23 Nisan 2021 Cuma
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Ahmet GÜDÜCÜOĞLU
İNSANLAR  
Yazı Tarihi: 25 Şubat 2021 Perşembe 06:25

Çevre Kirliliğini artık tanıyoruz. Radyoaktif atıkların, kimyasal atıkların, endüstri ürünü atıklarının çevreyi nasıl kirlettiğini biliyoruz. Bu konuda çeşitli toplantılar yapıyoruz, konuşuyoruz ve bunun sonucunda önlemler almaya çalışıyoruz. Ancak gözümüzden kaçan çok önemli bir konu var. Zira çevre kirliliği sadece doğanın kirlenmesinden ibaret değil. Bu çok önemli kirlilik, insanın kirlenmesi sorununu da karşımıza çıkarıyor. Çağımızın en önemli sorunu olan bu durumu kişilerin çoğu farkında bile değil. Evet, insan kirleniyor. İnsanın duyguları, düşünceleri, umutları, sevinçleri kirleniyor. Bu öyle bir kirlenme ki insan insana duyarsız, ilgisiz ve insan insana kayıtsız kalmış durumda. Oysa insanı görmemiz, insana bakmamız, insanı korumamız zorunludur. Çevrenin, insanı nasıl kirlettiğinin farkına varmak zorundayız.
 İnsan kirleniyor ve yaşama sevinci duyamıyor. İnsan insana güvenemiyor, geleceğe güvenemiyor. İnsan umut duyamıyor, mutluluğu bulamıyor. İnsan insanı sevemiyor. İşte asıl Dünya’yı saran asıl kirlilik budur. Yaşama sevincimizi insanın bencilliği kirletiliyor. Dünya, herkesin kendi çıkarlarının peşinde koştuğu bir yaşam biçimiyle kirletiliyor. Herkesin kendi çıkarını düşündüğünü bu ortamda, bu durumu gören insan da kendi çıkarını düşünmekten başka bir yol bulamıyor. Sürekli olarak kendini korumak zorunda kalan insanın yaşama sevinci gölgeleniyor, azalıyor, yok oluyor. Çıkar dünyası insana kendisinden başkasını düşünmemeyi, başkasını sevmemeyi, bencilliği, paylaşmamayı öğretiyor. Sahip olduğumuz düşüncelerimiz şartlandırmalarla, baskılarla kirletiliyor. Yaşama kavgasına düşürülmüş insan, günlük sorunlardan kurtulup da geniş ufuklara bakamıyor. İlk insanların yiyecek peşinde koşmaktan hiçbir iş yapamadığı dönemlerine dönmüş gibiyiz. Günlük sorunların karmaşası bitmek bilmiyor.

 İnsanı insan yapan düşünce zenginliğini artık göremiyoruz. Yaşama biçimimiz bize dayatılıyor. Düşüncelerimiz hep gelecek korkularıyla kirletiliyor. Duygularımız önyargılarla, korkularla kirletiliyor. Duygularımızla hareket etmememiz gerektiği sürekli yenileniyor. Duygularımızdan korkuyoruz, utanıyoruz ve duygularımızdan kaçıyoruz. Duygularımıza yabancılaşıyoruz. Umutlarımız, umutsuzlukla kirletiliyor. Umut her gün hırpalanıyor, horlanıyor, aşağılanıyor. İnsanın yazgısını değiştirme gücü azaltılıyor. İnsanın geleceğini belirleme gücü küçümseniyor. Bütün bunlar demek olan umut bilinci yok ediliyor.

 Mutluluk elimizden alınıyor, suçlulukla kirletiliyor. Mutsuzluk yaygınlaştırılıyor. İnsanlara mutsuz olmaları gerektiği, mutsuz oldukları, mutsuzlukla rahat oldukları öğretiliyor. İnsanlara başkalarının mutlu olmasından rahatsız olmaları gerektiği öğretiliyor. İnsanlar, başka insanların da mutsuz olduğunu görerek rahatlıyorlar. İnsan kirletiliyor. Çevre kirliliği asıl burada. Yaşamak için Dünya ya gelen insan, kendi mutluluğunu yok etmek için her türlü yolu deniyor. Felaketin büyüğü, bunu görmemekte yatıyor. Önlenmesi gereken çevre kirliliğinin boyutları asıl burada büyüyor. Günümüzde de, gelecekte de, asıl önlemi insanı korumak için almalıyız. Doğayı korumak gibi, çevreyi korumak gibi, kaplumbağaları korumak, balinaları korumak gibi insanı korumak da birincil görevimiz olmalı.

Bu yazı 498 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» KARINCALAR
» MASALLAR
» ÖZLEM
» BİSİKLETİN GÜCÜ     
» FOTOĞRAF
» MÜBADELE TARİHİNDEN: GÜLCEMAL VAPURU
» KÜTÜPHANENİN ÖNEMİ
» SABAHATTİN ALİ
» SUYUN ÖNEMİ  
» DÜNYA TİYATRO GÜNÜ
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter