23 Nisan 2021 Cuma
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
MEVLÜT ÇELİK
BİR GARİP KADINLAR GÜNÜ DAHA…
Yazı Tarihi: 11 Mart 2021 Perşembe 06:22

Konuları hatırlatmak ve önemini vurgulamak amacıyla yapılan kutlamalardan birini daha, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladık. Tüm dünyada 8 Mart Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanıyor, peki nedir bu 8 Mart’ın önemi kısaca bir tarihine bakalım.

19. yüzyıl, artan sanayileşme ve kapitalizmin acımasızlığını göstermeye başladığı ve emeğin neredeyse hiç değerinin olmadığı dönemler. Daha fazla üretim ve daha fazla kar için sanayileşen toplumlarda erkek, kadın çocuk demeden sadece kar maksimizasyonu için emek sömürüsünün zirvelere tırmandığı dönemlerden bahsediyoruz. Sanayileşme yarışının hızla arttığı bu dönemlerde 1857 yılında New York’ta bir çoğunluğu kadınlardan oluşan bir tekstil atölyesinde çalışma şartları, saatleri, ücretler vb gibi özlük kaynaklı hak talebinde bulunan kadın işçilerin grev kararı alması ile başlayan olaylarda 129 işçi hayatını kaybetmiş ve bu olayın anısına 1910 yılında Danimarka’daki II. Sosyalist Enternasyonel toplantısında 1857’deki olaya ithafen 8 Mart’ın Kadın Günü olarak kutlanması kabul edilmiş. Zaman içerisinde toplumcu ve feminist hareketlerin tesiri ve faaliyetleri ile 1977 yılında Birleşmiş Milletler tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü olarak kabul edilmiş ve ülkemizde ve tüm dünyada kutlana gelmekte.

Erkek egemen siyaset ve iş dünyasında hem dünyada hem de ülkemizde yıllar itibariyle kadının sesi duyulsa da hala da yeterli değil. Birkaç gün önce uluslararası düzeyde yapılan çalışma hayatından kadın istihdamı içerikli bir araştırmanın sonucu yayınlandı. Ülke olarak dünya ortalamasına oranla iş, siyaset ve akademik açıdan kötü değiliz, meseleye kadın açısından bakacak olursak hem ülke olarak hem de dünyadaki oranlara bakıldığında alınacak çok mesafe olduğu ortaya çıkmakta.

Bununla ilgili ülkemizde hem mevcut iktidar hem de öncekiler tarafından çalıştaylar, teşvik ve destek programları her zaman gündemde olmuştur ancak alınan mesafeler sınırlı olmaktadır. Yeni kurulan partiler de programlarına kadınların iş, siyaset ve ekonomik alanda önünün açılması, özgürleştirilmesi, ve hayata katılımının artırılması amacıyla söylemler politikalar geliştirmekte, kararlar alabilmekte... Örneğin yönetim ve icraya dönük kurullarında asgari %35 kadın katılımcı şartı getirenler de var. Umulur ki bu yaklaşımların sonuçları en kısa sürede netice verir ve kadınlarımızın her alanda temsil oranı olabildiğince artar.

Konunun bir başka ve acı yönü ise 2021 yılına gelindiğinde bu kadar çaba ve literatüre rağmen hem ülkemizde hem de dünyada kadına yönelik şiddet konusunda hala mesafe alınabilmiş değil. Gün geçmiyor ki, kadına yönelik işlenen ve toplumsal infiale sebep olan bir olayla karşılaşmayalım. Duyduğumuz gördüğümüz olaylar toplum olarak vicdanlarımızda derin yaralar oluşturmasına rağmen hala kadına yönelik şiddet ve kadına yönelik suçlar konusunda toplumun tamamını bağlayıcı ne yasal ne toplumsal bir yaptırım uygulayamıyoruz adım atamıyoruz maalesef. Sebebinin ise, bugüne kadar bu konuda ciddi bir kamusal irade gösterilmemesi, inisiyatif alınmaması, yüzeysel faaliyetlerle geçiştirilmesi olduğu kanaatindeyim.

Yapılması gerekenin acilen, kadına yönelik suçlar envanteri üzerinden; şiddet mağdurları kadınlar, Hukukçular, bu konuda çalışmaları bulunan akademisyenler, Sosyologlar, Psikologlar gerekirse Psikiyatrlar, Sosyologlar, Pedagoglar, Ekonomistler, Emniyet yetkilileri ve şiddete yönelim hikayelerinin başlangıcından, vakaların sonuçlarına kadar şiddet hikayelerinde etmen ve etkiler konusunda uzman olanlardan oluşan bir komisyon toplanmalı ve bu konuda somut kararlar alarak harekete geçilecek bir eylem planı oluşturulmalı ve acilen uygulamaya koyulmalıdır. Sorun kökünden kurutulmaya çalışmalı ve suç işlenmeden önlenmesi yoluna gidilmelidir. Aksi takdirde bugünkü mevcut yasalar ve uygulamalar ile vicdanımızı sızlatan onca olayı sadece üzülerek seyretmeye ve daha iyisini yapamadığımız müddetçe İstanbul Sözleşmesini tartışmaya devam edeceğiz.

Bu yazı 4997 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» BİR GARİP KADINLAR GÜNÜ DAHA…
» BİR İŞE ALIM MÜLAKATI…
» BANKALAR KALKINMA MESELESİNİN NERESİNDE?
» “KAÇIN BU MÜSLÜMANLARDAN…”*
» FRANSA DOĞU AKDENİZ’DE NEYİN PEŞİNDE?
» İHRACAT NEDİR? İHRACATIN FAYDALARI NELERDİR?
» İŞSİZLİK RAKAMLARINA İNANMALI MIYIZ?
» SEBEPLER, SONUÇLAR, ÇÖZÜMLER 2
» Ekonomi, Politika, Diplomasi
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter