19 Eylül 2021 Pazar
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Ahmet GÜDÜCÜOĞLU
BAYRAM   
Yazı Tarihi: 16 Temmuz 2021 Cuma 06:06

Yaşamımızda unuttuğumuz, unutturulduğumuz pek çok değer var. Tüm yaşamımızı incelediğimizde Dünyaca yozlaşıyor, tüm Dünyaca aynılaşıyoruz. Artık bütün şehirler birbirine benziyor. Herkes her yerde aynı kafelere gidiyor, aynı kahveleri içiyor, aynı filmleri izliyor ve aynı kitapları okuyor. Beğeneceğimiz insana bile, yerleşmiş güzellik algıları karar veriyor. Giydiğimiz kazaklara, giydiğimiz elbiselere kadar her şeye!

Unuttuğumuz değerler arasında bayramlarımız başı çekiyor. Bir şarkıdır gençliğimizde kalan, benim balonlarım vardı nakaratı. Neşe dolu yıllarımızdan süzülüp gelen anılarımızda çok önemli yer tutan, benim bayramlarım vardı hatıralarımızın en değerli bir unsuruydu. Fakat bizler için artık olmayana duyulan özlem halini aldı. İnsanı duyunca düşündüren, üzen bir durumu yansıtmaktadır. İnsanın böyle güzelliklerini, değerlerini kaybetmesi kendisinden bir şeylerin kopması gibi bir olaydır. Her bayram serzenişte bulunduğumuz, nerede o eski bayramlar sözcüğü de samimiyetini kaybetmeye başladı. Öyle ki insanlar ne kadar hayıflansalar da, modern yaşamın kendilerine sunduğu konfor ve rahatlıktan dolayı eski bayramları aramayı fazla önemsemiyorlar. Eski bayramlardaki insan sıcaklığını aramak yerine tatilin, denizin sıcaklığı onlara daha cazip geliyor. Fakat kalabalıklar içinde kaybolmuş ve yalnız.

Bayramlarda ailece akrabaları, komşuları, eşi dostu ziyarete giderdik. O vakitler, önceden telefon açmalar, randevu yapmalar falan yoktu. Kapıların ne zaman çalacağı belli olmazdı. İşte bu ziyaretlerde, bazen büyüklerin sohbetleri uzar gider, herkes vaktin nasıl geçtiğini unuturdu. Onlar sohbet ederlerken, çocuklar bir divanın, bir kanepenin, koltuğun üstünde oyun oynar, ya da televizyona bakarlardı. Bazen de biz çocuklar yorgunluğa dayanamaz, oturduğumuz yere sızıverirdik. Her uyandığımda üstüme, artık ceket mi, hırka mı, battaniye mi, bir şey örtülmüş olurdu. Kime ait olduğunu bilmediğim o ceketler, hırkalar, battaniyeler ne de güzel kokarlardı. Hepsine buram buram insan bulaşmış olurdu. Sehpaya koyulan paşa çayları, kurabiyeler, kekler, avuçlarıma dökülen kolonya, fazladan cebime doldurulan şekerler, başımı okşayan eller, hepsi ne de güzel insan kokardı. Zaman geçti gitti, her şey değişti. Annesinin babasının elinden tutup sokaklara çıkan çocuklar, misafirliğe gidecek kadar yol alamaz oldular. Çocukların, babalarının aldıkları balonları ellerinden kaçıracak kadar vakitleri yok artık. En kötüsü de artık çocuklar insan kokusuna hasretler. Bir yerde uyuya kalsalar, üstlerine örtülecek ne ceket, ne de hırka kaldı.

 O eskiyen bayramlarda en çok çocuklar mutlu olurdu. Bir gün önceden şimdiki gibi kolayca duş alma olanağı olmadığından banyo yapılır. Daha sonra yeni alınan elbiseler hazırlanır, ütülenir ve yatağın başucuna konurdu. Şimdiki gibi çocuklara her zaman giysi alınmazdı. Bundan dolayı yeni giysilerin kıymeti bilinir, istenirse de bayrama az kaldı, bayramda giyebilirsin denilirdi. Bayramda en önemli görev aile büyüklerini, komşuları, yaşlıları ziyaret etmek idi. Şimdi hasret kaldığımız sıcacık sevgi dolu konukluklar, içimizi güneş gibi aydınlatırdı. O zamanlar her yeri beton yığınları kaplamamış arsalarda, yeşilliklerde çelik çomaktan tutunda, misket, kuyu kazmaca, dokuz kiremit, saklambaç oyunları oynanırdı. Şimdi bilgisayar başında yalnız bir şekilde oynanan oyunlar çocuklarımızı insan sevgisinden, sosyalleşmelerinden uzaklaşmaktadır.

 Günümüzde, özellikle de yoğun iş temposu nedeniyle bayramlar tatil ya da dinlenme fırsatı olarak değerlendiriliyor. Çekirdek ailenin hısım, akraba ziyaretleri yapmak yerine tatile çıkması ve bu yüzden de ziyaretçilerin azalması sonucu büyüklerin bayramları daha bir buruk geçiyor. Tüketime dayalı modern yaşam bizlere bedensel rahatı sundu ama insanlarımızın, bayramlarımızın içimizi ısıtan sıcaklığını çaldı götürdü. Apartman hayatıyla birlikte komşusunun kapısını belki de hiç çalmayan şehirliler, bayramlarda komşu ziyaretlerini de neredeyse unutur oldu. Ziyaret edilemeyen yakınlara içinde fotoğrafların olduğu kartpostal göndermenin yerini, telefonla ya da elektronik postayla yapılan bayramlaşmalar aldı. Kısaca Küresel Dünya’nın bize dayattığı teknoloji ile değişen insanların, elektronik ortamda yüz yüze gerçekleşmesi gereken sıcaklıktan uzaklaşması oldukça üzücü. İnsan sıcaklığının yerini, modern yaşamın sunduğu hiçbir sıcaklık alamaz. Bu, sevgi tomurcuklarının kokusuyla bezenmiş bayramlar burnumda tütüyor. Tıpkı fırından yeni çıkmış ekmek kokusu gibi. Aslında düşündüğümüzde ölen eski bayramlar değil, eski duyarlılıklar. Onları yaşatabilirsek eski bayramlarda yaşar. Yapmamız gereken sevgiyi, saygıyı, dostluğu, vefayı başka bayrama ertelememektir. Çocukluğumuzdaki gözyaşlarımız gibi tertemiz, çocukluğumuzdaki oyunlarımızdaki neşelerimiz kadar mutlu, sevgi dolu bir bayram dilerim.

 

 

 

Bu yazı 868 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» ÇÖPLER
» GENCO ERKAL
» FOTOĞRAFIN ANLAMI  
» GÜVENMEK 
» SİNEMA  
» ZEYTİNİN GÜZELLİĞİ   
» EYLÜL
» İĞNEADA
» DÜNYA BARIŞ GÜNÜ
»  SAĞLIĞIMIZ
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter