21 Ocak 2022 Cuma
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Gizem COŞKUN
2 gencecik insan, 2 kaybolan hayat
Yazı Tarihi: 15 Ocak 2022 Cumartesi 06:39

Enes Kara. Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi 2. Sınıf öğrencisi. Gencecik, geleceği pırıl pırıl bir insanın, gelecekte belki de insanlara şifa dağıtmak için yola çıkan taptaze bir insanın zihni bir anda nasıl intiharla dolar?

Doktorluğun zorluklarından mı başlayalım?

Tarikat yurtlarından çocuklara yapılan baskılardan mı devam edelim?

Yoksa gençliğin kendi geleceklerinden hiç umutlarının kalmamasından mı bahsedelim?

Ailelerin çocuklarının isteklerini hiçe sayarak, onlara sanki bu hayata sadece onların isteklerini yerine getirmek için gelmiş gibi davranmalarını mı konuşalım?

Neresinden tutarsanız tutun elinizde kalan bir hayat Enes’inki. Videodaki bir cümlesi beni derinden etkiledi: “Bir şeyler için çabalamaya enerjim kalmadı…” Ailesinin zoruyla kaldığı cemaat yurdunda maruz kaldığı baskıları anlattıktan sonra yaşamına son veren 20 yaşındaki gencecik bir insanın “aileme söylemekten korkuyorum” demesi içinizi titretmedi mi?

Ne yazık ki buralar hassas kalpli insanlar için bir cehennem. Baskıcı ailelerine karşı koyamayan naif, özgür olmak isteyen gençler için bir işkence yeri. Senelerce emek vererek okuduğu doktorluk mesleğini layıkıyla yapmak yerine üstlerinden sürekli mobbing gören ve de devlet tarafından çalışma saatleri habire yükseltilen tertemiz zekalar için bir tımarhane.

Ölürken bile “bir miktar param var, annem kendine onunla bir fırın alsın” diyecek kadar veya kız kardeşini düşünüp aynılarını ona yapmayın diyen bir kalbi, bir ruhu kaybetmenin acısını takribi ne zaman atlatırız?

Enes seni çok iyi anlıyorum, kendi tercihinle hayatına devam edebilmenin tek yolunun ölüm olmasını düşünmen içimi dağlıyor. Daha kaliteli, kariyerli bir yaşam için taşıması imkansız yüklerle ezdiğimiz hayatların isyanıdır bu veda.

Çocuklarınızı dinleyin. Onlara yaşama alanı verin. Seçme hakkı verin. Onların bu hayata sizleri mutlu etmek için değil, kendi hayatlarını yaşamak için geldiklerini unutmayın. “Elalem” için, akrabalar için veya “sırf siz öyle diyorsunuz diye” bir seçim yapmalarını beklemeyin artık.  Onları bu dünyaya getirip belirli bir yaşa kadar onları desteklemeniz kafi. Seçimlerinde özgür olmalılar, bunu unutmayın. Sizden korkmasınlar. Sizi sevsinler. Onlara onları sevdiğinizi söyleyin…

Umarım gittiğin yerde mutlusundur Enes…

Gelelim Türkiye’nin “ne yazık ki” değişmeyen gündemi “Kadın Cinayetlerinden” birine daha…

Avukat Dilara Yıldız, eski nişanlısı Oktay Dönmez tarafından korkunç bir cinayete kurban gitti.

Tuzla'da Dilara Yıldız'ı (29) tabancayla vurarak öldürdükten sonra yakalanan şüpheli Oktay Dönmez (29), 3 ayrı suçtan tutuklandı. Cinayet Büro Amirliği tarafından olayla ilgili başlatılan soruşturmada cinayetin üzerindeki sır perdesi kalkarken yeni detaylar da ortaya çıktı. Katil Oktay Dönmez’in, Avukat Dilara Yıldız’a sosyal medya üzerinden attığı mesajlar kan dondurdu. Dönmez’in, Dilara Yıldız’a attığı mesajlarda Yıldız’ı öldüreceğini planladığını ve kendisine “çok zamanın yok bu hayatta” diyerek tehdit ettiği görüldü. 

Bu ne cüret?

BENİM BURADAN YAZMAYI BIRAKACAĞIMI SANIYORSANIZ, ÇOK YANILIYORSUNUZ. Ben de kanımın son damlasına kadar, nefesimin yettiği yere kadar, bu ülkede kadın cinayetleri durana kadar aşağıdaki gibi yazmaya devam edeceğim:

Biz sırf siz istiyorsunuz diye sizinle olmak zorunda değiliz. Biz kadınlar sizden ayrılabiliriz. Boşanabiliriz, sizi istemeyebiliriz, sizi reddedebiliriz. Terk edilmeyi, reddedilmeyi, boşanmayı, kendisinden ayrılınmasını erkekliğine yapılmış bir darbe olarak gören özgüvensiz zavallılar yüzünden daha kaç kadın hayatını kaybedecek?

Siz kimsiniz? Sizi hayatımıza sevgili, nişanlı veya eş diye nasıl aldıysak, aynı şekilde de çıkarabiliriz. Biz kadınlığımızı sizin egolarınızı tatmin etmek için yerine getirmiyoruz. Sahip değilsiniz, en fazla bir yol arkadaşısınız, o da biz istedikçe bizimle yol alırsınız.

“Ölümüne sevmek” diye bir kavram yok. Sevgi, iyileştirici, güzelleştirici, düzeltici bir eylemdir. Eğer bir sevgide şiddet varsa orada yanlışlık vardır. Hiçbir sevgi şiddet barındırmaz.

Umarım sen de gittiğin yerde huzurlusundur Dilara…

Bu yazı 555 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» 2 gencecik insan, 2 kaybolan hayat
» Yeter Artık!
» Affetmenin Gücü
» Ülkeden Kadın ve Hayvan Manzaraları
» Eşitsizliğe ve adaletsizliğe de kapalı mıyız?
» CADI AVI
» İstanbul Sözleşmesi Uygulansaydı Onları Yaşatacaktı…
» 8 Mart ‘Hayatımızdaki Kadınlara Teşekkür Etme Günü’
» Şehzade değil ‘Beyefendi’
» Gazetede Akıl Tutulması
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter