16 Ağustos 2022 Salı
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Bahri BERBEROĞULLARI
BERGOS (LÜLEBURGAZ) HARBEN ALINMIŞ SULHEN TÜRKLEŞMİŞ ŞEHİRDİR
Yazı Tarihi: 30 Mayıs 2022 Pazartesi 06:40

Hacı İlbegi’nin adına hitaben; İlbegi Bergos tanınıp, söylenen şehir yıllarca kurtarıcısının bu ad ve namıyla anılıp söylendi. Hacı İlbegi, şehirde hayatta tek erkek evladı Gazi Ali Bey adına külliye inşa etti (1360-1364). Bu Külliyeden Gazi Ali Bey Cami (Kadı Ali) bugün hayatta ve ayaktadır. 1361 yılında Babaeski’nin fethi, 1362 de Edirne’nin Fethi’nde yiğit Hacı İlbegi, Gazi Akıncılarının başında hep en önde idi. Yanında Gazi Evrenos vardı. 1362’de Edirne zaptından bir süre sonra Osmanlı’nın İkinci Sultanı Orhan Gazi vefat etti. Rumeli Beylerbeyi hayattaki oğlu Şehzade Murad, I. Murad olarak tahta geçti. Kendine bir sürü unvanlar verdi, biri de ‘Hüdavendigar’ idi. I. Murad, Edirne’ye Lalası Rum dönmesi Lala Şahin’i komutan tayin edip kendisi Başkent Bursa’ya döndü. 1363’de Osmanlı Batıdan bir Haçlı saldırısına uğradı. Edirne yakınlarına Sırp Sındığı denilen yere kadar gelen Haçlılar Osmanlı’yı geldiği yere yani Anadolu’ya geri sürmek üzere 40 bin kişilik ordu ile geldiklerinde Rum dönmesi ürkek, korkak Lala Şahin Bursa’da olan Sultan I. Murad’a tez acele yardım göndermesi için haber yolluyor. Tehlike büyükken Lala Şahin’in gönderdiği ulak Edirne’den Bursa’ya kaç günde gider? I. Murad, ordusuyla kaç haftada Bursa’dan Edirne’ye gelirdi? Olacak iş değildi. Yiğit Hacı İlbegi Lala Şahin’i savaşmaya ikna edemiyordu. Sonunda onun karşı çıkmasına rağmen, 10 bin kişilik Gazi Akıncı ordusuyla Haçlıları gece baskını ile imha ediyordu. Tarihte buna ünlü Sırp Sındığı Savaşı (1363) deniyor. Yiğit Hacı İlbegi,  savaş dönüşü Edirne halkı tarafından sevgi ve coşku ile kahramanlara gösterilen sevgi ile karşılanırken devletten tek kişi yoktu. Oysa yeni kurulmakta olan Devleti büyük bir beladan kurtarıp, Rumeli-Balkanlar’da Türk varlığının korunması, yeni fetihlere devam edilmesi bakımından 1071 Malazgirt Savaşı, Türklerin Rumeli’ye geçişi (1352-1354) kadar önemli tarihi olaydır. Sırp Sındığı kahramanının törenle karşılanıp taltif edilmesi gerekirken mükafatı ne oluyor biliyor musunuz Lüleburgazlılar? Bir tas zehir… Evet korkak, haset Lala Şahin bu yiğidi zehirle öldürüyor, kahramanın mükafatı bir tas zehir oluyordu.

Osmanlı’nın Kuruluş Devri, Trakya-Rumeli’nin Fethi en önde gelen kahramanı, Sırp Sındığı yiğidi HACI İLBEGİ’yi Osmanlı, Rum dönmesi Lala Şahin Paşa’nın hasedine uğrayıp, kurban edilip bir tas agu (zehir) ile zehirleyerek ödüllendiriyordu (!)

HACI İLBEGİ’NİN OSMANLI TAHRİR DEFTERLERİ’NDE ADINA MÜLK ve VAKIF KAYDI YOKTUR…

Sevgili okurlarım, Aydınoğlu Beyliği’nde başlayıp, Karesi Beyliği Başkomutanlığı ve ardından Karesi Beyliğini götürüp savaşsız, hiçbir makam, ikbal bekleyip istemeden Osmanlı Beyliği’ne bağlayıp, Osmanlı’nın genişleyip, Ege Denizi’ne ulaşmasını sağlayan, Orhan Bey’in adeta üçüncü oğlu konumunda olup, can dostu Gazi Süleyman Paşa ile Rumeli’ye geçip, Fetihlerde (Lüleburgaz bir tanesi) hep önde hep ileride bulunup, Sırp Sındığı’nda Haçlı Ordusunu bozguna uğratan Hacı İlbegi, Lüleburgaz’da iken yardımcısı Gazi Evrenos gibi Vakıf kurdu. Bu Vakfın, Lüleburgaz ve Trakya’da birçok yerlerde arazileri, mal varlığı vardı. Hatta bu vakfın Lüleburgaz’da içinde GAZİ ALİ BEY CAMİİ’nde (Kadı Ali deniyor ki yanlıştır) bulunduğu Külliyeyi tek erkek evladı GAZİ ALİ BEY adına inşa ettirdi (1360-1364), açılışını yapamadı, namaz kılamadı, göremedi çünkü Lala Şahin kendisini zehirledi. Daha sonra Hacı İlbegi Vakfı, Vakfiye arazi ve mal varlığı ailesinin ellerinden alınıp ailesi yoksulluğa terkedildi. Vakıf arazi ve mal varlığı miri mal (Devlete) geçirilip, tümü tapu kayıt ve defterlerinden silinip gitti. Bütün bunların sebebi inancı ve kendisine duyulan haset idi. Anlatalım kısaca;

Sevgili okurlarım, Karesi Beyliği’nin Osmanlı’ya katılıp Ege Denizi’ne ulaşılması ile sahip olunan topraklara Osmanlı’da Batı Anadolu, o dönemdeki başta Orhan Bey, Büyük oğlu Gazi Süleyman Paşa, Karesi’den katılan Hacı İlbegi, Gazi Evrenos, Ece Bey, Gazi Fazıl ve diğerlerine; Batı Anadolu Gazileri deniyor.  Seyyid Ali Sultan Velayetnamesi’nde; Burada, Batı Anadolu Gazileri’nin en parlak başarılarından biri olan; Trakya’nın Fethi onur ve olayını, bilinen bütün velayetnamelerden değişik biçimde, diğerlerine isyan, ağır itham edercesine Osmanlı tarih yazıcılığına meydan okuma tarzı var.

Hacı İlbegi kökleri-ataları Rum’a yani Anadolu’ya Horasan’dan gelme, Kızıl Deli denen, Hacı Bektaş Veli dergahına bağlı İslami görüş sahibi biridir. Osmanlı Beylik hanedanı Osman Bey olsun, Orhan Bey olsun İslam’ın birliği yayılması için kendilerini mücahit gören samimi Müslümanlardır ancak şehzade Murad Bey (I.Murat) koyu Sunni inançta çok katı biridir.

 Horasan Müslümanları ile Osmanlı hanedanı gibi Selçuklu Müslümanları başlangıçta aynı amaçta yani Osmanlı’nın kuruluş davasını birlikte yürütmekte bir ayrım yoktur ama Şehzade Murat bunu   gizli gizli içinden konu etmektedir.

 Hacı İlbegi komutasındaki Karesi Gazileri’nin Osmanlı’ya katılımını genel olarak; “Osmanlı önderliğinde din uğruna savaşa hizmet vermekten mutlu aynı görüşteki savaşçıların kardeşçe bütünleşmesi” gördüklerinden Osmanlı ile bütünleşmişlerdir. Anlaşıldığı gibi her şey güllük gülistanlık değilmiş. Hele Şehzade Murat Bey’in Tekirdağ, Çorlu fetihlerinde Hacı İlbegi’nin bölge konusunda verdiği bilgiler, nerede ne yapılmalı nerden nasıl saldırılmalı tarzındaki sözlerine Şehzade Murat çok sinirleniyor, açıkça öfkesini belli ediyordu hatta birkaç keresinde ağabeyi Gazi Süleyman Paşa, kardeşinin Hacı İlbegi’ne davranış ve sözleri üzerine: “Hele bir dinle, Hacı İlbegi yıllardır bu bölgede özel timiyle çok akınlar yaptı bölgeyi avucunun içi gibi biliyor” demek zorunda kalmıştı. Şehzade Murat’ın, Hacı İlbegi konusunda bir takıntısı daha vardı; aileye yakınlaşıp babası Orhan Bey, ağabeyi Süleyman Paşa tarafından çok sevilmesinden hasedi, nefreti vardı bu yiğit adama karşı.

1358’de Süleyman Paşa’nın şahadetiyle Rumeli Beylerbeyi-Rumeli Başkomutanı olan Şehzade Murat,  1362’de Edirne’nin Fethi ardından Sultan Orhan Gazi’nin vefatı ile I. MURAD olarak Padişah olunca dizginleri eline alıp, ilk işinden birinde Hacı İlbegi’nin kader arkadaşı Gazi Evrenos’u, Edirne Komutanı Lala Şahin Paşa yanına yaver tayin edince niyetini belli etmiş, iki Rum dönmesi paşayı birleştirmişti. Ardından gelen Sırp Sındığı zaferi ona en büyük payeyi vermesi gerekirken, Rum dönmesi Lala Şahin’in hasedine kurban edilip, zehirlenecekti.

“Vakfı, malı, mülkü her şeyi ailesinden, çoluk çocuğundan alınıp asimile edilmiş, ailesi yokluk, sefalete kurban edilip bütün kayıtlardan adı çıkarılmıştı”

 Sevgili okurlarım, Hacı İlbegi 1363’de zehirlenerek öldürülüyor. Dönem I. Murad dönemidir. Ardından Yıldırım Bayezıt dönemi geliyor, onun 1402’de Timur’a yenilmesi, 10 senelik Fetret Devri ve Çelebi Mehmet’in 1413’de Padişah olup, tekrar devleti toparlaması. İşte bu padişah döneminde Osmanlı’yı gafil avlayan, Şeyh Bedreddin ortalığı kasıp kavuruyor. Bu olayın başındaki Şeyh Bedreddin 1420’de asılarak öldürülüyor. Hacı İlbegi’nin ölümünden (1363), 53 yıl sonra Şeyh Badreddin olayı yaşayan Osmanlı, mezarı bile belli olmayan Hacı İlbegi’den bir kere daha öç alıyor. Meğer, Şeyh Bedreddin’in dedesi Abdülaziz ile Hacı İlbegi yakın akraba imişler. E ne olmuş akraba ise? Şeyh Bedreddin’in ölüm fetvasını veren Heratlı Mevlana Haydar; “Şeran katli helal fakat yedi ced akrabalarının dahi malı mülkü haramdır” diye fetva vermemiş miydi? İşte bu fetva gereği şeyhin yakın akrabası olan Hacı İlbegi’nin tüm vakıf mal varlığı, malı mülkü neyi varsa ailesinin elinden alınıp, miri mal (Devletleştirilmiş) olarak kayıtlara geçirilmişti. Dönem II. Mehmet -Fatih dönemidir. Bir de yasa çıkarılmış Devletin dini olan İslamiyet’in Sunni inancı resmileştirilmiş, diğer inançlar yasaklanmıştır.

 Sevgili okurlarım ardı ardına gelişen olayları Hacı İlbegi’nin zehirlenip vefatına kadar getirdik. Şimdi burada durup, geriye gidip, Lüleburgaz’a Anadolu’dan gelen-getirilen Türkmen Konar-Göçerlerin Lüleburgaz Kırsalına (Köylere) ve şehir merkezine ilk yerleşimine dönelim;     

 1360 SONRASI LÜLEBURGAZ’A ANADOLU’DAN KONAR-GÖÇER TÜRKMENLER GELİYOR-GETİRİLİYOR

Lüleburgaz 1357 Nisan ayında Hacı İlbegi -Gazi Evrenos komutasındaki Gazi Akıncı Ordusu tarafından zapt edildi. İlk Türk-İslam nüfus yerli dul Rum kadın ve kızlarıyla evlenen Gazi Akıncı neferleri idi. Şehrin Komutanı Hacı İlbegi, Başkomutan Gazi Süleyman Paşa’ya o da Bursa’da babası Sultan Orhan Bey’e; Rumeli’de zapt edilen yerlere yerleştirilmek üzere Anadolu’dan Konar-Göçer Türkmenler gönderilmesini istemişti. Bir taraftan Orhan Gazi Balıkesir Bursa yöresi kırsalındaki Konar-Göçer aşiretlerin Rumeli’ye geçişlerini organize ediyorken, diğer taraftan da; Hacı İlbegi ve Gazi Evrenos da Karesi-Balıkesir dolaylarındaki kendi aşiretlerini zapt ettikleri Bergos ve yöresine getirme girişimini çoktan başlatmışlardı.

Sevgili okurlarım, şimdi, Osmanlı Türk Lüleburgaz’ın ilk Türk İslam yerleşimi konusunda, gazete makalesinde yazılabilecek kadar kısa ve öz bilgilendirmek istiyorum; Bergos-Lüleburgaz’a Anadolu’dan kısa aralıklarla 1360- 1362-1364 gelen ilk kafileler; Hacı İlbegi’nin Karesili Türkmen Aşiretleri’nin ve de Gazi Evrenos’un aşiretlerinin içlerinde olduğu Türkmenler olup, yıl 1360 başlarıydı.

 Karesi ve dolaylarından toparlanıp gelen ya da getirilen bu aşiretler Anadolu’dan Venedik gemileriyle Tekirdağ’a oradan önlerinde sürüleri hayvanları, yaşlılar, çocuklu kadınlar at üzerinde diğerleri yayan yollara düşüp günümüz Muratlı’nın Arzulu Köyü’nden tarihi Trak-Avrupa Köprüsüz Yoldan Batıyı izleyerek bugünkü Davutlu-Çengelli Köyü’ne gelip bu kafileden Çengerli Aşireti Türkmenleri burada;  Çengelli- Davutlu-Seyitler, Kayabeyli, Ovacık arasında Kızlar Kırı Mezrağı’nda 10-15 çadır oba bırakarak, Alacaoğlu, Oklalı, Sarıcaali, Düğüncülü, Alpullu, Hayrabolu, Uzunköprü, Edirne yönüne doğru gitmişlerdir.

 Çengelli, Davutlu, Seyitler, Kayabeyli, Ovacık arasında Kızlar Kırı Mezrağı’nda yerleşenler burada yaklaşık 100 yıla yakın çoğalıp mezrağa sığamayacak duruma geldiklerinde, üç beşer oba (çadır) ile, Davutlu, Seyitler, Kayabeyli, Ovacık, Eskibedir, Müsellim ve Çengelli köylerimizin ilk Osmanlı Türk kurucularıdır. Çengerli Aşireti oldukça kalabalık göç kafilesi ile yola çıkmışlar, geldikleri güzergahta 3-5 obayı bırakıp yollarına devam etmişler, birkaç boyunun o zaman kurduğu Şarköy- Çengelli Köyü halen o ad ve unvanı taşımakta, ata soylarını yaşatmaktadır. Yine Lüleburgaz yöresinde ilk yerleştikleri Kızlar Kırı Mezrağı’ndan sonra kurdukları Çengelli Köyümüz ile o zamanlar yollarına devam edip gittikleri Babaeski yöresinde kurdukları Çengerli Köyü aşiretin adını bugün bile sürdürmektedir.

Lüleburgaz yöresine Anadolu’dan Karesi yöresinden gelen ikinci göç kafilesi 1362’lerde olup onlar da ilk kafilenin göç yollarını izleyerek günümüz Oklalı, Sarıcaali, Sarmısaklı (o zaman köydü), Hamitabat Köyleri mezralarına yerleşen ya da yerleştirilen Oğuzların Kayı Boyu Oglaklı- Oglaglı Obası-aşireti Türkmenleri olup bu aşiret Lüleburgaz Komutanı Hacı İlbegi’nin aşireti-obası olup onun vakıf arazisi topraklarına yerleştirilmişlerdir.

  Lüleburgaz’a üçüncü büyük göç dalgası, 1364’lerde, birinci ve ikinci göç kafilelerinin göç yollarını izleyen Evrenos Göçmenleri adıyla geçen Gazi Evrenos Bey kabilesi göçmenleri olup, şimdiki Davutlu Köyü’ne gelip oradan aşağı kuzeye doğru o zaman Rum Çiftliği olan Çiftlikköy’ü geçip günümüz B. Karıştıran, K. Karıştıran, Akçaköy ve Evrensekiz yerleşim yerlerine ulaştılar. Bunlardan B. Karıştıran ve Evrensekiz’de o zamanki yerli Rumlar’dan uzakça yerleri mesken tutup, yerleştiler.

Lüleburgaz merkeze gelen-getirilen Karesili Türkmen birkaç aşiret-obayı da yerli Rumlar’ın ikamet ettiği bugünkü Dere, Yılmaz, Yıldırım Mahallelerinin bulunduğu (Eski Burgaz) dışında günümüz Kocasinan Mahallesi odaklı yerleşim başlamıştı. Hemen belirteyim o zamanlar daha Camiler yoktu.

Hacı İlbegi gelen Türk Müslümanların sayısı arttığında, onların dini inanç ve ibadetlerini göz önünde bulundurarak hayatta tek erkek evladı Gazi Ali Bey adına içinde bugünkü caminin de olduğu Külliye’yi inşa ettirdi (1360-1364). Bu da, yani Külliye konusu da çok önemli, neden? Sorun Lüleburgaz’da oturup yaşayanlara: “Lüleburgaz’da Külliye var mı?”, belki birkaçı : “Sokollu Mehmet Paşa Külliyesi” diye cevap verir, ‘Başka var mı?’ dediğinizde cevap veremez. Bilmez ki, haberi yoktur. Öğrenme merakı da yoktur. Lüleburgaz’ın ilk Külliyesi; “Gazi Ali Bey Külliyesi, ikincisi: B. Karıştıran Rüstem Paşa Külliyesi. Üçüncüsü de: Sokollu Mehmet Paşa Külliyesi”dir.

  Sevgili Lüleburgazlılar, yaşadığımız Kent Lüleburgaz’ın Rumeli’de vatan olmasının 665. Yıldönümü nedeniyle kaleme aldığım bu makalede yer alan bilgileri: “RUMELİ’DE 665 YILLIK VATAN LÜLEBURGAZ ve GAZİ ALİ BEY CAMİİ TARİHİ” isimli kitabımın genişletilmiş İkinci Baskısından aldım. Kitabın Birinci baskısı 2010 yılında; “Rumeli’de 653 Yıllık Vatan Lüleburgaz ve Gazi Ali Bey Camii Tarihi” olarak yayınlanmıştı. Bin adet basılıp mevcudu tükendiği için genişletilmiş ikinci baskıya gidildi. Burada ilk baskıdaki “653 Yıllık” sözcüğü ile buradaki “665 Yıllık” tarihler tahmin edeceğiniz gibi; 2010’da Lüleburgaz’ın zaptının 653 Yılı olduğu, günümüzde –ki 2022 Yılı itibari ile- ise; 665 yılı olmasından bu tarihlerdeki değişiklikleri açıklamak gereğini duydum…

Bu yazının devamı olarak Gazi Ali Bey Camii’nin (Kadı Ali) ibadete açılışının 658. Yıldönümü olan yazım olacak.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı 5200 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» BERGOS (LÜLEBURGAZ) HARBEN ALINMIŞ SULHEN TÜRKLEŞMİŞ ŞEHİRDİR
» ‘İLBEGİ BERGOS’ DERLERDİ
» RUMELİ’DE 665 YILLIK VATAN LÜLEBURGAZ
» Haydi Lüleburgazlılar tiyatroya
» SOKOLLU MEHMET PAŞAZADE KASIM PAŞA’NIN BAŞI SOKOLLU MEHMET PAŞA TÜRBESİ’NDE NAAŞI LÜLEBURGAZ ZİNDAN BABA TÜRBESİ’NDE ÖYLE Mİ?
» SOKOLLU MEHMET PAŞA OĞLU KASIM PAŞA’NIN MEZARI NEREDE?
» ZİNDAN BABA
» EĞİTİMLE SİMGE OLMUŞ  ŞEHİR LÜLEBURGAZ !
» 30 AĞUSTOS 1922 SON TAARRUZ
» ‘DRUSİPARA’DAN BÜYÜKKARIŞTIRAN’A’ KİTABI ÜZERİNE
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter