocuklarımıza dürüstlükle ilgili akıl vermekten çok, yaşantımızdan örnekler vermenin daha doğru olduğuna inanıyorum. Söz ile özün birbirini tutmadığı anlar çocuklarımızda kafa karışıklığına ve doğruyu, yanlışı belirleme sorununa sebep oluyor. Masa başında keyifle alkol içerken, çocuklarına alkol zararlıdır bak içtiğinizi görürsem kırarım kemiklerinizi diyen bir babayı düşünün. Ya da sabahtan akşama insanı ekrana bağlayan dizilerin başından kalkmayıp da hiç kitap okumadıkları için çocuklarından şikâyet eden bir anneyi düşünün. Çocuklar bu ebeveynlerini ne kadar ciddiye alabilirler? İnsanları yalan söylemeye iten başlıca iki sebep vardır. Korku ve çıkar kaygısı. Çocuklarımızı yetiştirirken, yalanı besleyen bu iki sebebi yok etmenin yollarını aramalıyız. Ağır cezalarla karşılaşacağını bilen çocuktan nasıl doğru söylemesini bekleyebiliriz? Ya da yalan söylediğinde ödüllendirilen çocuğa dürüst davranmadığı için nasıl kızabiliriz?

Toplumsal çürümenin, yozlaşmanın, ikiyüzlülüğün temel noktası aile içi eğitimdir. Çocukken özü, sözü birbirini tutmayan, gücünü şiddetten alan, aile içinde çocuklara söz hakkı tanımayan ebeveynlerin yetiştirdiği çocuklar da büyüdüklerinde aynı şeyleri kendi çocuklarına öğretiyor. Yani bu durum bir zincirin halkası gibi paslanarak uzayıp gidiyor. Bedel ödemek zorunda kalsak bile, yaptığımız işin, söylediğimiz sözün arkasında durmak, vicdanlı olmak, gücümüzü iyiden ve güzelden yana kullanmak, ayırım yapmamak, kimseyi ötelememek, örselememek, söylediklerimizle değil, yaptıklarımızla çocuklarımızın gözünde örnek olmak, çocuklarımıza bırakacağımız en önemli mirastır.

 

 

 

Bu yazı 534 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» ÇOCUKLARI ANLAMAK
» ARKADAŞLARIMIZ
» ÇOCUKLAR ÖZELDİR
» HİÇ VAKTİMİZ YOK
» SORUNUMUZ  
» YAŞLILARIMIZ   
» BİZİM HAYATIMIZ
» HAYAT BAŞKA BİR ŞEY
» SEÇİMLERİMİZ
» ÇOCUKLARA GÜVENMEK 
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter