16 Ağustos 2022 Salı
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
Armağan almak
Yazı Tarihi: 22 Aralık 2021 Çarşamba 06:40

Armağan almak sevginin somut şekli, görsel sembolüdür.

Hemen hemen herkes armağan almaktan hoşlanır. Ancak bazı insanlar o an hediye almaktan mutlu olsalar da buna pek anlam yüklemezler. Oysa birincil sevgi dili armağan almak olan kişiler kendilerine gelen hediyeyi özenle saklar. Bu kişiler tebrik kartlarını, mektupları, fotoğrafları muhafaza eder. Buruşmuş hediye paketleri ve jelatinleri bile atmaya kıyamazlar.

Armağan alan kişiler unutmazlar, kim ne almış ne zaman almış hepsi zihnindedir. Çevremize baktığımız zaman bazı insanların kendilerine gelen güzel sözleri bile özel defterlerine yazdıklarını görürüz.

Bu kişiler doğum günleri gibi günleri özel anlam verdikleriyle kutlamak isterler. Üstelik maddi değeri yüksek hediyeler de beklemezler. Kendilerine yazılmış güzel bir yazıyı, çiçeği, hatıra defterine çizilen bir resmi hediye olarak büyük bir mutlulukla kabul ederler.

Onlar sevgiyi ve verilen değeri ancak bu şekilde hisseder. Hatta bazı durumlarda somut bir hediye yerine sevdiklerinin varlığını hediye olarak kabul ederler. Buna en güzel örnek doğum yapmış bir kadının eşine ‘hiçbir yere gitme, çiçek de almanı istemiyorum, tek isteğim yanında olmak’ diyerek eşinden kendi varlığını hediye etmesini istemesidir.

Anlayalım birbirimizi, sevgi dillerimizi. Bütün diller sevgiyi söylemek isterken nefrete dönüşmesin. Yarım kalmasın sevgiler. Kimse yaşamasın hayal kırıklığı. İçindeki sese inat sevgini ifade etmenin yolunu aç. Çıkar at sevgini engelleyen tüm kalıplaşmış düşünceleri. Mutlu ol. Sev ama kendi istediğin şekilde değil. Karşındaki kişinin beklediği gibi sev.

Hayır, beni böyle sevsin diyorsan yanlış yoldasın. O yanlış yol yalnızlığın, sevgisizliğin yoludur. Evet diyenler mutludur. Huzurludur. Evlerinden gülüşme sesleri gelir. Samimi dostluklar bekler o sevgi dolu yürekleri. Sevgiyi sevgi dilleri ile keşfet!

**          **          **          

Ak saçlar

İyi kesilmiş, taranmış, temiz, parlak, bakımlı saçlar kişinin dış görünüşünün renkleridir.

Yaşlılık bir anlamda ruhsal olgunluk döneminde ak saçlar da olgunluk şafağının sökmesidir.

Kişi yaşlandıkça fiziksel işlevleri azalır. Ama ruhsal olgunlaşması artar.

Yaşlanmanın kendine özgü bir bilgeliği vardır. Ancak her insanın yaşlılığı bilgeliğin garantisi değildir. Nitekim ünlü fizikçi Hawkins’e göre düşük bilinç merkezinde yaşayan biri hayatı boyunca çok az gelişebilir. Şöyle ki düşük bilince sahip bir genç gelişmek için yeteri kadar çaba harcamazsa sonunda düşük bilinçli bir yaşlı olur.

Kendinizi kaç yaşında hissederseniz o yaştasınız demektir. Doğal olarak insan yaşlandıkça organları yıpranır ve bedensel gücü azalır.

Fakat insanın ruhu geliştikçe güçlenir. O yaşlanıp ölmez, sonsuza kadar yaşar.

**          **          **          

Hz. Ömer halife olduktan sonra birisine:

-Her gün bana gelerek ölümü hatırlar. Sana bir akçe vereyim.

Adamcağız bu işi sevinerek kabul etmiş.

Her gün Hz. Ömer’e gelerek:

-Ölüm var efendim! diyerek bir akçesini almış.

Bu iş epeyce devam etmiş.

Hz. Ömer bundan sonra kendisine ‘gelme’ demiş.

Adamcağız üzüntü içinde:

-Efendim farkında olmadan bir hata mı yaptım? demiş.

Hz. Ömer:

-‘Hayır bir hata yapmadın. Ancak bugün aynaya baktığımda saçımda bir ak gördüm. Artık bu ak bana ölümü hatırlatır. Senin gelmene gerek kalmadı’ demiş.

Bu yazı 1080 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» Büyükler ve çocuklar
» BENİM GÖZLERİM GÖRECEĞİNİ GÖRDÜ
» Yanlış ülkeyi işgale kalkan ordu!
» KALPTEN DİNLEMEK
» PARANIN ALAMADIĞI
» VİETNAM’DA BİR ASKER
» TUZLU KAHVE
» ISLIK
» KARA KOYUN
» PARA
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter