21 Ocak 2022 Cuma
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Ahmet GÜDÜCÜOĞLU
YÜZLEŞMEK
Yazı Tarihi: 25 Aralık 2021 Cumartesi 06:07

Yaşamımızda çok az yaptığımız şeydir yüzleşmek.Geçmişimizle,yaşadıklarımızla,tercihlerimizle ve yapamadıklarımızla.Karanlıkta, yatağının içinde, tek başına uyumaya çalışan çocuk, korkusuyla yüzleşir. Evinin dört duvar arasında, yapayalnız bir kişi, sessizliği dinlerken, kederiyle yüzleşir. Aynada kendiyle karşılaşan ihtiyar kadın ise yüzünün çizgilerine, saçlarının beyazına bakar, geçmişiyle yüzleşir. Koltuğun kenarına oturmuş bir adam onu terk edeninin ayrılık acısıyla yüzleşir. Gece gündüzle yüzleşir, kış baharla. Sıcak soğukla yüzleşir, düş gerçekle. Yüzleşmek. Bugün olmazsa yarın. Âmâ mutlaka bir gün yüzleşmek durumundadır. Yüzleşmek, bazen acıya acıya, bazen de öç alır gibi. Yüzleşmek, bazen bir gölün etrafını dolaşır gibi, bazen de o gölün içinde boğulur gibi. İhanetle yüzleşmek. Yarayla yüzleşmek. Yüzleşmek yanlışla, hatayla, günahla ve korkaklıkla. Zamanla yüzleşmek ya da zamansız yüzleşmek. Bir gün, herkes herkesten gider. Doğanın kanunudur bu. Gelenler, hep bir gün gidecekmiş gibi gelir. Hissedersin bunu. Sana sarılır, eksiktir biraz. Sana eksik bakar hep ve hep eksiktir yanı başında uyurken. Bir gün, herkes herkesten gider. Unutulur zamanla. Unutulur yaşanmışlığa ve yaşanmamışlığa dair ne varsa. Kavuşmalar, sarılmalar, ağız dolusu gülünen günler, baş başa verilip ağlanılan akşamlar, hasret, gönül ağrısı, gözün göze, gönlün gönüle ilk değişi, kavgalar, ayrılmalar, tekrar kavuşmalar. Hepsi unutulur birer ikişer. Ölenin bile birkaç saat ya da güne kalmadan unutulduğu gibi, unutulur her şey ya da unutulmuş gibi yapılır ve gömülür içerde bir yerlere. Ama unutulmayan tek şey vardır. O da gidenin kokusu. Bir tek o unutulmaz, unutulamaz.

Bir defasında, Ozan Aşık Veysel’in torunu bir söyleşide anlatmıştı.

Veysel’in canından çok sevdiği Esma, gönlünü yanlarında çalışan Hüseyin’e kaptırır. Ve iki aşık bu duruma dayanamayıp, bir gece yarısı kaçarlar.

Veysel her şeyi hisseder ama onlara engel olmaz, hatta Esma sonraki zamanlarda zorluk çekmesin diye, ayakkabısının içine para bile koyar.

Gel zaman git zaman, bir süre sonra Esma köye geri döner ama cesaret edip de Aşık Veysel’in karşısına çıkamaz.

Bir gün, Veysel, arkadaşlarıyla, köy bakkalında otururken, Esma bir şeyler almaya gelir. Veysel’i görünce, sesini çıkarmaz ve almak istediklerini bakkala eliyle işaret eder. O sırada Veysel elini önünde duran tahta masaya vurur ve “Ne istiyorsa iyisinden ver Mustafa, en iyisinden.” der.

Yanındakiler şaşkınlık içinde, Veysel’e, dükkâna giren kişinin Esma olduğunu nasıl anladığını sorarlar. Veysel der ki “Kokusundan…Kokusundan…”

 En çok aşılmak istenen heybetli dağ, aşıldıktan sonra heybetini kaybeder. En çok görülmek istenen kent, içine girildikten sonra köy bile değildir insana. En çok istediklerimiz, kavuştuktan sonra en önce harcadıklarımız olur. Bir zamanlar uzaktan iç geçirerek baktığımız kim ya da ne varsa, ona ulaştığımızda, anlamını, değerini, önemini yitiriverir.

İnsan kendine değer vermedikçe, kendini tanımadıkça, sevmedikçe, her şeyi ve herkesi eline yüzüne bulaştırıyor. Bir gün, herkes herkesten gider.

Geriye bir tek gidenin kokusu kalır.

 

 

 

 

 

 

Bu yazı 468 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» KONUŞMANIN GÜCÜ
» ROMEO VE JULiET
» SÜMER UYGARLIĞI
» PEŞİN HÜKÜMLERİMİZ
» TREN İSTASYONLARI
» CEMAL SÜREYA
» FURUĞ
» BİÇİMLENMİŞ YAŞAMLARIMIZ
» YENİ YIL
» HAYVANLARIN HAKLARI
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter