16 Ağustos 2022 Salı
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Ahmet GÜDÜCÜOĞLU
GÜZELLİKLER
Yazı Tarihi: 18 Haziran 2022 Cumartesi 06:47

 İnsan yaşamında düşüncenin önemi çok büyüktür. Düşüncenin sonucunda kişilerde davranış biçimleri buna göre şekillenir. Etrafımıza şöyle baktığımızda insanların çoğunun karamsar düşünceyle donatıldığını görürüz. Hayatta olumsuz düşündükçe, yaşamda bize bunu negatif olarak yansıtır. Davranışlarımızı da bu düşünce yapımıza göre belirleriz. Dolayısıyla olumsuzluklar yaşamımızın tümünü kapsar. Bu da hayatımızın çekilmez bir hal almasını ve bunlar içerisinde kaybolmamızı sağlar. Hayatın güzelliklerini göremez, mutluluğu yakalayamaz ve hep acı içerisinde yaşama bakarız. Hâlbuki pozitif düşünürsek sözlerimiz, davranış biçimimiz ve bunların sonucunda alışkanlıklarımız hep olumlu olur. Bu şekilde hayata hep iyi yönünden bakarak mutluluk kapısını daha rahat açabiliriz. Olumlu düşünen insan yaşamdan zevk almaya başlayacak, bunun sonucunda da kendisine hedefler koyup buna ulaşmaya çalışacaktır. Tüm bu olumlu düşünmelerin sonucunda kendimize güvenimiz, cesaretimiz, araştırıcılığımız artacaktır. Olumlu düşünme devamlı pembe tablolar çizerek kendini kandırma değildir. Yaşamın gerçeğini olduğu gibi kabul edip, düşünce sistemimizi pozitif düşünceye göre yön vermeliyiz.

 Bu konuyla bağlantılı olarak Fakir Baykurt’un çok bilinen yaşam öyküsünden bir kesit oldukça dikkat çekici: “O günler şimdi herkesin bildiği çayın yeni yeni içilmeye başladığı yıllarmış. Evlerinin önüne açılan kahveden gelen, hoş kokulara dayanamayan Fakir Baykurt bir gün ''Çay isterim, ille de çay!'' diye tutturmuş, anası oğluna kıyamamış, elinden tutup kahvenin önüne götürmüş. Kahveci Topal Hüseyin'i çağırmış ve bir bardak çay istemiş.
Çay gelmiş, çayın nasıl içileceğini bilmeyen Fakir Baykurt, sıcak çaydan hızla bir yudum içmiş ama ağzı yanınca bardağı yere atmış. Çay dökülür ama toprak kaba olduğundan bardak kırılmaz. Eyvah Anam şimdi vuracak? Şurama mı vuracak? Burama mı vuracak? diye korkarken Anası kahveciyi yeniden çağırmış ve bir çay daha istemiş. Fakir Baykurt'a ikinci çay gelmiş. Çayı üfleyerek içmiş. Yıllarca sormuş durmuş: ''Anacığım o gün çayı döktüm, bir tokat vurmadın; neden vurmadın? “Bu sorunun yanıtını anası yıllar sonra oğlunun öğretmenlik yaptığı köy okulunda vermiş. Oğlunun sınıfını görmek isteyen Elif Baykurt o gün sınıfa girer, oğlunun ders verişini izler. Beş sınıfı birden okutan Fakir Baykurt Anasının ders izlemeye geldiği günü şöyle anlatıyor: Sınıfta estim, gürledim! Ders bitince dışarı çıkarlar ve Yazar Anasına öğretmenliğini beğenip beğenmediğini sorar? Anasıda eh, işte fena değil diyerek düşüncesini belirtir.

Nasıl fena değil, müfettişler geliyor; iyi veriyor, pekiyi veriyor. Sen de öğretmenliğim fena değil diyorsun. Nasıl böyle düşünüyorsun. Bunun üzerine anasından etkileyici olan cevabı alır. Yıllarca sordun, durdun. Şimdi söylüyorum, aç kulağını dinle! Ben sana çay döktüğün gün kızsaydım, içindeki aslan küserdi. Dövseydim, o aslan ölürdü! Böyle öğretmen falan olamazdın. İşte, sen de benim yaptığımı yap ve sakin ol. Şiddet gösterip bu çocukların içlerindeki aslanı sakın öldürme!”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı 485 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» NEREYE GİTTİLER?
» HİROŞİMA BARIŞ PARKI
» İLHAN İREM
» ÜNZİLE
» YAŞLILIK  
» BÜLENT EKEN
» DİDEM MADAK
» ANNE VE BABA
» ORHAN SUAT 
» TOLSTOY
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter