23 Nisan 2021 Cuma
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Ahmet GÜDÜCÜOĞLU
EDEBİYAT
Yazı Tarihi: 04 Mart 2021 Perşembe 06:31

 Edebiyat ve sanatın çok önemsenmesi gerektiğine inanıyorum.

İnsan ruhunun derinliklerine inen, insan ruhunu çözümleyen sanatın ta

Kendisidir. İşte edebiyat ve sanat bu işlevi en güzel şekilde yerine getirmektedir. İnsan ruhunun derinliklerine inerken aynı anda acısını hissetmek; sevincine ortak olurken, hayatı paylaşmak ve insanın, kendini iyi hissetmesini sağlamak sanatın başlıca görevidir. Tüm bunlar için incelikler gerekli ve bunu da veren sanatın ta kendisidir. Örneğin hangi düğüne gidersek gidelim, hep aynı şeyler bekliyor bizi! Bir müzik saldırısı var ve buna karşın, o düğün akşamı sevinmeye, mutlu olmaya, mutlu etmeye çalışan insanların ruh halleri var ve bakıyoruz, estetik değer yok. Maalesef her şey sanattan uzak bir durumdadır. Sahnede çalınan müzik, söylenen şarkılar, tüketilen bir maddeye dönüşmüş durumdadır. Orada mekanik aletlerin ve gürültünün karmaşasında mutlu olmaya çalışan, bu mutluluğu birbirleriyle ve düğün sahibiyle paylaşmaya çalışan iyi niyetli insan topluluğu var. Burada özlenen, eksikliği sırıtan şey, sanatın ayırıcı özelliği olan estetiktir. Her sanat eseri estetiği içinde barındırır. Sanatı ve edebiyatı değerli kılan, benim önemsediğim tam da budur.

 Özellikle son yıllarda, topluma egemen olan bir saldırganlık ve şiddet patlaması var. Toplumsal etkileşimlerde saldırgan bir iklim var. En küçük, en basit, sıradan bir tartışmada karşısındakinin boğazına sarılan tahammülsüz ve bir kişiye on kişinin saldırdığı öfkeli bir birey var sokakta. Bunun tek sebebi empati yokluğudur. Empatinin ortadan kalkmasıyla

Kişinin, kendini karşısındakine anlatamamasıdır. Edebiyat ve sanatın işlevi tam da bu noktadan başlıyor. Âmâ bir başlangıç koymak da zor; bizim toplumumuz ve tüm insanlık tarihi acılarla dolu. İnsanoğlu farkında ya da değil, süratle tüketim toplumu olmaya doğru yönelirken adalet ve eşitlik duygusundan uzaklaşıyor. Herkesin kendi başına adalet arayışı içinde olduğunu ve kendi adalet anlayışını karşısındakine zorla kabul ettirmeye çabaladığını görüyoruz. Şiddet burada ortaya çıkıyor.

 Empati duygusu, merhamet duygusu ortadan kalkarken, şiddet

Her şeye ve her yere egemen olmaktadır. Bana yol verdin, vermedin

düşüncesinden insanlar birbirine zarar veriyor. Aracımı buraya

park edeceğim, hayır ben park edeceğim. Ne yazık ki bu basit

nedenlerden cinayet çıktığını üzülerek izliyoruz. Bu durum tüm topluma

sirayet eden bir hastalık haline gelmiş durumda. Hâlbuki şunu bir konuşabilsek. Bir anlatabilsen ya da ben anlatsam da sen dinlesen!

Bizim yapmaya çalıştığımız, insanın birbiriyle yeniden iletişim kurması ve

gerginliğe yönelmeden aralarındaki sorunları aşması. Yani insan kendini ifade etsin. Edebiyatın derdi işte budur. Yani toplumumuzun okumaması durumudur. Karşında kini ikna edersen sorun kalmayacak. Ama insanlar

konuşamıyorlar, saldırıyorlar sürekli. İlkel bir kabalık var. Bu şiddet sokağa egemen olmaya başlamışsa, sanatçının ve edebiyatçının yapması gereken bunu ortadan kaldırmak için çaba göstermektir. Bizim sağlamaya çalıştığımız duyarlılık budur. Bu söylediğiniz şiddet ve gergin havayı, bu kötülük dili ile nasıl aşarız? Her insanın içinde, bir iyi var. Ben buna inanıyorum. O iyiyi arıyoruz.

Yani insanın içindeki iyiyi ortaya çıkarmak çabamız olmalıdır. Sadece edebi değil, yaşamın her alanındaki çalışmalar yaparak bunu başarabiliriz. Ancak bu yollarla insanlara dokunabilirsiniz.

Bu yazı 525 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» KARINCALAR
» MASALLAR
» ÖZLEM
» BİSİKLETİN GÜCÜ     
» FOTOĞRAF
» MÜBADELE TARİHİNDEN: GÜLCEMAL VAPURU
» KÜTÜPHANENİN ÖNEMİ
» SABAHATTİN ALİ
» SUYUN ÖNEMİ  
» DÜNYA TİYATRO GÜNÜ
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter